Arılar ve Arıcılar

datcada-aricilik-9

Kovanlar korunaklı, hava şartlarının iyi olduğu bir bölgeye dikkatlice istifleniyor, arıcı arkadaşlarımdan bildiğim kadarıyla her arıcının mevsim ve polen koşullarına göre kovanlarını taşıdığı kendine özgü bölgeler var. Alper’le arıcıların doğaya bıraktığı çöpler üzerine de konuştuk, özellikle dışarıdan gelenler giderken çöplerini öylece bırakıp gidiyor, tabbii istisnalar da vardır, kendi gözlemlerimi söylüyorum. Alper ormanlık bir alan olduğu için ateş yakamıyoruz, bitkisel çöpler brir zaman için olabiliyor ama naylon ve buna benzer doğada çürümeyen artıkları burada bırakmıyoruz diyor. Benim gördüğüm kadarıyla bu doğaya en çok sahip çıkacaklar bu doğadan ekmeğini kazananlardır, bunlar da kim derseniz en başta arıcılar ve çobanlar derim. Yangın konusu arıcılar için önemli bir konu, kendileri dikkat ettikleri gibi çevrede de bu tehlikelre dikkat çekiyorlar. Alper birkaç kez piknikçileri uyarmış, zaten özellikle yazları bu bölgelerde ateş yakmak, çadır kurmak yasak.

datcada-aricilik-11

Fotoğrafta da görüldüğü gibi kovanları açıp kasnakları çıkarırken çıplak elle çalışıyorlar, üzerlerinde de koruyucu birşey yok. Onların bu sakin halleri beni de etkiledi, daha rahat davranıyorsunuz. Üst kısımda ballı kısım görülüyor, arılar kışın sağlıklı kalabilmek için bir miktar bal depolarlar.  Anladığım kadarıyla kışın bu bal kovanlarda yeterli miktarda olmazsa onları beslemek için veya takviye olarak şekerli şerbet veriliyor. Bazıları daha çok bal elde etmek için şerbeti fazla veriyor ve hileli bir bal ortaya çıkıyor. Arılar uygun ortamlarda  kendilerine lazım olandan fazla bal üretirler, onun için kovanların mevsimine göre polenin yoğun olduğu bölgelere taşınması gerekiyor.

datcada-aricilik-12

Bal arıları kovanları için bir tehlike görmedikleri sürece pek sokma olayına rastlanmıyor, ben doğada gezerken badem çiçekleri zamanında onlara öyle çok yakınlaşıyorum ki şimdiye dek herhangi bir saldırı görmedim. Yine kaynak sularından su doldururken çokça arı oluyor,onlar işlerine bakıyorlar. Alper arı soktuğunda iğnesi içeride kalıyorsa bal arısıdır diyor. İğneyi hemen çıkarmak gerekiyor, zehir vermeye devam ediyor. Yürüyüşlerde sıkça arı kovanarının yanından, önünden geçtik şimdiye dek, bahardaki sözünü ettiğim sokma olayından başka bir olayla karşılaşmadım ama sokulan arkadaşlarım oldu. Parfüm, kolanya gibi kokulara karşı hassaslar. Yanlarından geçerken ani hareket etmemek te önemli, bunu bugün birlikte geldiğim arıcı arkadaşlarımız da belirtti, beden dili önemli diye. Arılar şerbet verildiğinde, polenlerin yoğun olduğu zamanlarda, yavrulu zamanlarda hassas oluyorlar. Yerleşim yerlerinin hemen yakınına bildiğim kadarıyla arı kovanı konulamıyor, yoldan da biraz içeride olması lazım ama bunu dikkate almayanlar zaman zaman çıkıyor. Bir gün bizim evin yanına birileri arı kovanları getirip bırakmış, sonradan bu anlatacağım olayı görünce öğrendik, bir bahar günüydü her taraf insanın beline kadar gelen papatyalarla kaplıydı, arıların bir gruba saldırısını gözlerimle görmüştüm, zor kaçtılar.

datcada-aricilik-13

Sonbahar arıcılar için önemli, bu dönem kışa da bir hazırlık oluyor. Ekim ayı harıp balı alma zamanı, daha sonra piren çiçekleri doğayı kaplıyor, alınan bala piren balı deniyor, değişik bir tadı var. Mayıs’ta sandal, pinar balı, çiçek balı, haziran sonunda kekik balı, ağustos’ta diken balı denen bal oluyor, eylül çam balı zamanı. Datça’da böylece değişik zamanlarda birçok çeşit bal oluyor. Kekik balı kıymetli diyoruz, hem gelir hem de lezzet açısından ama geldiğim yıllara göre kekikler dağlarda çok azaldı. Bir zamanlar yasaktı sonra yine toplanır oldu, kaçak toplamalar da oldu, şimdi nasıl bilmiyorum. Arıcı arkadaşların  hu konularda bir girişimde bulunduklarına rstlamadım. Yine harıp bol çiçek açan bir ağaç bu konuda organize bir dikim, biz de birşeyler yapalım, yine yok. Tabii bir birlik, örgütlenme olmayınca toplu bir şeyler de olmuyor. Alper’e bu durumu sorduğumda hocam herkes lider olmak istiyor, bu nedenle bir araya gelinmiyor dedi. Gerçekten Datça’da böyle bir durum var, sadece arıcılık alanında değil her alanda herkes öyle çok şey biliyor ki,  kimsenin kimseden birşey almaya niyeti yok gibi, tabii istisnalar yok mu var, genel olarak böyle diye düşünüyorum.

Arılar ve Arıcılar” için 3 yorum

  • 31 Ekim 2014 tarihinde, saat 09:54
    Permalink

    hocam bir arada benin arılığa gel, sana koca yemiş ve çıntarda toplatayım. benim arılar alperinkilere benzemez gözlüksüz arılığa giremezsin.

    Yanıtla
  • 31 Ekim 2014 tarihinde, saat 10:18
    Permalink

    Yine güzel bir çalışma olmuş.Emeğinize,gözleminize sağlık.Teşekkür ederim.

    Yanıtla
  • 17 Şubat 2017 tarihinde, saat 19:49
    Permalink

    Değerli bir yazı. Sizin ve üretici arkadaşın Emeğine sağlık, teşekkür ederim

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir