Kızılova Keşif Yürüyüşü

kizilova-kesif-15

Hemen önünde bir ahlat ağacı, yörede kel armut diyorlar, bir tanesini tatım daha olmamış. Olgunlaştığı zaman kararıyorlar, geçen yıllarda Sındı’da olmuşunu yemiştim, çok güzel tadı vardı, eskiler faydası çok derler.

kizilova-kesif-16

Derelerden sular akmaya başladı, arkadaşlar da şelalere gitmişler, facebook’ta fotoğrafları gördüm. Çoban ahılından gideceğimiz yer görünüyordu, karşı dağın tarafında eski yapılardan kalma kalıntılar var, orayı gezeceğiz. Dere boyunca biraz gidince düz bir ova var, ortada yaşlı bir harıp ( keçiboynuzu ağacı), biraz ilerisinde de yapılar sıralanıyor. Ovanın birçok kısmı abdestbozan denilen bitkilerle kaplı. Bu bitkileri şimdiye dek daha çok, yamaçlarda, çorak topraklarda görmüştüm, böyle düzlük bir yerde bu sıklıkta görmek ilginçti, tabii mutlaka bir açıklaması vardır. Bu yürüyüşten sonra görüştüğüm Veysel Tuna’nın çocukluğu buralarda geçmiş, keçi sürüleri varmış, her yer çimenlerle kaplıymış. Şimdi o yerler dikenli abdestbozanlarla kaplı.

kizilova-kesif-17

 

veysel-tuna

Veysel dayı 80 i geçkin, bu temiz havada oğlakların peşinde koşarken büyümüş. İnekler ve keçiler çokça süt verirmiş, kaymaklı süt. Eskiler akşamdan sütü leğene boşalttıktan sonra sabah kaymak tahrayı kaldırırdı derlermiş. Şimdi oralarda ot bile yok diyor, nedeni de keçilerin, hayvanların olmamasıymış Veysel dayıya göre, keçiler gübreleriyle bu toprakları beslermiş.

kizilova-kesif-18

Kayalara doğru yapı kalıntıları başlıyor, bir kısmı ev olarak kullanılmış, bir kısmı hayvan damı olarak sanırım.

kizilova-kesif-19

İlk sahipleri Rumlar olabilir, bazı yerlerde kazılmış çukurlar gördük.

kizilova-kesif-20

Ovada bir meşe ağacı, bizim buralarda pinar dediğimiz çalıların ağaca dönüşmesi ile oluşmuş. Flora grubundaki arkadaşlar Kermes Meşesi dediler, pinar bizim evimizin bitişiğindeki yeşil  alanda da çoktu, seyrekleştirerek bazılarını ağaç şeklinde bıraktım, bayağı büyüdüler. Toprağı çok iyi tutuyorlar, çok sağlam dalları var, kendime bir çekiç sapı yapmıştım, yılardır kullanıyorum. Kayıklarımızda kürekleri taktığımız iskarmoz dediğimiz çubukları da bunların dalından yapardık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.