Güzel Bir Datça Havası

soguklarin-ardindan-31

Biraz Adaçayına ihtiyacım vardı, soğuk havalarda boğaz ağrım olmuştu, iyi geldi. Gargara olarak ta kullandım, bunun için bir bardağın içine bir tutam adaçayı atıyorum, beş dakika sonra adaçayını çıkarıp çayı soğutuyorum. Adaçayı denerseniz görürsünüz, boğazlar için soğuk olarak kullanıldığında etkili oluyor. Adaçayı demişken  kokusu ve tadı dağlık kısımlarda daha farklı oluyor. Doğa yürüyüşlerinde sıkça rastlıyoruz ama birkaç daldan fazla toplamayız, çoğu zaman geçer gideriz.

soguklarin-ardindan-32

Yamaçta gördüğüm bir Adaçayı bitkisinin yanına çıktığımda zeytin tarlasında çalışan Egemen Ayaydın ile karşılaştım, bir müddet sohbet ettik. Hatta dönerken bu güzel sohbetin etkisiyle oraya ne için çıktığımı unutmuşum, son anda aklıma geldi ben buraya adaçayı toplamaya gelmiştim diye.Yüz yüze iletişim kurmak, sohbet etmek güzel bir şey, tabii konuşacak konularınız olduğu müddetçe. Datçamızın birçok tarafında yöre insanıyla konuşacak çokça konu oluyor, birbirimizi içtenlikle dinliyoruz, şehir merkezine doğru yaklaştıkça iletişim kopuyor.

soguklarin-ardindan-33

O gün Bağlarözü’ne kadar gittim, gerçekten ilginçti, bir tek çiçek açan badem ağacı olmadığı gibi, her taraf sapsarı ve kuruydu. Oysa Bağlarözü ve Yazıköy’ün bazı bölgeleri bu zamanlarda çiçeklerle donanırdı, ilk çağlaların fotoğraflarını çekip haber yapardık. Yazıköy’e yaklaşırken yol kenarında çiçek açmış bir badem ağacı görebildim ama diğer yerlerde olduğu gibi ağacın bir kısmında çiçek vardı.

soguklarin-ardindan-34

Çiçekler oldukça seyrek.

soguklarin-ardindan-36

Çiçeklerin fotoğrafını çekerken karşıdaki toprak yoldan eşeğiyle bir köylü geçti, ismini sormamışım, 30 yıldır birliktelermiş, eşeğin ayağında biraz aksama görünce yaşını sordum. Eşek önden o arkadan kimbilir kaçıncı geçişleri bu yoldan. Bir öykü vardı görüntülerde.

İşte böyle fazla da fotoğrafını çekeceğim bir manzara yoktu çevrede, fotoğraf çekmekten çok, güzel, rahatlatıcı bir gün oldu benim için. Doğayı gezdim, müziğini dinledim, temiz havayı ciğerlerime çektim. Basit gibi görünen ama büyük nimetler bunlar, değerlerini geç anlayabildiğimiz. Doğayla iç içe geçen, doyasıya oynadığım bir çocukluktan sonra yaşadığım ikinci çocukluğum bu günler. İçimden geldiği gibi, yalansız, sade, o çok sevdiğim doğanın koynunda geçen günler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir