Arılar ve Arıcılar

Arılar doğanın olmazsa olmazı, çiçekten çiçeğe konarak yaşamın devamını sağlıyan mucize canlılar. İnternette biraz araştırınca bu küçücük canlıların marifetlerini ve çalışkanlıklarını okuyup onlara hayranlık duyacaksınız. Bilim adamları son zamanlarda sıkça uyarıyorlar, arı nüfusundaki azalmalara dikkat çekerek. Bir kilo bal için binlerce arı milyonlarca kez çiçeklere konup polen taşıyor. Arıcılık yapan kişilerin gözünde onların yeri başka, bunlardan birisi de öğrencim Alper Kuyucu. ” Hocam, arıcılığı öğrendikçe doğayı öğrendim, doğayı öğrendikçe de kendimi buldum. Öğrendiklerimle insanlara güzel şeyler sunmak istiyorum ” derken yüzündeki heyacanı görebildim. Bu meslek bir sevda, bir tutku gördüğüm kadarıyla, arıcıların yüzlerinde temiz havanın verdiği sağlığı ve huzuru görebilirsiniz.

datcada-aricilik-1

Datça’da arıcılık yapan birçok kişi var, bunların bir kısmı orta yaşlı bir kısmı genç kişiler. Arıcılık hareket isteyen bir meslek, Alper bu işi babasından öğrenmiş, birlikte çalışıyorlar. Babası ailede 3. kuşak arıcıymış, Alper ben 4. kuşak arıcıyım diyor. Baba da geleneksel bilgiler ve tecrübe fazlayken Alper yeni bilgilere, araştırmalara önem veriyor. Böylece tecrübeyle bilimsel çalışma bir araya geliyor. Datça’da arıcılık yapan birçok tanıdığım kişi veya arkadaşım var. Birkaç kez onlarla kovanlara gidip fotoğraflar çektim, arı giysisini üzerime giyerek tabii. İçlerinde bu işi bilimsel bir şekilde yapanlar olduğu gibi dededen, babadan gördüğü gibi yapanlar da vardı.  Alper gibi arılarla birlikte doğanın önemini kavrayanlar olduğu gibi olaya sadece bal almak diye bakanlar da vardır. Bal deyince karışık bir konu, ülkemizde bu işin de suyu çıktı desek olur. Haberlerde zaman zaman rastladık balın aynen taklidini yapıyorlarmış, ancak labaratuvar ortamında anlaşılabiliniyor. Diğer yandan içine katkı maddeleri katılarak yapılan ballar oluyor, hangi bal, nerede gibi sorular oluşuyor. Arıcılık ta çobanlık gibi doğanın nimetlerinden faydalanılan, doğayla iç içe bir meslek. Ve Datça köylerinde bir çok kişi bu iki meslekten birini bir zaman için de olsa yapmıştır, özellikle orta yaşın üzerindeki kişiler.

datcada-aricilik-2

Alper bize arının peteğini kendisinin yaptığı balı gösterdi, bunun için bu şekilde kasnaklar kullanılıyor, kovana arının yaptığı küçük bir petek parçası konuluyor, arılar onun etrafında peteği tamamlıyorlar. Bal deyinde artık günümüzde sadece tadı değil, sağlık açısından da güvenli olması geliyor. Alper gibi birçok arıcının da sorunu bence destek görememeleri, ” Nesin, sen ne yapıyorsun, nasıl yapıyorsun ”  diyen olmuyormuş. Tarım ürünlerinin birçoğunda olduğu gibi birçok kişi kafasına göre birşeyler yapmaya çalışıyor. Konuşmalardan denetleme ve kontrol mekanizmasının olmadığını anlıyorum. Datça’da birçok arıcı var ama bir birlik, kooperatif gibi bir örgütlenme yok. Bu gibi mekanizmalar kaliteli, sağlıklı bal üretimini teşvik edeceklerdir. Datça balı dendiği zaman marka olacak bir bal üretilecektir. Çünkü Datça’da polenler uzun bir zaman oluyor. Bunu kendimden de biliyorum, Datça’ya gelinceye kadar belli bir mevsimde allerjim olurdu, burada bir zaman sonra doğaya çıkamaz oldum. Aşı tedavisi için yıllarca İzmir’e gidip geldim, benim gibi bu şikayetleri olanları da çok gördüm. Hatta bazen yazarım Datça havası birçok akciğer rahatsızlığında iyidir ama polen allerjisi olanlar dikkatli olsunlar diye.

datcada-aricilik-3

Alper elimizde büyüdü, zaman zaman rastladığımda ayaküstü konuşmalarımızda arılarının yanına gidip fotoğraf çekmeyi konuşmuşuzdur, bugüne kadar kısmet olmadı. Ta ki yürüyüş arkadaşım Ekrem İpek’in de bir kovan arısı oluncaya kadar. Ekrem arkadaşım birkaç defadır Alper ile birlikte arıların yanına gidip, birşeyler öğrenmeye çalışıyordu, bu kez giderken beni de çağırdılar, böylece bu fotoğrafları çekme, arıcılık üzerine konuşma fırsatım oldu. Bu işi yapan bir kişinin düşüncelerini, sıkıntılarını öğrenmiş oldum. Alper ve Ekrem arkadaşımla arı kovanlarının yanına gittiğimizde Alper’in Babası Mithat Kuyucu iş başındaydı. Arıcılık kolay bir iş değil, kovanları en az iki günde bir gelip tek tek kontrol etmeniz gerekiyor. Bunun için de bayağı bir mesafe gidiliyor, kovanlar çiçek durumuna, hava durumuna göre kuytu, korunaklı yerlere taşınıyor. Rüzgarın fazla olmadığı, havadar, aydınlık yerler. Alperler 20 yıldır Kızlan Gereme’de bu bölgeye arılarını getirirlermiş.

Datça iklim ve doğal özellikleri olarak arıcılık için oldukça uygun bir bölge, yılın değişik dönemlerinde değişik tatlarda bal alma imkanı var. Mesela kısa bir zaman önce Alperler harıp çiçeği ağırlıklı balı almışlar, şimdi yeni açacak harıp çiçekleri ile tekrar bu çeşit bir bal alacaklar. Arkasından piren dediğimiz bitkilerin polenlerinin ağırlıkta olduğu ballar olacak. Ocak, şubat aylarında badem çiçekleri açarlar, bir aydan fazla sürer. Baharda açan birçok çiçek, haziran ayında kekikler çiçeklenir, ki en değerli bal o zamanlarda alınır. Aslında tam anlamıyla şu balı demek mümkün değil, o dönemde ağırlıklı olan bitkinin etkisiyle o adı alıyor. Alper’e göre kekik balı saf oluyormuş çünkü onların çiçek açtığı zamanda başka çiçekler ve çam basra böceğinin etkisi olmuyormuş. Bu çam basra böceği ile ilgili daha önceki sayfalarımda söz etmiştim

datcada-aricilik-4

Arıların yanına gittiğimizde bana hemen arıcıların giydiği koruyucu elbiseyi giydirdiler, uzaylılar gibi oluverdim. Alper, babası ve Ekrem arkadaşm herhangi bir önlem almadılar. Kovanlar açılınca birkaç kez duman veriliyor, sakinleşmeleri için ama onsuz da onlar rahatlar. Alper beden dili çok önemli rahat ve dikkatli hareket etmek gerekir diyor. Bana da gelen hrhangi bir arı olmadı, tabii arıların saldırgan, sinirli olduğu zamanlar oluyor. Şerbet verildiğinde veya baharda çiçeklerin çok olduğu zamanlarda, yavrularının olduğu zamanlarda hassas oluyorlar. Birkaç yıl önce gözümün altından arı soktuğunda kovanlardan epey uzaktaydım ama onlardaki garipliği hissetmiştim. Arkadaşıma bunlarda bir gariplik var demeye kalmadan gözüme bir arı saldırdı, refleksle elimle iteleyince gözümün altından soktu. Allerjik yapım nedeniyle nasıl bir etki yapacağını bilmiyordum, bir de gözün yanı olunca şişme durumu var, hemen hastaneye gidip iğne olmuştum. Şimdilerde doğada amonyak ve böcek sokmalarına karşı kremim yanımda oluyor.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

3 Cevaplar

  1. şener ören dedi ki:

    hocam bir arada benin arılığa gel, sana koca yemiş ve çıntarda toplatayım. benim arılar alperinkilere benzemez gözlüksüz arılığa giremezsin.

  2. Aziz Oğuz dedi ki:

    Yine güzel bir çalışma olmuş.Emeğinize,gözleminize sağlık.Teşekkür ederim.

  3. kadir aydemir dedi ki:

    Değerli bir yazı. Sizin ve üretici arkadaşın Emeğine sağlık, teşekkür ederim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir