Knidos Kap Krio – Deveboynu Yarımadası

Knidos’a yaklaşırken karşımıza çıkan görüntüde ilk Kap Krio Yarımadası’nı görürüz. Kuzeybatı’dan Güneydoğu’ya doğru eğik bir biçimde, bir uçtan diğer uca 1,5  km ye yakın bir uzunlukta bir kara parçası. Fotoğrafta da görüldüğü gibi hörgüç benzeri yükseltilerden dolayı Yarımada’ya  Deveboynu denmiş. Eni 700 m civarında olan Knidos Kap Krio ( Deveboynu )  Yarımadası Knidos’u açık denizden ve düşmanlarından koruyan bir duvar gibidir. Bir zamanlar ada olduğu belirtilen yarımada, Anakara ile olan mesafenin zamanla dolması ile Anakaraya bağlanmıştır. Yapılan kazı ve araştırmalar bize Kap Krio’daki yerleşimin Knidos’tan çok öncelerine dayandığını göstermektedir. Bazen arkdaşlarımla bazen yalnız olarak Kap Krio’yu dolaşarak araştırma gezileri yaptım, Deveboynu yarımadasını antik ve doğal açıdan görüntülemeye çalıştım. Bu sayfamda çektiğim fotoğraflardan, izlenimlerimden ve şu an Knidos kazılarını yöneten Doç.Dr. Ertekin M.Doksaltı’dan edindiğim bilgiler çerçevesinde bu yarımadayı tanıtmaya çalışacağım. Knidos’a gelen çok az kişi bu tarafa geçip gezmekte diye düşünüyorum, çünkü Knidos kalıntıları geniş bir alanı kapsamakta, ziyaretçiler ancak anakara üzerindekileri gezebilecek zamanı bulabilmektedirler. Görmeyenler için veya gelecek kişiler için bu sayfamın bilgilendirici olacağını düşünüyorum.

knidos Kap Krio yarımadası

Adanın denize bakan tarafları oldukça sarp kayalıklarla kaplı, bu kayalıklarda mağaralar, yarıklar bulunmakta. 2015 yılında yaptığım yürüyüşte daha önce çıkmadığım Güney kısımdaki sarp kayalıklara çıktık ve ilginç tarihi ve doğal görüntülerle karşılaştık, sayfamın devamında bu görüntüleri göreceksiniz. Knidos’a geldiğinizde bu denizlerden geçen bir çok yük ve yolcu gemisini, kotraları görürsünüz, buradaki deniz trafiğinin yoğunluğuna şahit olursunuz, bu yoğunluk antik çağda da buna benziyordu. Deniz yoluyla Kap  Krio önlerinden bir kaç kez geçtim, bir defasında dümende ben vardım. En güzel havada bile bu denizler öğleden sonra değişirler, gelen sert havalarla karşılaşırsınız. Yakın zamanlarda da batan tekneler oldu, deniz altında antik dönemden bu yana yatan batıklar bu suların nasıl zorlu bir yer olduğunu bize göstermekte. Hatırladığım kadarıyla Knidos önlerinde çıkarılan bazı buluntuların Bodrum müzesinde sergilendiğini okumuştum.

kapkrio^yu ana karaya bağlayan toprak

İlk gezilerimden birinde Kapkrio’dan çektiğim fotoğraf, daha sonralarda bu açıdan fotoğraf çekmediğim anlaşılıyor, ilk fırsatta bu açıdan güzel bir fotoğraf çekmeye çalışacağım, şimdi gerekli olduğu için bu fotoğrafı kullanmam gerekti Anakara ve Kap Krio’yu birbirine bağlayan dar kara parçası, uzunluğu 50 m civarında fotoğrafa bakarsak eni de fazla değil. İki yükselti arasında alçak bir düzlük, buradan sonra Kap Krio yükselerek devam ediyor.

 

kap-krio liman surları

Yine Web sitemdeki eski bir fotoğraftan yararlanacağım, ticari liman ( büyük liman ) mendireğine doğru kıyı boyunca uzanan duvarlar. Kap Krio’yu gezmeye buradan başlıyorum. Surların ilerisindeki düz alanın antik dönemde teknelerin bakım için çekildiği yer olarak okumuştum ( Ertekin M. Doksanaltı ). Bu bölgede balıkçılara ait buluntular da ele geçmiş.

kapkrio gezisi

Yarımada’nın doğu tarafındaki yapı kalıntılarına doğru yürüyoruz, burada karşımıza bilgilendirme tabelası çıkıyor. Tabelada antik dönem coğrafyacısı Strabon’un Knidos’tan behsederken önündeki adaya mendirekle bağlanan çifte bir şehirden söz ettiği,  Kap Krio denilen bu adada şehir halkından kimselerin ikamet ettiğini bildirdiği yazıyor.

knidos kap krio yapıları

Kapkrio’da karşımıza çıkan en önemli yerleşim kalıntıları burada, Tabelada, Teras Yapıları denen bu bölümün 1992- 1996 yılları arasında yapılan kazılarda ortaya çıkarıldığı belirtiliyor. Bilgilendirme tabelasında ” Her biri 9 x 34 m ebatlarındaki teraslar doğu batı ara caddeleri ile ikişerli gruba ayrılmış, doğu batı yanlarında merdivenli caddelerle sınırlandırılmıştır ” denilerek planlara ve buluntulara bakarak bu yapıların ticari amaçlı yapıldığı yazıyor. Şehir içinde Kap Krio’nun limanlar ile olan  bağlantısı nedeniyle yapılmış olmalılar.

kap-krio-2

Yapılar Değişik büyüklükte ve şekilde taşların polygonal biçimde (çok köşeli) örülmesiyle yapılmış.

Knidos Kap Krio – Deveboynu Yarımadası” için bir yorum

  • 8 Eylül 2015 tarihinde, saat 19:45
    Permalink

    Muzaffer bey çektiğiniz resimler çok güzel – elinize sağlık. Ben izin verirseniz bir-iki nokta ekliyeyim. Sonradan ensiz bir dil ile anakaraya (ki bu sahile yerliler Tekir der) bağlanan yarımadaya doğu tarafından bakışta göze görünen kadraj tıpkı suya atlamaya hazırlanan dev bir caretta-carettaya gibidir.
    Cape Crio’nun açık denize bakan tarafındaki deniz fenerinin önünde Yunan adalarını gezdiklerini sanan ağzı açık ayran delisi (Yunan hayranı) ecnebilerin suratına çarpan büyük bir Türk Bayrağı boyalısı vardı. 07 Ağustos Cuma günü Ertekin Doksanaltı hocamızla antik kenti dolaşırken bu görüntünün maalesef silindiğini bildirdi. Çok üzüldük. Son yıllarda 16 Ege adamızı Avrupa birliği sevdası ile Yunanistan’a kaptırdığımızı hatırladık .Bu görüntünün mutlaka tekrar ihya edilmesi gerekiyor. Ne yapalım? Kimlere gidelim beraberce Muzaffer beyimiz?
    Cape Crio üzerindeki -teraslı Roma villaları dışında- en önemli eser, Knidos’a vergi muafiyeti sağlayan, Caesar ve Augustus dostları Artemidoros ailesinden Aristokleidas’ın kızı hayırsever kadın Lykaithion’un mezarıdır.Ertekin hocamız bu önemli mezarı tüm detayları ile neşretmiş, bize de bir pdf ile nezaket göstererek bunu yolladı.
    C.Newton bu kadının heykelini tesadüfen bulmuş; heykel torso imiş ama onu da British Museum’a onarım için götürmüşler. Fakat çevredeki üç süslü sarkofajı (=lahdi) zahmetli ve masraflı bularak yerinde bırakmışlar. Bunlar zamanla hem doğanın ve hem de belki de bazı vandalların tahribi ile günümüzde maalesef tanınır gibi değil.
    Gayretlerimizi birleştirmek dileğiyle saygılar sunuyoruz Muzaffer beyimiz.Esin Turnalı.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir