Gizemli Vadi – Merdivenli

Sağ üst fotoğrafta  görülen zeytin ağaçlarının makilerle ilgisi yok, aşılı zeytinler. Burada yaşayanlar tarafından ekilmiş büyük ihtimalle. Zeytin ve yağ önemli bir gıda, şimdi olduğu gibi. Zeytin ekmekle karnını doyurabilirsin. Yine çevredeki arazilerde tahıl ekimi de yapılmıştır. Zeytin ağaçları bayağı vardı, bakımsız ve yaşlıydı. Sol fotoğrafta binanın bitişiği görülüyor, bitkiler içini tam olarak kapatmış, burada taş duvar kalıntıları var, kare biçiminde bir bölüm varmış . Sağ alt fotoğrafta yapıya gelirken ve giderken geçtiğimiz tünel gibi bitkilerle kaplı yerler görülüyor, sürünerek yol almamız gerekti.

Bu gibi işaretsiz ve uzun zamandır kullanılmayan yollarda dönüşler çok önemlidir, işaretler bıraktığımız halde kısa da olsa başka yollara birkaç kez girer gibi olduk. Dediğim gibi gelirken gördüğünüz görünüm dönerken çok farklı ve aldatıcı oluyor. Bu yollarda yürürken öyle başımızı alıp gitmiyoruz, işaretlerimizi her ihtimale karşı bırakıyoruz. Bu işaretlemeler doğal araçlarla oluyor, şimdiye dek boyalı herhangi bir malzeme kullanmadık, bu yolların çokça kullanılması taraftarı da değilim. Geçmişin sırlarını, yok olmakta olan değerlerini ve nasıl bir Yarımada’da yaşadığımızı vurgulamak niyetim. Herkes bir yer kapmak derdinde, bu özel yarımada’yı düşünen maalesef yok. Sağ altta yapıya ait duvarlar görünüyor.

Ormanlık alandan geçerken Ekrem arkadaşım sol fotoğraftaki görüntüyü gösterdi, bir kuşa ait tüyler yığılıydı. Belli ki burada bir kuş yakalanıp yenmişti. Bu kısımlarda yaban kedisi ve karakulağın yaşadığını biliyoruz.

Her çıkışın bir inişi vardır derler, inmek te kolay bir iş değil dik arazilerden.  Bu patikayı ilk tırmandığımız anlarda önümüzden bir yaban domuzunun geçtiğini söylemiştim. Daha sonra tırmanmaya devam ederken durup etrafı dinlediğimde bize doğru gelen bir şey farkettim, biraz tedirgin oldum, sonuçta bize doğru gelen sesler vardı. Genelde yaban hayvanları insandan kaçıyor, buna şahit te olduk ama beklenmedik şeyler de olabilir. Tepeye yaklaşırken sesler kesildi.

Sol tarafta vadiden bir görüntü var, bu kısımda vadi bayağı daralıyor.

Sandal ağaçları eğrilip, bükülerek ilginç şekiller almıştı, onların yanından geçerken dokunun, bütün negatif enerjiyi alıyorlar, belki de benim için öyle. Dokunmak,  yapraklara, dallara, dikenlere, onlarla bir bütün oluyorsunuz. Dikenler size etki etmez oluyor bir zaman sonra, şimdi onlarla da dostuz.

Vadinin tabanına indiğimizde bir stüdyoda çalışır gibi fotoğraflar çekmeye çalıştık. Fantastik filimlerde gördüğümüz manzaralardan farklı değildi ama bu doğaldı. Sık ağaçları saran dikenli sarmaşıklar bir tül perde gibi sarkıyorlardı, yolları da kapatan genelde onlar oluyor. Diğer bitkilerin arasından bir şekilde geçiyorsunuz, bunlar sağlam bir ip gibi kopan cinsten de değil, ancak kesebilirsiniz.

Çok güzel bir doğadaydık, gizemli bir doğa, sırlarını tam olarak bilemediğimiz. Bizi çeken de bu gizem olmalı, insanoğlunun keşfetme, yeni yerler görme içgüdüsü riskleri bir kenara bırakabiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir