Dağların Gizemi – Datça Yaban Doğasında

3 Şubat günü Ekrem İpek arkadaşımla yine Datça doğasının o büyüleci atmosferini soluyarak, Datça yaban doğasında yürüdük. Dağların arasında uzanan derin vadiler, gizemlerini koruyor. Yasin İlemin arkadaşım gibi Datça Yaban hayatını araştıran arkadaşlarım sayesinde bu gizemin bir kısmı ile ilgili bilgimiz var ama gizemini koruyan, ulaşılması, izlenilmesi zor çok yer var. Tabii oradaki yaşamı gündüz gözüyle belgelemek zor, bunun için foto kapanlar kullanılıyor. Bunları niye yazıyorum, Ege ile Akdeniz arasında uzanan bir yarımada var, en geniş yeri 17 km, en dar yeri bir kilometreye kadar düşen. Yerleşim yerlerinden birkaç kilometre gidince, yaban yaşamanın güçlü olduğu, balta girmemiş ormanların bulunduğu bir doğaya ulaşabiliyorsunuz. Bunun örneğini yakın bir coğrafyada düşünemiyorum. Yaban yaşamının, gün geçtikçe daraldığı bir Yarımada. Bu eşsiz coğrafyayı koruyamamak affedilir bir şey değil bana göre.  Bir zaman sonra sıradan, yapılarla, yerleşimlerle dolu bir Yarımada kalacak elimizde. Bu yaban yaşamını yok olduktan sonra bir daha geri getirmek mümkün değil çünkü. Amazon’lardaki yağmur ormanları yok edilirken ben üzülüyorum, çünkü onların dünyamız açısında önemini biliyorum. Bu Yarımada da ülkemiz ve gelecek kuşaklar açısından önemli.

Kuyulardan çekilen yeraltı sularıyla su ihtiyacını karşılayan bir yer Datça ve bu suyun zaman zaman bonkörce kullanıldığını düşündüğüm oluyor. Dağlardaki kaynakların birçoğu kurudu, yaban hayvanlarının özellikle yazları yerleşim yerlerine indiğini duyuyoruz. Diğer yandan bu dar alanda yaban hayvanları devamlı dolaşarak, yiyecek ve su ihtiyaçlarını karşılıyordu. Hergün yenisi eklenen tel örgüler, yeni yerleşimler bu hareketi dar bir alana hapsetmekte.

dagların-gizemi-1

Bugün yine Yakaköy yakınındaki Kocadağ sinsilesi içinde yürüdük, yıllardan bu yana akşam Betçe’den dönerken Yakaköy’e yaklaşırken karşılarda ışıl, ışıl parlayan kayaların yakınına gitmek hep hayallerimi süslemiştir. Bu dağlar Hızırşah ve Karaköy arazileri içinde yükselen haritada Bozdağ olarak gösterilen, yöredeki insanların Kocadağ dedikleri Datça’nın en yüksek dağının devamı. Zirveye çıktığımız zaman bunu daha iyi görebiliyoruz, dağlar Ege denizine doğru dik olarak derin vadilerle uzanıyor. Tropikal bir bitki örtüsü ve yaban hayvanları ile birlikte filmlerde görebileceğimiz türden bir doğa.

Arabamızı dağa yakın bir düzlüğe park edererek, karşımızdaki ilginç görünümleri olan kayalara doğru yürüdük. İlk kez yürüyeceğimiz bir yer, bu bizdeki heyacanı artırıyor. Geçenlerde yaptığımız yürüyüşte dağların yükseklerinden gördüğümüz bir vadide yürümeye çalışacağız.

dagların-gizemi-2

Karşımızda kayalık bir tepe vardı, dikenli çalı ve yabani zeytinlerden oluşan bitki örtüsü yürüyüşümüzün başında can sıkıcıydı. Arkamızdaki manzarada zeytin ve badem ağaçlarından oluşan düzlükler, verimli tarım alanlarını her gün biraz daha kaybediyoruz.

dagların-gizemi-3

Bitki örtüsünün çok sık olduğu böyle yerlerde varsa kayalardan yürümek daha kolay oluyor, diğer kısımlarda boyunuzu geçen bitkilerin içine girip yürümeniz gerekiyor. Her zaman olduğu gibi bu yürüyüşte de ellerimiz ve kollarımız yarıklar ve çizikler içinde kaldı. Çok fazla zarar görmemek için uzun kollu sağlam giysi ve pantolonlar gerekiyor, bitki örtülerini vücudumuzla yararak yol alıyoruz. Biraz yürüdükten sonra vadiye giden dereye indik, dereyi takip ederek gidebileceğimiz yere kadar gitmekti niyetimiz.

dagların-gizemi-4

Tabii bu derelerde yürümek öyle kolay değil, dar bir alan var, maki türü ve sert dallı bitkilerle kaplı, bazı yerlerde dikenli sarmaşıklar özel yapılmış tuzaklar gibi, sürprizler hazırlayabiliyor.

yaban doğası

Bir müddet sonra vadiye girdik, bitki örtüsü çok daha sıklaştı, yan tarafımızdaki dik kayalıklar güneşi engelliyordu. Önümüzden azılı dediğimiz türden bir yaban domuzu kaçtı, domuzların yatağına girdiğimizi biraz sonra daha iyi anlayacaktık. Doğru dürüst  fotoğraf çekemediğim anlar, konuyu anlatmak için buradaki gibi birkaç poz çekebildim. Zorlu bir yürüyüş, dar bir alan, karanlık, yukarılardan sızan ışık ta uygun değildi. Kaçan domuzdan sonra gördüğümüz kalabalık izler, her an bir sürpriz olabilir düşüncsini doğuruyordu.

dagların-gizemi-6

Bazen ışık biraz artıyordu, tek isteğim bu dar geçitten çıkıp daha aydınlık, nasıl bir yerde olduğumuzu görebileceğimiz bir yere ulaşmaktı. Bunun ümidiyle dalları aralıyarak yavaş adımlarla yürüdük, bu kısımlarda dikenli sarmaşıklar çoğaldı. Datçalı arkadaşlar bu sarmaşıkları iyi tanırlar, kesici bir alet olmadan koparamazsınız, sağlam bir ip gibi. Geçmiş yıllarda takılarak düştüm ve büyük bir tehlike atlatmıştım.

2 thoughts on “Dağların Gizemi – Datça Yaban Doğasında

  • 5 Şubat 2016 tarihinde, saat 23:29
    Permalink

    SEVGİYE TUTUNMAK Adlı şiir kitabımdan:ESKİ DATÇA:Datça’nın dar sokaklarında.Tarihi dokuyu işler taş evler.Begonviller süsler duvarlarını.Ilık bir rüzgar ısıtır içimi.Havasını solurum badem ağaçlarının.Evlerin bahçesinde siyah incirin balı.Yüreğimde Can Yücel şiirlerinin tadı.Güneşin kızıllığı yansır tepelerden.Yazın göğünden süzülür bulutlar.Deniz sakin dalgaların sesi duyulmaz.Düzlüklerde kurumuş yabani bitkiler.Kaysı kıvamındaki güneş.Bakar tepelerden göz kırparak.

    Yanıtla
  • 15 Şubat 2016 tarihinde, saat 13:36
    Permalink

    Merhaba,
    Sitenizi takip ediyorum. Bir yürüyüsünüze bende katilmak isterim. Mümkünmü?

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir