Piknik

16 Mart pazar günü geleneği bozmadım, yine Betçe’deydim ama bu kez biraz farklı bir zaman geçirmek istedim. Arkadaşlarım Ekrem İpek ve Aydın ile birlikte yola çıktık, öyle belirgin bir planımız yoktu, gezip,  birşeyler yiyecektik.

yazıköy kahvesi

 

Aslında buraya gelmeden önce Sındı köyü kahvesine uğradık, bir çay içerek başlayalım dedik gezimize. Yola çıkarken nereye gideceğimize dair arkadaşlarımla bir şey konuşmadık, arkadaşlarım bana bırakmış gibiydiler bu gezinin programını. Neyse Sındı köyü kahvesinde tam masaya oturuyorduk ki kahveci çay bitti deyince şaşırarak baktık. Tabii daha sonra arkadaş nedenini açıkladı, sabah çaylar içildikten sonra herkes tarlalara, işinin başına dağılmış, kahvede kimse olmayınca çay demlenmemiş. Zaten Yazı köyüne uğrayacaktık, çayı orada içeriz dedik. Yazı köyüne girmiştik ki Sındı köyünden koca Mehmet’i gördük, o da bizimle kahveye geldi. Çayları bayan kahveci getirdi, eşi olmayınca kahveye o getiriyormuş. Bu köyler medeni köyler, erkek, kadın ayrımı yok, yollarda herkes yanyana.

Kahvede Nihat Çetin, Seyhan güçlü, Ali Kocadurmuş ile sohbet edip çayımızı içtik. Bir gün öncesi güneşli pırıl pırıl bir gün varken bugün bulutlu, lodos rüzgarlı bir hava vardı. Yazı köyü Lodos rüzgarını alıyor, hava serindi.

 

Beni bugün yazı köyü’ne getiren şey , Mustafa Dursun dayıya vermek istediğim fotoğraflardı. Geçen pazar Bağlarözü önlerinde eşeğiyle fotoğraf çektirmiştik, onun da fotoğraflarını çekmiştim. Fotoğrafçıya bastırdığım fotoğraflarını kızının dükkanında kendisine verdim. Mustafa dayı hemen yan taraftaki kahvede bize çay ısmarladı. Daha önce dikkat etmemişim yan yana birkaç tane kahve varmış.

yazıköy meydanı

 

Yazı köyde arabamı eski okul binasının önüne parketmiştim, sokakları çok dar olduğu için yola araba park etmek sorun yaratıyor. Bu köylerde yürüyüp, nefes almak çok güzel, zamanın durduğu yerler.

yazıköy bahçeleri

 

Lodos rüzgarı kuvvetli olunca aklıma Değirmenbükü’ne gitmek geldi, Yazı köyünden sapılıyor, Ege tarafında güzel bir yer, piknik yapmak için de uygun. yazı köyünün çağla ağaçlarıyla kaplı arazilerinden geçerken tanıdık kişiler gördük, çağla topluyorlardı. Mesudiye köyünden Abdullah Aybey, eşi Şükriye hanım ve Kızları Emine ( Engin diye bilinir) çağla topluyorlardı. Bu yörelerde çoğu kişinin üç ismi vardır. Emine Aybey öğrencim aynı zamanda.

yazıköy'deçağla toplama

 

Gökyüzü de olmasa yeşilden başka renk yok diyeceğim, çağla yeşili her taraf, çimenler, çiçekler bahar doludizgin devam ediyor Datça’da.

yazıköy değirmenbükü yolu

 

Biraz ilerideki çeşmeye geldik, fotoğraflar çektik, aslında bu çeşme için durduğumuzda Aybey ailesini görmüş olduk. Bahçelerde sarı papatyalar çok güzel bir görüntü oluşturuyordu. Bu çiçeklere Şükriye hanımın demesi Alimeç diyorlarmış, doğru yazmışımdır umarım, tazeyken yenirmiş. Toprak yol, taş duvarlar manzarayı güzelleştiren öğeler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.