Dağların Karşı Konulmaz Büyüsü

 

Karadağ oldukça dik bir dağ, burada olduğu gibi Çarşak denen parçalanmış kayaların oluşturduğu kısımlar birçok kez karşımıza çıktı. Kopan kaya blokları düşerken parçalanıyor, metrelerce uzunlukta yığınlar oluşturuyor. Bunlar bazen daha ufalanmış halde olduğu gibi bazen iri parçalar halinde oluyor. Burada yürümek kolay olmuyor, kaymak, düşerek sakatlanmak riski hep var. Ayak bilekleri zorlanıyor, inerken böyle bir yerden indik bayağı zor oldu.

 

Tepelere doğru çıkarken her soluklanışımızda arkamızdaki bu güzel manzarayı doya doya seyrettik. Hemen karşıda 615 m yükseklikte Yarıkdağ var, arkasında sol tarafta 743 m yüksekliği ile Tuludağ uzanmakta, hepsi zamanla tırmandığımız dağlar. Bu dağlar Karadağ gibi zorlayıcı değil, Karadağ’ın çevresindeki bitki örtüsünün bu zorlukta payı büyük.

 

Karadağ gibi bir dağa gelmişseniz zaman zaman kayalara tırmanmanız gerekiyor, burada en büyük risk kaya yapısı ile ilgiliydi. İlerilere doğru gittikçe kayalar daha parçalanır, kopar haldeydi. tuttuğumuz, bastığımız yerleri çok iyi seçmemiz gerekiyordu. Burada hata yapma şansınız yok, altınız uçurum, onu da geçin buralarda birkaç metreden düşmek bile ölümcül olabilir, bıçak gibi keskin kayalarla çevrili. Birkaç gün önce yağan  yağmurun da etkisi var sanırım kayaların bu durumunda. Toprak yumuşak, nemli, buralardaki topraklar yaprakların çürümesi ile oluşmuş, kaygan bir yapısı var.

tepelrden datça manzarası

 

Gökyer tepesinin ilerisinden Karadağ’a ulaşıyoruz, ilerideki yüksek zirvelere doğru yürüyeceğiz. Buradan artık manzaralar çok daha başka, Ege ve Akdeniz’i görebiliyoruz, yerleşimler kuş bakışı gözlerimizin önünde uzanıyor. Puslu hava iyi bir fotoğraf almamı etkilese de çok hoş görüntüler vardı.

 

En yakınımızda Hızırşah görünüyordu,  biraz gidince dağların ucundan Esenada göründü.

 

Batıdaki manzara ise görüş alanı biraz daha genişleyerek aynı netlikte devam ediyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.