Arılar ve Arıcılar

datcada-aricilik-5

Harıl harıl çalışıyorlar, onlarda laf yok, iş var. O güzelim balları o sayede yeme imkanımız oluyor. Alper’e kafama takılan bazı soruları sordum, bunlardan biri arılara şeker veriyormusun du. Tabii bu konuda biraz bilgim vardı ama daha değişik bir cevap alırmıyım dı, soruş nedenim. Belli bir dönem, çiçeklerin ve çam sıvılarının olmadığı kış aylarında arıların güçsüz kalmaması için bir miktar şerbetin verildiğini duymuştum. Bunun zamanı ve miktarı önemli. Ama fazla bal almak için şerbeti bolca verenler de oluyor. Hatta Alper’in belirttiğine göre ucuz olduğu için dışarıdan ithal edilen mısır glikozunu kullananlar da varmış, ucuz bal ancak öyle olabilir diyor. Alper zayıf kolonilere 2-4 çerçeve aralığında o da arının faydalanacağı bir şey kalmazsa veya kraliçe yumurtlama dönemlerinde % 1 veya % 5 oranında uyguluyorum diyor. Alper’in dikkatimi çeken bir sözü de ” Bu işte doğanın verdiği kadarını alırsınız ” diyor, diğer türlü sahte , kalitesiz ürünler elde edilir. Alper’in burada 250 kovanı var, toplamda 300 kovanı varmış, ancak bu kadarına bakabiliriz diyor. Yazın koloninin zayıf düşmemesi için serin, yüksek, çiçekli  yerlere gidiyorlar. Onlar gibi Datça’dan birçok arıcı yazın sıcak günlerinde Denizli, Afyon, Eskişehir yaylalarına arılarını taşıyor. Son zamanlarda trakya taraflarına da giden oluyor, Ayçiçek zamanı.

datcada-aricilik-6

Diğer bir merak ettiğim konu ilaç konusuydu, varroa denen zararlı son yıllarda arıcıların belalısı, bunun olmadığı yer yok. Bunu da Alper şöyle açıklıyor ” eskiden kovanlar, kara kovandı, sepet gibi örülerek yapılırdı, dışları tezekle sıvanırdı, ancak eşeklerle taşınırdı. Daha sonra bu taşınması kolay kovanlar çıkınca arıcıların her yere gitme imkanı oldu, böylece varroalar kolayca tüm yurda dağıldı” diyor. Yani ilaçsız bal almak mümkün değil şu zamanda, bu ilacın insan sağlığına en az zararla kullanılması önemli. Bunun için Datça’da  bir bölgede deneme çalışmaları yapılıyor diye yazmıştım. Organik arıcılık adı altında sağlığa zararlı olmayan asit türü ilaçlar kullanılıyordu. Bu çalışmalara Datça’dan da katılanlar vardı. Muğla Arıcılar Birliği ve Tarım bakanlığının desteklediği bir proje, ama o zaman deneme aşamasındaydı ve  az sayıda denilebilecek kadar arıcı bu çalışmanın içersindeydi. Şimdi durum nedir bilmiyorum ama birçok arıcı kendi başına, duyduklarıyla, bazen kurslarda öğrendikleriyle bu bela ile baş etmeye çalışıyor. Bilinçli, araştırmacı olanlar için işler daha kolay. İnternette artık birçok bilgiye ulaşmak mümkün, bunların içinde yararlı olmayacak bilgiler de, yararlı, rehberlik edecek bilgiler de var. Araştırmak gerekiyor, araştırıldığında bu organik kökenli asit ilaçları kullanan birçok arıcının olduğunu görmüştüm. Alper gibi bilinçli, araştırıcı gençler bu işi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorlar.  Alper oldukça iddaalı” Elimdeki bal organik diye satılan baldan iyi çıkmazsa bu işi bırakır giderim ” diyecek kadar. İlaç olayına gelince bahar döneminde kekik yağı emdirilmiş, organik olduğu belirtilen İsviçre menşeyli bir ilaç kullanıyormuş, 30 gün kalıyormuş. Bir de Tarım ve köy işleri bakanlığının önerdiği amitras ihtiva eden bir ilacı kullanıyor, bu ilaçta 30 gün hasat süresine uymak gerekiyormuş, ben 3 ay uydum diyor. Şu an arıcıların en büyük sıkıntısı bu varroa denen parazit, arıcılar kene de diyor. Ülkemizde ve dünyada arı nüfusunun azalmasında büyük etkileri oldu.

datcada-aricilik-7

Fotoğrafta peteklerdeki polenler görünüyor, koloninin devamı için polenler şarttır, arı çiçeklerden topladığı polenleri arka bacaklarında kovana taşır. Polen olmazasa kraliçe arı yumurtlamayı keser bu da koloninin zayıflaması demektir. Bu yüden Datçalı arıcılar yazın çiçeksiz zamanlarında çiçekli serin yaylalara giderler. Alper’in dediğine göre polen geçen yıl yok denecek kadar azmış, yanlış zamanda yanlış yerde olmanın etkileri diyor. Alper her yıl 200-250 kg civarında polen alıyormuş, arıların giriş yerindeki elek şeklindeki düzenekten geçerken sadece %30 civarında poleni içeriye geçiriyorlarmış, geri kalanı polen olarak arıcıya kalıyor. Tabii bu işlemler polenin doğadaki durumuna göre ayarlamalar iştiyor, arılar yavrularına bununla bakıyorlar, polen yoğunluğunun zayıf olduğu dönemlerde ona göre davranılıyor. Polenin tüketilmesinde de dikkat edilmesi gerekli noktalar var, internette arıcılar bu konuda bilgiler veriyor. Aslında polenin en makbulü fotoğrafta görülen arının özel bir maddeyle karıştırıp petek gözüne yavruları beslemek için depoladığı polenlerdir. Bunlar arıcılar tarafından iğneyle tek tek çıkarılır, bir zaman aldığım petek balda bu polenler çoktu, kendim çıkarmıştım, bazen yavrulu petekler de karşıma çıktı. Yaş poleni dipfrizde saklamak gerekiyor, birkaç hafta kurutulmuşu biraz dayanıyormuş ama zamanla güve olayı ortaya çıkarmış, polen buzdolabında saklandığı müddet uzun dayanırmış, Alper’in verdiği bilgilerden.

datcada-aricilik-8

Fotoğrafta ortada diğer arılardan farklı boyut ve renkte Kraliçe arı görülüyor, her kovanda bir kraliçe arı oluyor.  Alper’in babası Mithat bey her kovan kendi başına bir devlet diyor. Kovanlarda 5-10 civarında kasnak oluyor, arı peteği bu kasnaklarda oluşturuyor. Arı sütü Kraliçe arının beslenmesi için arılarca üretilen çok özel bir maddedir. İşçi arının larvası düzenli olarak arı sütüyle beslenirse kraliçe arı olur, yumurtlama hassasiyeti kazanır. Normal bir arı 3-4 ay yaşar, herzaman arı sütüyle beslenen kraliçe arı 5-6 sene yaşar. Alper’e bu arı sütü konusunu da sordum, arılar kolonileri oluşturmak için peteklerde kraliçe evleri yaparmış, her kraliçe evinde 5 mg kadar bir hücre gözü olurmuş, erkek ve işçi arılarda da bir miktar olurmuş onu da kullanıyorlar. Bazı arkadaşlar arı sütü elde ediyorlar ben yapamıyorum, bunun için ekip ve ekipman gerekiyor diyor Alper. Arı sütü bilhassa çocuk ve yaşlıların beslenmesinde önemlidir. İçinde bulunan bir amino asit sayesinde hücrelerin çoğalmasında, yenilenmesinde faydası kanıtlanmıştır .Balcılarda arı sütü dediğinizde bulabilirsiniz .Tabii bu ürünleri alırken dikkatli olmakta fayda var.

Arılar ve Arıcılar” için 3 yorum

  • 31 Ekim 2014 tarihinde, saat 09:54
    Permalink

    hocam bir arada benin arılığa gel, sana koca yemiş ve çıntarda toplatayım. benim arılar alperinkilere benzemez gözlüksüz arılığa giremezsin.

    Yanıtla
  • 31 Ekim 2014 tarihinde, saat 10:18
    Permalink

    Yine güzel bir çalışma olmuş.Emeğinize,gözleminize sağlık.Teşekkür ederim.

    Yanıtla
  • 17 Şubat 2017 tarihinde, saat 19:49
    Permalink

    Değerli bir yazı. Sizin ve üretici arkadaşın Emeğine sağlık, teşekkür ederim

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir