Bir Denizden Diğer Denize, Akdeniz’den Ege’ye…

2 Kasım Çarşamba günü Selehattin Demirhan’ın Selo 1 teknesi ile Datça Limanından hareket ederek Körmen limanına geldik. Datça Yarımada’sını denizden dördüncü dolanışım, Yarımada’nın en ucunda Ege ve Akdeniz’in buluştuğu suları geçmek her zaman heyacan vericidir. Antik çağlardan bu yana birçok denizci ve yolcu için de heyacan verici bir yer olduğunu düşünüyorum.
Geçenlerde Selahattin arkadaşımla karşılaştığımda yakında Körmen’e ( Karaköy ) gideceğim, gel istersen demişti, tamam demiştim ben de. 02 Kasım’da telefon geldiğinde saat 10.00 a yaklaşıyordu, Selahattin kaptan ” Hocam bugün hava güzel olacak biz Körmen’e gidiyoruz, seni de bekliyoruz ” der demez hemen hazırlanıp limanda arkadaşlarla buluştum. Bu yolculukta teknede benden başka Ramiz Akyel, Ali Koç, Ata Öztürk, Erkan Yıldız, Rafet Antalyalı vardı. Rafet öğrencimiz yıllar sonra böyle bir etkinlikte bir araya geldik, balık tutmayı çok seviyor.

Datça Limanı’ndan Karaköy Limanı’na gitmek Yarımada’yı dolaşmak demek, bunun için hava durumu önemli, Knidos önleri sürprizlerle dolu bir yer, hava güzel der yola çıkarsınız, orada hava değişiverir birden, ilk geçişimde böyle bir deney yaşamıştım. Bu gibi yerlerde öğleden sonraya pek kalmamak lazım, o gün arkadaşlar havanın iyi olduğunu görüp ani olarak bu kararı vermişler, böyle olunca  benim de yola çıkmadan kısa bir zaman önce haberim oldu. Güneşli, hafif serin bir hava vardı.

mavi yolculuk

Demir alınıp mavilere dümen kırdık, Ali Koç limandan ayrıldıktan kısa bir zaman sonra balık tutmak için ucunda yapma balık bulunan sırtıyı denize bıraktı. Yolculuk boyunca orta sularda gezen balıkların arasından geçeceğiz.

mavilerin-icinde-2

Seyahat boyunca fazla fotoğraf çekemedim, limandan geç vakitte hareket etiğimizden ( 11.15 ) derin sulardan düz bir rota tutturuldu. Böyle olunca kıyılar, koylar uzaklarda kalıyor. Fotoğrafta Kargı koyu hizasından geçişimiz görülüyor. Selahattin kaptan da oltasını hazırladı, büyük balıklar için. Kendisi bu suları , Yarımada’yı çok iyi bilen kaptanlardan yıllarca denizlerde yan yana balık tuttuk. Teknolojiyi takip eden, yaratıcı bir arkadaş, balıkçılık konusunda da oldukça iyidir. Yaz boyu teknesi ile turist gezdirdi, sezon sonunda genellikle her yıl teknesini Karaköy limanına getirir, güvenli bir liman olmasının yanında kışın lodoslu havalarda bu denizlerde avlanmak açısından. Yol boyunca dümende Ata Öztürk  oldu, kendisinin Datça limanına bağlı bir teknesi var. Teknede bulunanların birçoğu denizci, denizlerle haşır neşir olmuş kişiler.

Selahattin Kaptan’ın Selo 1 teknesi 10 metre boyunda Bodrum yapısı bir tekne, içinde her türlü tertibat var, tam donanımlı. Bodrum tekneleri işçilik ve görünüm olarak kendini hemen belli ederler. Selo 1 oldukça dengeli, arada sırada geçtiğimiz dalgalı sularda hiçbir sallantı hissetmedim.

mavilerin-icinde-3

İnceburun feneri’nden geçişimiz, limandan 40 dakika önce çıkmıştık, bizim balıkçı tekneleri ile bu yolu bir saatte alırdık. Misinaları at çek, bayağı yorucu bir gün yaşardık. Karayel bir yandan, güneş bir yandan, o yorgunlukla akşam limana geliş  bazen pek zevkli olmazdı, pancar motorun sesi kulaklarımızda çınlarken, bir de boş geliyorsak !Ama gün verimli geçmişse ne yol, ne güneş, ne rüzgar hepsi vız geliverir, insan psikolojisi böyle bir şey işte.

Bu gezi anılarımın da canlandığı bir gezi oldu benim için, Yarımada’nın her karış toprağında, denizinde birçok acı, tatlı anım var. İnceburun denizcilik yıllarımda çokça balık tuttuğum bir yerdi, buradan açık denize çıkıyorsunuz, her zaman dalgalı bir deniz vardır. Kayalıklar ve güçlü akıntıların olduğu bir yer, ayrıca dipte ağ ve misina kalıntıları pek çoktu. Avlanırken bunları da hesaba katmak, ona göre davranmak gerekiyor. İnce Burun’un etrafındaki kayalıklarla kaplı sular balıkların yemlerini bulacakları, barınacakları yerler. Bu sularda büyük balıkları yakalama şansım oldu, yazın deniz trafiği çok artar, oltaları toplarken veya atarken bu trafiği çok iyi gözlemek gerekir, o teknelere veya kendinize zarar verebilirsiniz. Dalgalarla boğuşurken yanınızdan hızla geçen bir tekneyle daha da zorlaşır işiniz. Bizim balıkçı kayıklarımız genellikle 7 – 8 m civarında teknelerdi, bazen kasıtlı olarak büyük bir mavi yolculuk teknesi yanınızdan geçer, siz pareketinizi topluyorsunuzdur, kocaman dalgalar oluşur. Gerçek denizci olmayan, deniz kültüründen uzak insanlar bu sektörde az değil, ekmek yediği denizlere çöpünü, sintinesini boşaltan. O yüzden her yanımız denizlerle kaplı olduğu halde tam bir deniz ülkesi olamadık, doğru şekilde yararlanamadık.

mavilerin-icinde-4

Arkamızda köpükler bırakarak mavilerin içinden bir martı gibi süzülüp gidiyoruz, al bayrağımız ayrı bir güzel dalgalanıyor. Selahattin kaptan denizden iyi anladığı gibi teknelerden de iyi anlar. Onun tekneleri hep görsel açıdan güzel teknelerdir, özenir, en güzel şekilde bakımı yapılır. Teknesinde konfor hep vardır, herşey yerli yerinde. Sosyal bir insandır, teknesinde arkadaşları hep vardır, yerler, içerler. Gezdirdiği kişiler onu hep hatırlar, imkanları olursa yine onunla mavilere açılmak isterler.

mavilerin-icinde-5

Bu sular hep kayalık, büyük balıkların sıkça ziyaret ettiği yerler, Akyaların, palamut sürülerinin küçük balıkları buralarda sıkıştırdıklarına çokça şahit olmuşuzdur. Burunların uzantıları deniz dibinde de devam eder. Geçen yıllarda Ekrem arkadaşımla Kargı’dan İnceburun’a yürümüştük, bu bölgede çamlardaki sararma ve kuruma dikkatimizi çekmişti. Bu kez denizden bakınca birçok çam ağacının kurumakta olduğunu gördük, belki bazıları da kuruydu. İnce Burun’u döndük’ten sonra da bu manzara devam etti, arkadaşlarımızla kaygılandık. Bu kısımlarda dağlara turuncu ve kahverengi renkler hakim olmuştu.

selo 1

Seyahat boyunca fotoğraf çekmek için çoğu zaman teknenin ön güvertesinde durdum, hava çok güzeldi. Sağ alt fotoğrafta Palamutbükü adasının yanından geçişimiz görülüyor. Karadan bakınca oldukça güzel bir manzara oluşturan ada buradan fazla ilgi çekici değil. Manzara fotoğrafları karadan, yükseklerden daha iyi çekiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir