Güzel Bir Datça Havası

28 Ocak günü soğuk havaların ardından güzel bir havayla uyandık, güneş ışıl ışıldı, güzel bir Datça havası bizi bekliyordu. Hava tahminlerinden de güzel bir gün olacağını öğrenmiştim, kahvaltımı yapıp Betçe’ye doğru yola çıktım. Bu güzel hava birkaç gün daha etkili olacak, daha sonrası için bir şey diyemiyorum. Sonuçta kışı yaşıyoruz, gelecekte nasıl havalarla karşılaşacağımız belli olmaz ama soğuklar tekrar gelse de Datça’da uzun süre kalmaz, böyle güzel havaları sıkça yaşarız. Havanın güzel olması güzel de bu günlerde hep sözünü ettiğim gibi kurak kış devam ediyor, bunu bugünkü gezimde de gördüm. Datça’da yağmurun en çok düştüğü ay ocaktır, yıllardan beri bu böyledir. Bu yıl birkaç kez yağmur yağdı, biri dışında doyurucu olmadı. Doğaya baktığınızda bu kuraklığı hemen görebiliyorsunuz. Tabii yaşanan soğukların da etkisi olmuştur, eksi derecelere düşen hava sıcaklıkları oldu.

Aslında tam doğa yürüyüşü yapılacak bir havaydı, ne sıcak, ne soğuk sağlıklı bir Datça havası. Arkadaşım Datça’da olmadığı için yalnızdım. Temiz havayı ciğerlerime çekip, ıssız bir doğada dolaşmak iyi geldi. Etrafta kimsecikler yoktu, kuşlar soğuk havaların ardından sevinçle ötüyordu. Doğadaki bu değişim onları çok etkiliyor, hareketleniyorlar ve coşkulu ötüşleri oluyor, bunu daha önceleri de gözlemlemiştim. Tabii bu güzel havanın memnun  ettiği diğer bir canlı arılar, çiçeklerin fotoğrafını çekerken her yerde onların vızıltılarını duydum.

soguklarin-ardindan-1

Bu yıl badem çiçekleri 10 – 15 gün geç açacaklar, fotoğrafını çektiğim çiçek açmış ağaçlar koca bir Yarımada’da bir elin parmakları kadar az. Bu dönemlerde çiçek açan bademler erkenci denen cinsten olur, bunlar genelde çağla olarak tüketilir, badem olarak pek tutulmazlar. Diğer cinslerden 15-20 gün erken çiçek açarlar, üreticinin eline geçen bir avans gibi, sıkıntılı anlarında maddi açıdan onları rahatlatırlar. Erken olan çağlanın fiyatı  iyi olur, çağlalar çoğaldıkça fiyat düşer. Tüccarlara çağla getiren insanları izlemek güzeldir, yüzlerinde aldıkları ilk ürünün mutluluğu vardır.

Hızırşah’a sapan yolu  geçtikten sonra gelen kavşağa varırken yolun iki tarafı bu zamanlarda badem çiçekleriyle donanırdı. Gezilerimizde burada mutlaka durup bu güzel görüntülerin fotoğraflarını çekerdik. Ama bu yıl öyle olmadı, çiçekli bir ağaç göreceğimi ummadan geçip giderken birkaç ağacın çiçek açtığını görüp geriye döndüm. Hızırşah’tan Osman Görgülü’nün baçesinde çiçek açmış birkaç ağaç vardı.

soguklarin-ardindan-2

” 20 gün attı, bu zamanlarda çağlalar belirirdi ” dedi Osman Görgülü sonra çiçek açan erkenci çağlaların adlarını saymaya başladı.  Bekir ağacı, Ömer ağacı, şu çiçek açan Nihat ağacı ” diye. Ben bunu birkaç sene önceki bir yazımda belirtmiştim, bu ağaçlar kendiliğinden çıkan ağaçlar, herhangi bir aşılama çalışmasıyla oluşmamışlar. Bademin bulunduğu tarla kime aitse onun ismiyle anılıyorlar. Bu şekilde yüze yakın tür var, ekonomik açıdan en değerlileri Ak ve Nurlu bademi, diğerleri genellikle çağlalık.

soguklarin-ardindan-3

Şubat ayıyla birlikte erkenci çağlalardan başlayarak badem ağaçları çiçeklerini açmaya başlarlar. Darı patlaması gibi, şu anda tomurcukları kabarmış vaziyette. Tabii çiçekteyken hava durumu üretici açısından önemli bir olay, geçen yıl yaşanan don olayları nedeniyle birçok yerde badem üretimi olmadı ve bu fiyatlara yansıdı, gelirken sorduğum fiyatlar Ak badem 80- 90 lira civarında, nurlu badem 120 Tl civarı, fiyatlar bazı yerlerde az bir değişiklik gösterebilir.

soguklarin-ardindan-4

Yolun karşı tarafında da çiçeklenmeye başlamış bir badem ağacı vardı ama bugünkü gezimde gördüğüm gibi ağaçların bazı kısımlarında çiçek varken diğer kısımları kuru dallar şeklinde, ya da çiçekler seyrek. Bizler Datça’da kış yağmurlarıyla gelen bahara alıştık, bu zamanlarda her yer yemyeşil olurdu, bu yıl bu görüntüleri tam olarak göremedik.

soguklarin-ardindan-5

Yaka’da durarak Knidos Akademi’nin bahçesine girdim, bir çalışmanın olacağını pek beklemiyordum ama okulların tatil olduğu bu dönemde gelenler olabilir diye de bir beklenti vardı içimde. Tabii ortalıkta kimsecikler yoktu, biraz ilerleyince ileride bir köpek beni izliyordu, sakince kapıya yöneldim. Daha sonra ortalık köpek sesleriyle inledi, sanki köpek çiftliği. Birşey yapmazlar belki ama kalabalık olunca insan ürküyor, bu hayvanlarda bir sürü içgüdüsü hep vardır.

soguklarin-ardindan-7

Saçlarını tarayan deniz kızı her zamanki yerinde duruyordu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir