Gizemli Vadi – Merdivenli

Belirlediğimiz patika yollardan tam da yapının üzerine çıktık, önce bir duvar kalıntısı göründü. Sonra tünel gibi yerlerden geçerek yapıyı aradık. Etrafı çok sık bir bitki örtüsü ile çevrilmişti. Buraya gelirken birçok değişik patika karşımıza çıktı, doğru patikayı seçmek önemli, özellikle dönüş çok önemli. Geldiğiniz yerler dönerken çok farklı görünebilir. O yüzden özellikle ormana girdiğimiz andan itibaren taşlarla, dallarla işaretler bıraktık.  Bu ormanlarda kaybolmak çok kolay, labirent gibi döner durursunuz. Sonuçta biz yolumuzu buluruz ama bir zaman söz konusu, geriye dönmemiz için onu iyi kullanmamız gerekiyor. Gece bu doğanın içinde kalmak zor bir iş, korunaklı bir yer bulmak lazım, diğer yandan geceler nem nedeniyle buralarda çok soğuk olur. Lambalarımız yedek pillerle hep yanımızda ama sağımızda, solumuzda olanı, biteni göremeyiz. Tabii bu keşif gezilerinin bir yerinde bu ihtimaller var.

merdivenli şapel

Sık bitkilerin içinden yapının ön tarafına çıktık, içine girmek mümkün değil, bitkilerle kaplı, sıcak havalarda burada yılanlar da olur. Yapının denizden görünen kısmı burası.  Önce yapı bana bir ev gibi göründü, dağlarda bunun gibi Rumlardan kalma yapılara rastlamıştık. Buralarda çobanlık yapanlar genellikle mağara gibi yerlerde barınmışlar, çoğu romatizmal hastalıklardan şikayetçidir, genç yaşlarda yaşamını yitirenler de var.

Yapı hakkında bilgi sahibi olmak için duvarlarına tırmanmamız gerekti, kireç harcı ile örülmüş duvarlar yapının çok eskilere dayandığını gösteriyor. Yakın geçmişteki yapılarda harç olarak çamur kullanılmıştır, kireç sıvada kullanılan bir malzeme. Batı tarafındaki duvarda bir pencere ve altında malzemeler koymak için bir niş vardı. Yapının etrafını dolaşmak mümkün değil, bitkiler tam olarak kapatmış, önden de istediğim gibi fotoğraf çekemedim, alan dardı. Hava  çok pusluydu, fotoğraflara etkisi oldu.

Yapının diğer ucuna doğru gidince bu yapının bir şapel ( küçük kilise ) olduğu hemen belli oldu, doğu tarafında niş şeklinde apsis dediğimiz kısım vardı ( Camilerde mihrap gibi ). Üstü tonozla örtülüymüş, duvardan sonra başlayan kıvrılma belli oluyor. Tabii bu örtü sisteminin uygulanması için harç kullanılması gerekiyor.  Bizans dönemine kadar uzanabilir. Dağların, ormanların arasında vahşi bir doğanın içinde bir yapı, keşişlerin inzivaya çekildiği yerlerden olmalı. Karşılarda sık bir çam ormanı  görünüyordu. İlerlerde düz kayalıklara sahip dağlar sis perdesi içinde daha heybetliydi, nasip olursa bir gün çıkacağımız dağlar.

Bütün çevre göz alabildiğince yemyeşil bir bitki örtüsü ile kaplıydı. Yapının ön ve arka tarafında küçük düzlükler vardı.

Yapının apsis denen yuvarlak kısmının içeriden fotoğrafını çekmemişim, videolarını çekmiştim, demek ki fotoğraf işini atlamışım. Dışarıdan görünüşü böyle, görüldüğü gibi bitkiler çevresini sarmış. Burada maki şeklindeki bu bitkiler genellikle sandal, keçiboynuzu, pinardan oluşuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir