Arkadaşlarla Sakin Bir Hıdrellez Günü

6-mayis-datca-19

Bir ara çocukları soracak oldum, hiç evlenmediğini öğrendim. Senin gibi yakışıklı birisi nasıl bekar kalabilir diye takıldık, yörede benim durumumda olan kişiler var dedi, nasip olmadı. Deniz hanım tanıdığım en zeki kişilerden diyerek lafa girdi.

6-mayis-datca-20

Hüseyin Cahit Yılmaz, bir zamanlar bu yörede kendisine büyük ihtiyaç duyulan bir demirci ustası. Şimdilerde tarla işleri ile uğraşıyor. Ayrılırken arabamın yanında fotoğrafımı çekermisin dedi, poz verirken yakışıklı, şık bir beyefendi karşımda duruyordu.

Atölyeyi gezdikten sonra arkadaşlarımdan gitmek için izin isteyince fırında börek ve çöreklerin pişmek üzere olduğunu söylediler ve tekrar eve döndük. Böylece ilk Hıdrellez böreklerini arkadaşlarımın bu sıcak yuvasında tatmış oldum, anneleri Ayşe hanımın ellerine sağlık.

6-mayis-datca-21

Cumalı’dan Yazıköy’e giderken, yola sarkmış çiçeklerin görüntüsü beni çekti, arabamdan inerek fotoğraflarını çektim. Cumalı’da insanlar Yazıköy’e göre daha mesafeli duruyorlar, evin sahibi kapıda göründü, selamlaştık, fotoğraf çekmeme izin olmayınca sadece çiçekleri çekmiş oldum.

Cumalı’dan biraz ileride arkadaşım Kadir Balcı’nın evi var, arabasını görünce bir selam vereyim dedim, hem Hıdrellez falan kutlayacak olurlarsa bir ara ziyaret ederim diye düşündüm. Ama arkadaşımın Hıdrellez falan kutlayacak hali yoktu, hamile keçileri doğum yapamıyormuş, ameliyat gerekiyormuş, onun için de Datça’da donanım yokmuş nladığım kadarıyla. Onun için başından ayrılamıyorlardı.  Bir misafiri daha vardı, Hıdrellez ile ilgili konuştuk. Kadir arkadaşım Hıdrellez gecesi annesinin bahçedeki soğanları keserek dilek dilediğinden söz etti. Soğanlar aynı boy kesiliyor, sabah bakılıyor uzamışsa dileğin gerçekleşeceğine inanılıyor. Arkadaşım bunu anlatırken gülerek taze olan çabuk büyür aslında dedi. Bizde Hıdrellez gecesi gülün dibine kağıda yazılmış dilekler bırakılıyor bildiğim kadarıyla, geçen yıllarda Akçabük’te denize belli bir sayıda taş atıldığına şahit olmuştum, birçoğu binlerce yıldan bu yana yapılan şeyler, umut işte.

Yazıköy girişinde büyük bir palamut ağacı varmış, bugün onu birkaç kişiden duydum. Orada toplanılır, salıncaklar kurulur, davul – zurna ekipleri gelir, gençler eğlenirmiş. Hıdrellez’e ihtiyarlar kanlı bayram derlerdi diyor Kadir arkadaşımın misafiri. Sebebi de her Hıdrellez’de iki köy birbirine girer, kavgalar olurmuş, bunu daha sonra konuştuğum kişilerden de duydum. Anlatanlar sebep olarak içkiyi gösterdi, şimdi bunlar kalktı çok şükür dendi. Yine içildiği oluyor ama o zamanlardaki gibi kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Hıdrellez’de Katmer denilen bir börek çeşidi ile sarma sofrada mutlaka oluyor.  Eskiden Hıdrellez’de sofrada oğlak eti de olurdu, şimdilerde oğlak eti bulmak kolay olmuyor.

Sohbet esnasında o yıllarda bu yörelerde büyük bir susuzluk çekildiğini öğrendim. Öyle ki Cumalı köyde su yok diye kız vermedikleri olurmuş. Tırnabağ ( yanlış yazmamışımdır umarım ) diye bir çeşme varmış, saat üçlerde kalkıp sıraya girmek gerekiyormuş. Murdala’da iki kuyu varmış, bostan ekerlermiş, şimdi eken biçen yokmuş, aynı şey Değirmenbükü için de geçerli, bir ara orada yaptığım bir sohbette her tarafın bostanlarla kaplı olduğunu duymuştum. Şimdi zaman zaman insanlara neden ekmiyorsunuz diye sorduğumda domuzu bahane ediyorlar ama bence mesele biraz farklı, artık insanlar eskisi gibi uğraşmak istemiyor, arsalar satılıyor. Bir ara Kadir arkadaşım ” Sebze için manav beklenmeye başlandı mı orada köylülük bitmiştir ” dedi.

Arkadaşlarımdan ayrılırken Kadir arkadaşımın eşi Şaziye hanım arkamdan seslenerek, birşey ikram edemedik kusurumuza bakma derken, elinde benim için getirdiği hamur işleri vardı. Kendilerinin çok yemeğini yemiştim, Hıdrellez’in simge yiyeceği katmeri teşekkür ederek alırken Hıdrellez kutlayanlarla birlikte bir yerde yerim diye düşündüm. Kadir arkadaşımdan ayrıldıktan sonra aklıma Yazıköy’den Ersoy arkadaşım geldi, telefon ettim, Knidos’tayız gel dedi ve Knidos’a doğru yola çıktım.

6-mayis-datca-22

Knidos’a yaklaşırken Domuzini koyu manzarasını fotoğraflamak için arabamdan indim, ışık güzeldi.

6-mayis-datca-23

Eski yapının önündeki dut ağacının yanından fotoğraflar çektim. Dut ağacı beni heyacanlandırır, sıradan bir ağaç değildir o, bir yaşamı ve geçmişi anlatır bana. Eski yapıların yanında mutlaka vardır, ipek böceğinin beslendiği yıllar yaprakları kıymetlidir, yeşilliği ve gölgesi de güzel olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir