Knidos Aslanlı Mezar

knidos-aslanli-mezar-11

Yapının alt kısmında sıralanan tünel şeklindeki boşluklar, yapının çevresi yapıdan düşen  taşlarla çevrili.

knidos-aslanli-mezar-12

Alt kısımdaki boşlukların içeriden görünüşü, tüneller iç kısımdaki silindirik biçime uygun olarak belirli bir açıyla sıralanmış.

knidos-aslanli-mezar-13

” Knidos Mavide Uyuyan Güzel ” kitabının yazarı Oktay Sönmez Knidos Aslanlı Mezar’a 1996 yılında Newton’un geldiği yoldan; deniz yoluyla geliyor. (Elimdeki kitap 2007 basımı – Arkeoloji ve Sanat Yayınları) Oktay Sönmez buraya geldiğinde açıklardan bir gemi geçmektedir, 2010 yılında buraya gelişimde de ben benzer bir görüntüyle karşılaştım ve yazarın anlattığına benzer duyguları yaşarken kitaptaki dizeleri hatırladım,  ” Uzakta Nisiros ve Tilos adalarının arasında nokta gibi bir gemi süzülüyordu batıya doğru sessizce. İçimde, çağlar öncesi ile çağlar sonrası birlikte, o anda yaşayan biri , “inanılır anlatılır gibi değil diye mırıldanıp duran biri , ağlamak üzereydi . Öylesine bir büyünün içinde , bir büyük rüyanın sonsuzluğundan bakıyordum, kırmızı bazalt kayaların tepesinden dünyanın en güzel denizine.” İşte Oktay Sönmez’den 14 yıl sonra aynı yerde benzer bir görüntüyle benzer duyguları yaşadım. Bir yazar için, bir sanatçı için ölümsüzlük de budur bence, kitaplarının her okunuşunda , eserine her bakılışında bir başka yüreğin heyacanla atması , duygular denizine yelken açmak. Tabii kitapta anlatılan ve etkilendiğiniz bir yeri görmek, o atmosferi solumak çok başka bir şey.

knidos-aslanli-mezar-14

Anıtın çevresinde  oldukça geniş bir alana yayılmış anıta ait taşlar var, birkaç tanesi biçim verilmiş şekilde. Kalıntılara bakarak oldukça görkemli bir anıt mezar olduğu anlaşılıyor, yüzyıllar boyu talan edilmiş, geriye bunlar kalmış. Rastladığım bazı kaynaklarda Knidos mermerlerinin kireç yapımında da kullanıldığını okumuştum.

knidos-aslanli-mezar-15

Batı tarafına doğru, uçuruma yakın vaziyette işlenmiş mermere benzer taşlar var, anıttan buraya taşınmış olmalı.

knidos-aslanli-mezar-16

Anıtın çevresinde özellikle doğuda, koya bakan tarafta, buradaki gibi duvalar ve taşlarla örülü çukurlar var. Bazısı yol için olabilir bazısı mezar yapısı gibi.

knidos-aslanli-mezar-17

Batı tarafında makilerin arasında kaybolmuş duvarlar, kutsal alanı sınırlayan duvarlar olabilir.

Zaman zaman Datça’da Aslanımızı istiyoruz gibisinden imza kampanyaları oldu. İngilizler de doğruysa Aslanı versek sergileyecek yeriniz mi var gibisinden laflar etmiş . Ben de bu sesleri samimi ve inandırıcı bulmadım, siz önce Knidos’a ait çevre müzelerde bulunan eserleri Datça’ya getirin, toprak üstünde kalan bu eserleri koruyun. Kazı yapılan iki önemli ören yeri var, müzesi yok, bulunan eserler çevre müzelere gidiyor. Knidos müzesi diye bir müzede şimdiye dek bulunan tüm buluntuları bir arada görmek hayal mi, ileride gerçek olur mu bilemiyorum.

Knidos Aslanlı Mezar” için 3 yorum

  • 13 Eylül 2015 tarihinde, saat 12:39
    Permalink

    Muzaffer bey resimler için teşekkürler. Ancak, bu ünlü arslan heykelinin M.Ö.394 yılında Pers Satrapı ile müşterek hareket eden Atinalıların Sparta filosunu Knidos açıklarında yenerek Spartalı amirali öldürdükleri için bu anıtın dikildiği söylemi temelden yanlış! Bu hata önce C.Newton tarafından işlenmiş, arkadan da şimdi hasta olduğunu üzüntü ile öğrendiğim kaptan Oktay sönmez taraf

    Yanıtla
    • 13 Eylül 2015 tarihinde, saat 12:51
      Permalink

      Muzaffer bey resimler için teşekkürler.Ancak Arslan heykelinin M.Ö.394 yılındaki Pers satrapının yardımı ile Atinalıların Knidos açıklarında Sparta filosunu yenerek Sparta amiralını öldürmesi nedeniyle dikildiği savı temelden yanlış. Önce C.Newton bu hatalı fikre kapılmış, arkadan da şimdi hasta olduğunu üzüntü ile öğrendiğim kaptan Oktay Sönmez de aynı yoldan gitmiş. Ramazan ve Christine Özgan hocalarımız stil özelliklerine bakarak uzman gözü ile , bu dıştan dörtgen-içten ise daire biçimindeki anıtın (heykel 3 küsur metre uzunluğundadır) erken Hellenistik devre ait olduğunu ve bunun bir zafer anıtı değil, adı bilinmiyen hatırlı bir kişinin mezar anıtı olduğunu söylüyorlar.Hellenistik devir B.İskender’in M.Ö.323 yılında Babil’de bir humma nöbeti sonucu vefatı ile başlayıp M.Ö.31’de Yunanistan yarımadasının batı tarafındaki Actium’da Kleopatra ve Marcus Antonius’un Octavianus (sonra ilk imparator Augustus) ve amirali ve damadı Agrippa tarafından yenilgiye uğratılmaları ile sona erer. Bu durumda eksper görüşlerine uymak zorundayız.saygı ile…Esin- A.Bilgin Turnalı.

      Yanıtla
  • 2 Haziran 2018 tarihinde, saat 15:59
    Permalink

    Sayın Muzaffer ÖZGEN Bey, bu çalışmanızdan dolayı sizi tebrik ederek kutluyorum. Mükemmel bir yorumlama ile fotoğraflarla desteklediğiniz sunumunuz çok kıymetli bir belgesel olmuş. Sizi tekrar kutluyorum. Piri Reis’in değişiyle Vesselam. Fatih A. TÜRKÜSTÜN. Gemi Süvarisi. İzmir

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir