Dağların Karşı Konulmaz Büyüsü

 

Sık bitki örtüsüne karşın çok zorlanmadan inişimize başladık ta ki bir dereye benzeyen çarşak denen taş parçalarının olduğu yere kadar.

 

Çarşakla birlikte birden arazi dikleşti, taş yığınlarının içinde  güçlükle yol aldık. Bu anlarda dizlere, ayak bileklerine çok iş düştü. İki kez kayıp düştüm, düştüğüm anda ellerimden destek almam sayesinde fazla acı verici bir durum olmadı ama yürüyüşten sonra bileğimdeki ağrının nedeni bu düşmelerdi.  İndikçe iniyorduk, arazinin bu denli dik olması biraz tedirgin etti önceleri, çünkü önümüze aşamayacağımız bir yar, kaya parçası çıkabilirdi. Nitekim indiğimiz bu taşlı dereyi andırır kısım dağın tek geçit veren kısmıymış, bunu daha sonra anladık. Doğru yerden inmişiz.

 

Arka arkaya sıralanan dağların oluşturduğu manzaraları seyredecek pek zamanımız ve halimiz olmadı, doğayla zorlu bir mücadele yaşadık. Taşlık kısımlar bitti bu kez bitki örtüsü çok sıklaştı, öyle, böyle derken,  yeni açılan orman yollarından birine çıktık. Bu rahatlama kısa sürdü, yol biraz sonra bitmez mi? Sedat arkadaşım boşver biraz daha heyacan yaşarız diyerek sık bitkilerin içine dalıverdi, bu kısımlarda dikenli sarmaşıklar pek çoktu.

 

Datça’nın büyüleyici manzaralarından biri karşımızdaydı, manzaranın tadını çıkardığımız nadir anlardan. Aşağıda görünen orman yollarından birine ulaşmaya çalışacağız.

 

Bir zaman sonra yeniden toprak bir yolda olmanın rahatlamasını yaşarken , bu mutluluk ta uzun sürmedi, tekrar yol bitiverdi. Geriye dönüp yol nereye gidiyor diye arayamıyoruz, dağa doğru çıkan bir yol, bitkilerin içinden de olsa inmek daha kolay geliyor. Tekrar ormana girmekten başka çare yok, ilerlerde çam ağaçlarının dalları görünüyordu, o tarafa doğru gitmeye çalıştık.

 

Ve nihayet bizi arabamıza kadar götürecek olan yoldayız, yola çıktığımda Sedat arkadaşım yolun ortasına oturmuş beni bekliyordu. Artık gücümüzün sonlarındayız, yedi saat boyunca ara vermeden yürüdük. Normal bir yolda geçmedi bu saatler, inmeler, çıkmalar, tırmanmalar arka arkaya geldi. Bir yandan tüm dikkatinizi kullanıyorsunuz, doğru yönü bulabilmek için beyniniz, duyu organlarınız sürekli tetikte. yanımıza yiyecek bir şey almadık, sabah kahvaltısı ile idare ettik, o da biraz beni rahatsız etti. Soldaki fotoğrafta inişi gerçekleştirdiğimiz arazi görülüyor, yarık kısımdan indik. Görüldüğü gibi diğer kısımlar aşılmaz kayalıklarla kaplı.

 

Yol kısık mevkiine gidiyor, sağa giderseniz Güvercin çiftliğine çıkıyorsunuz ki bu yol Kartal Vadisi’ne giden Karia yolu üzerinde. Kısık’tan Pirenlik’e gelerek arabamıza bindik. Güzel, dolu dolu bir yürüyüş oldu, Sedat arkadaşım da ilk kez bu dağlardan büyüdüğü toprakları seyretmiş oldu. İkimiz de mutluyduk, hava da böyle bir doğada yürümek için uygundu. Ertesi gün çok sıcak bir hava oldu, öyle bir havada bu dağlarda  yürümeyi hayal bile edemiyorum, bunalırdık herhalde. Sağ altta yürüdüğümüz yerlerden bir bölüm görülüyor, buradan bakınca orada gördüğümüz doğayı hayal etmek ne zor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.