Gizemli Vadi – Merdivenli

Yarımada üzerinde gördüğüm en kalın gövdeli sandal ağaçları burada, ışık yetersizliğinden fotoğraflar pek güzel çıkmamış. Yıllar boyu yerlere dökülen yapraklar gübre olmuş, çok özel bir toprak oluşmuş. Vadi tabanında bir müddet yürüdükten  sonra tepelerdeki yapıya doğru gittiğini düşündüğüm dar bir patikaya girdik. Nereye gittiğini bilmiyorduk, yürüyerek görecektik.

Dağa doğru tırmanan bir patika, biraz tırmandıktan sonra karşı dağdaki bir mağara dikkatimizi çekiyor. İçimden o mağaranın bir ev sahibi olabilir diye geçirdim, doğada çok meraklı olmak bazen iyi olmayabilir. Acelecilik, dikkatsizlik, merak bunlar önemli şeyler. Bir yaban doğasının içindeyiz, zaman zaman doğadaki sesleri dinlemek gerekiyor. Geceleri dağlarda çok gezdim, gece başka bir yaşam başlıyor, doğayı dinlemeyi öğreniyorsun. Duyduğun bir sesin neye ait olabileceğini öğreniyorsun. Küçücük bir farklı ses, hareket eden bir taş, başka bir canlının çıkardığı ses, hepsinin bir anlamı oluyor. Gece insana doğa ile ilgili bilgi ve yetiler kazandırıyor, doğanın en canlı zamanı. O an görüntü yok sesler var.

Önümüzden yeni geçmiş azılı bir domuza ait izleri görüyoruz. Yürüyüşlerimde doğadaki izleri takip ediyorum, önemli gördüğümde fotoğraflayarak  Biyoloğ Yasin İlemin arkadaşıma gönderip, hangi canlıya ait olduğunu öğreniyorum. Bu bir ayak izi, dışkı, yenmiş bir hayvan olabilir. Bu sayede gezdiğim yerlerde ne tür canlıların dolaştığını, yaşam alanlarını anlayabiliyoruz, gündüzleri pek kolay göremeyeceğimiz canlılar. Bu sayede yaşam alanlarını öğrendiğim canlılar içinde Ayı, Karakulak, Tilki de var. Domuzlar zaten her yerde izler bırakıyor, bu doğanın asıl sahipleri. Şimdiye dek birkaç kez domuzla, bir kez ayı ile yakınlaşmamız oldu. Çakalları eskiden sıkça görürdüm zehirle nesli tükendi veya çok azaldı. Kızıl tilkiler çokça evlere kadar geliyor, umarım sonları çakallar ve ayılar gibi olmaz. Doğaya bırakılan zehirlerle yok ediliyor, bunu yapan da çok fazla kişi değil ama zararları büyük oluyor. Bazen dışarıdan gelen çobanların, bazen arıcıların ayılar için bu zehirleri bıraktıklarını haber almıştım. Tabii bu zehirli yem birçok canlıyı etkiliyor. Her zaman işin kolayına kaçan insanlarız, zehirle her işi halletmeye çalıştık, şimdi denge bozuldu, tarımda da aynı. Domuzlardan çokça yakınma oluyor, onları sayılarını dengede tutan canlıları yok edersen olacağı budur.

muzaffer özgen dağlarda

Çok güzel bir manzaranın olduğu bir yerde arkadaşıma makinamı vererek bu fotoğrafı çektiriyorum. Vadiler sağımızda, solumuzda yemyeşil , bugün gökyüzü beyaz, yeşil tek egemen renk. Sandallarla kaplı vadiler, tepelerde çamlar başlıyor. Yokuş yukarı tırmanmaya devam ediyoruz, çok terletici bir hava, nemli.

Patika bizi bir yerlere götürüyor, gittiği yere kadar gideceğiz. Bu gibi yerlerde zamanı iyi ayarlamak önemli, aynı yoldan geriye dönmemiz gerekli. Yürüyüşe Mersincik yolunun bozukluğu nedeniyle biraz geç başladık. Karşılardaki kayalarda oyuklar vardı.

Tabii çıkarken gördüğümüz mağara da karşımızdaydı, mağaralar sayfama ilave edebileceğim bir mağara. Bir ara patika bitti küçük bir düzlüğe geldik, buradan sonra ne yapacağımıza karar vermemiz gerekiyordu. Çam ağaçları ile çevriliydi etrafımız, devam etmek için ormana girecektik. Arkadaşıma sol tarafımızda ağaçların arasından gördüğüm tepeye çıkmayı önerdim, yapıyı görmek açısından.  Sonbaharda denizden Körmen limanına giderken kerterizleri almıştım, bolca da fotoğraf çektim yerini tam belleyebilmek için. Bu taraflarda bir yerlerde olmalıydı, ona göre bir rota tayin edebilirdik.  Sık bitkilerin arasından biraz yükseğe çıkıp karşı taraflara bakar bakmaz ağaçların arasında yapının duvarlarından bir kısmı göründü. heyacanlandığım bir andı, yıllar önce denizden Mersincik’e giderken görmüştüm ilk kez. Nasıl bir yapı olduğu ile ilgili tam bir bilgi alamadım. Ev mi, dini bir yapı mı, yolu bulabilirsek şimdi görecektik. Yapı buradan göründü ama öyle sık bir bitki örtüsünün içinde ki etrafında dolaşıp durabilirdik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir