Knidos Gezisi

knidos propylon

Propylon apollon tapınağına geçişi düzenliyor. Burada arınıldıktan sonra tapınağa geçiliyordu. Sağ tarafımızda bulunan Doğu – Batı caddesinin ucundayız, başlangıç veya bitim noktası olabilir, bu cadde 13 m genişliğinde 750 m kadar devam ediyor, şu anda açılmış değil, birkaç yerde sondaj çalışması yapılarak bu bilgiler alınmış, uzun yıllar alacak bir çalışma olur sanırım.

knidos kanalizosyonları

Doğu – Batı caddesinin altından geçen 2,5 m derinliğindeki kanalizasyon kanalları Propylon’un altından devam ederek denize doğru gidiyormuş.

knidos apollon tapınağında

Propylon’u geçince Apollon tapınağı ve Altar’ına (Sunak) geliyoruz. Bir zamanlar burada kazı yapan Amerikalı İris Love zamanında kazılıp bırakılan birçok çukur karşımıza çıkıyor.  Küçük liman da aynı şekilde kazılıp atılan topraklarla bataklık durumundaymış. Tabii bunda bana göre alelacele birşeyler bulup ünlü olma düşüncesi var. Son kazıları yapan Ertekin hoca benim amacım bir sistemi, bir kültür varlığını ortaya çıkarmak diyor.

apollon tapınağından knidos tapınağı

Yukarılara çıktıkça manzara değişiyor, Knidos’un Ege ve Akdeniz tarafındaki antik iki limanını görebiliyoruz.

knidos apollon tapınağı

Apollon tapınağı ve Altar ( Sunak )  MS. 2. yy da inşa edilmiş, Altar açık planlı, tapınağın üstü kapalı. Antik dönemde normal sıradan insanlar tapınağa giremezmiş, sadece görevli rahiplere girme izni varmış, tapınak kutsal bir yer. Tapınaklar o günün inanışına göre tanrılar için yapılan yapılar, içerideki tanrının heykeli tapınağın Naos denilen kutsal odasında yer alıyor. Tapınağa ancak yılın belli bir zamanında yapılan törenle ve dinsel huşu içinde, tütsüler yakılarak, ilahiler okunarak giriliyor. Tapınaklarda tanrının küçük heykelleri satılıyor, tabii geliri rahiplere kalıyor. Sunağın hemen yanında  kapısı görülen bir kaynak var, bu kaynak da Apollon ile ilgili. Suyun temizlenmek, arınmak ve hayatın kaynağı olmak gibi özel bir anlamı var.

Altar açık bir yapı, insanlar Tanrı’ya sunularını, kurbanlarını burada yapıyorlar. Burada bulunan iki mermer levhanın yıllar önce fotoğrafını çekmiştim,  buradaki yazılarda Altar’ın (sunak) Apollon Karneios’a adandığı ve yontma işlerini Antakyalı Theon ile Knidoslu Zenodototos’un yaptığı yazıyormuş. Altar’a ait kabartmalar birçok buluntu gibi Marmaris müzesinde.

Tapınak duvarları yumuşak taşlardan oluştuğu için aşınmışlar, burası daha sonra kilise olarak kullanılmış, bunlardan kalan harçla örülmüş kaba duvarları görebiliyoruz. Burada Apollon’un kült heykelinin bir parçası var, bir duvarın içinde bulunmuş,  heykelin tümünün 10 metrenin üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Heykel parçasında kumaş kıvrımları ve ayağının bir bölümü belli oluyor. Genelde erkek yunan tanrıları çıplak olarak tasvir edilirken bu heykelde Apollon giysi ile tasvir edilmiş, Hellenistik dönemde yapılmış olabilir.

knidos dikine yollar

Apollon tapınağının üstündeki bu basamaklar oturma yerleri, ayinleri, törenleri  izlemek için yapılmışlar. Birçok kişi beyaz boyalı taşlarla belirtilen yoldan ayrılarak Apollon tapınağına gelirler, buradan sol taraftaki patika yolu kullanarak bir üst terasa geçerler. Aslında geçmişte tapınak duvarı boydan boya devam ediyormuş, üst terasa geçmek için sağ taraftaki boyalı taşlarla belirtilen yol kullanılırmış.

4 thoughts on “Knidos Gezisi

  • 4 Haziran 2015 tarihinde, saat 01:07
    Permalink

    Önce Türkiyemizi tanıyalım, sonra dünyayı tanıyalım … Datça Knidos dünya harikası bir yerdir. Datça gelip burayı görmeyen Datça ya geldim diyemez.

    Yanıtla
  • 24 Ağustos 2015 tarihinde, saat 13:19
    Permalink

    Muzaffer bey çok teşekkürler de , birçok kez mesajlarla ve bir mütevazı kitap aracılığı ile görüştüğümüz gibi, artık lütfen M.Ö.340’larda yapıldığı bir şehir efsanesi (City legend) haline gelen Burgaz’dan taşınma öyküsünü tanıtım levhanızdan çıkartıp ziyaretçilere aykırılığı bilim adamları tarafından kanıtlanmış bir fikre kapılmamalarını sağlasanız diyorum. Başarı dileklerimizle… Esin – A.Bilgin Turnalı.

    Yanıtla
  • 22 Eylül 2015 tarihinde, saat 18:49
    Permalink

    Arkadaşlar bir konuya değinmek istiyorum.
    2 Gün önce Datça ve çevresini gezmek istedik.
    Knidos merak ettik uzun ve dolambaçlı bir yolu katetdik, vardık knidosa ve bir gişe ile demir kapıya. Gişedeki görevliye söyledim şöyle bir bakayım sonra bilet alalım diye, olmaz dedi gişedeki görevli, bakacaksan demir parmaklık kapının dışından bakacaksın. Arkadaş bak 4 kişiyiz diğer arkadaşlar burada kaçıp gitmeyeceğiz ya falan, olmaz dedi. aldık biletlerimizi bir arkadaşın müze kartı vardı, bir arkadaşımızın işbank kredi kartından müze kart kullandı, 2 kişi 10+10= 20 lira verdik girdik.
    Şimdi konu burada arkadaşlar, Alan geniş içeride kafe restaurant ve bar var. Ayrıca önemli olan kazı ve tarih araştırma bölümü var ki, tel ile çevrili,
    Sahaya girdiğimizde 2. bir gişe ve kapı var meğerse asıl olarak eğer kazı ve tarihi bölgeye gireceksek para vererek bilet almak gerekliymiş, yani biz o kadar yolu gittik ama, kafede birer çay veya soğuk bişeyler içelim desek, boşuna para ödemişiz, öndeki deli dumrul gişesinde.
    Sonra çıkarken sordum, mesela biz kafeye gidecektik neden bizden para aldınız diye, bize söylemediniz ki diyor görevli, be arkadaş biz egenin en ucuna 1 saat öylesine bir yoldan gelmişim, buranın nasıl bir yer olduğunu mu biliyorum.
    Arkadaşlar, eğer Knidosa gidecekseniz lütfen gayret gösterin otoparkın olduğu yerdeki ön gişeden bilet falan almayın, içeri girin eğer ören ve kazı yerini gezecekseniz orada gişe var zaten, oradan alınız biletinizi… Dışarıdaki Deli Dumrul gişesine kesilmeyiniz lütfennnnn…

    Yanıtla
  • 9 Ağustos 2020 tarihinde, saat 14:07
    Permalink

    Uyarınız için teşekkürler.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir