Bağlar Diyarında Üç Gün Süren Fantastik Bir Gezi

Tesisin dışındaki alanlarda piknik yapanlar vardı, burada çektiğim fotoğraflar romantik tablolardan çıkmış gibi. Burada bize Mustafa Dağlı arkadaşımız da katıldı, Ankara’da yaşayan Mustafa arkadaş gezen insanlardan.

Gezilecek, görülecek yer çoktu ama zaman bu kadardı, güzel anı ve fotoğraflarla Güney Şelalesi’nden ayrıldık.

denizli buldan tripolis antik kenti

Şelaleden sonra yine Menderes nehrini takip ederek uzunca bir yol aldık, bağlar, seralar içinden geçtik. Bir ara arkadaşlarım durdu, düz bir alanda üzüm kurutanları fotoğraflarım diye durmuşlar.  Fotoğraf çekerken üzüm kurutanlarla selamlaştık, güzel anlardı.

Son durağımız Denizli Buldan İlçesi Yenicekent mahallesi sınırları içindeki Tripolis ( üç şehir ) antik kentiydi. Antik kente girer girmez rehberimiz Ali Yollu antik kent ve kalıntılarla ilgili bilgi vermeye başladı. Hellenistik dönemde Frigya, Karia ve Lidya bölgelerinin keşişme noktasında olmasından dolayı kente Tripolis denmiş. Kazılardaki buluntulardan kentin 6000 yıl öncesine kadar gittiği anlaşılıyor.

Kent en ihtişamlı zamanını Roma döneminde yaşamış, M.S 2. yy dan itibaren birçok görkemli yapı yapılmış. M.S 7. yy da Sasani akınlarına maruz kalır, halk dağlara çekilir. Bizans ile Türkler arasında birkaç kez el değiştiren kentte 13. yy dan sonra İnançoğulları ve Germiyanoğulları ile birlikte Türk hakimiyeti başlar. 1429 da Denizli ve çevresi Osmanlı hakimiyetine giriyor.

Üstteki fotoğrafta görülen sütunlu caddenin bir kısmı ortaya çıkarılmış, toplam uzunluğu 450 m imiş. Sol altta kilise sağ altta tonozlu bir kısım görülmekte. Kentte gezerken birçok yerde künklerle yapılmış su yolları görülüyor. Bir tanesi anıtsal çeşmeye doğru gidiyor, kanalizasyon tertibatları da dikkatimi çekti. Antik kent kısa bir süre önce tesadüfen keşfedilmesine karşın çok iyi kazılmış, kazı çalışmaları Pamukkale Üniversitesi tarafından yapılıyormuş.

Üstte görülen kapalı çarşının mimari yapısı bana İzmir Agora’daki Smyrna antik kentine ait kapalı çarşıyı hatırlattı, çok benziyor. Sağ altta tonozlu kısmın içi görülüyor. Sol altta hemen girişte yer alan anıtsal çeşme var.

 

Agora ve etrafını çeviren portikli kısım, burada üzüm ezmekte kullanılan geniş bir taş vardı. Güneş batmak üzereydi, güvenlik görevlisi akadaşın uyarısıyla gezimizi sonlandırdık. Çok güzel bir antik kent ortaya çıkarılmış, büyük bir alanda daha çıkarılacak çok şey var. Gelecek yıllarda bunları görebiliriz. Ve güzel günlerde tekrar buluşmak dileğiyle arkadaşlarımızla burada vedalaştık. Ana yola çıktıktan sonra Sarayköy istikametine doğru yol aldık, akşam karanlığında Denizli geçilip Tavas yoluna çıktık. Sonrası kolay artık, bildiğimiz yollar. Güzel paylaşımlarla, heyacanlarla geçen bir üç gün yaşadık, üç yılda görebileceğimiz kadar çok şey gördük. Arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.