Kargı Çobanları – Sessiz Söylenen Bir Şarkı

Küçük bir terasta manzarayı seyreden Ümit Koç ve Ebru Özgür arkadaşlar yolumun üzerindeydiler tabii hemen ilgimi başında papatyalardan bir taç bulunan İdil çekti. Maşallah çok sevimli ve güzel görünüyordu, papatyaların içinde o da bir çiçekti. Sağlıklı, mutlu bir ömür diliyorum, bahtı açık olsun. İdil’in topladığı çiçekleri bana armağan etmesi de o gün aldığım güzel bir hediyeydi, kendisine çok teşekkür ediyorum.

Osman Çobanın yanına geldiğimde kuzularla koklaşırken gördüm, onu anneleri biliyorlar.

Osman Kuru hayvanlarla olan anılarından bir kaç tanesini anlattı her zaman onlara yardım etmiş. Bir yıl  Muço tepesi ile Domuzçukuru arasında iki tane domuz yavrusu bulmuş, onları beslemiş. Sonra büyüyüdüklerinde biri babama saldırınca doğaya salıverdik deyince geriye gelmediler mi diye sordum. Gelmemişler, tek olsalar belki gelirlerdi dedi. ” Beni gördüler mi fırrt fırt yanıma koşuyorlardı, elma , ekmek kabığı veriyordum. Şimdi domuzlardan çok şikayet var diyorum pek umursamaz görünüyor. ” Ben de yapıyorum görüyorsun, arpa ekiyorum, buğday ekiyorum, domuz haliyle geliyor, deşiyor, o da yiyor. ama hepsini yemiyo ki aç olduğu için gelip yiyor. Gelmediği zaman yok ki, eskiden de gelirdi ama kaymakamlık sürek avları düzenlerdi, Çoğaldığı kısımlarda yapılırdı. Şimdi yasaklanınca şehir içlerine kadar indiler, eskiden az olduğu için yiyecek buluyorlardı, şimdi çoğaldılar. Çayır içlerine iniyorlar mısırları, patatesleri talan ediyorlar, son zamanlarda payama da dadandılar.”
Otlar konusunu soruyorum zehirli olanlar var mı diye, baharda ilk çıkan otlar dokunurmuş, bahara girereken taze otlar zehirleme yapıyormuş, iğne yaptırıyorum sorun olmuyor diyor. ” Veteriner geliyor aşılarını yapıyor, aşıyı yaptırmazsan kuzular ziyan oluyor”

Osman Kuru ile sohbet esnasında bir ara ilginç bilgiler aldım ama tabii doğruluğuna bir şey diyemeyeceğim. Yıl 1978 gibi Aktur taraflarında yangın çıkınca bazı yaban hayvanları bu tarafa geçmiş. Sırtlan da varmış ki buralarda sırtlan hiç duymadım. O sıralarda dağda kaplana benzer iki yavru yakalamışlar. Vaşak veya Karakulak değildi,  kedigillerden kaplan türü bir şey diyor, sonrasıyla ilgili bilgi yok. Kargı dağlarında o yıllarda at eşek doluymuş bu canavarlar bir tane bırakmadı diyor. Yangınlar bu tür etkiler yapıyor mesela benim gözlemim sındı dağlarındaki yangından sonra Hızırşah taraflarında Karakulak’lar bir ara çoğalmıştı. Hayvanlar canlarını kurtarmak için yeni bölgelere geliyor tabii doğada her hayvanın bölgesi belli, bazı karşılaşmalar olabiliyor. Bir de geldikleri yerde av hayvanı olmayınca beslenme sorunları sonucu kümes hayvanlarına dadanabiliyorlar buna şahit olmuştum.

Osman arkadaşa hayvanları için tehlike teşkil eden yaban hayvanı var mı dedim şimdilik yok dedi, Karakulak ta buralarda yokmuş. Bazı çobanlar olmadığı halde bu hayvanları suçlayıp zarar verici şeyler yapabiliyor. Doğaya terkedilen vahşileşen köpekler çok daha tehlikeli oluyor bunun örnekleri oldu.

kargı'da kuzular

Osman çoban benim için ağıla biraz daha erken gitti, o anları da görüntüledim. Ağıla yaklaşırken kardeşi Mehmet Kuru ile karşılaştım denizcilikten tanışırdık. O da bu sessiz, sakin dünyaya kendini teslim edenlerden.

Ağılda birkaç saat önce doğmuş bir oğlak vardı, ayakta durmakta zorlanıyordu. annesi ayağa kalkması için onu cesaretlendiriyordu. Bir ara yavrusunun yanına  yaklaşan başka bir keçiyi uzaklaştırdı. İki tane kangal cinsi güçlü köpek ağılı bekliyor, sahiplerinin yanında onların yanından geçerken tedirgin olmuyorum. Diğer zamanlarda dikkat etmek gerek.

Bu dağlık Yarımada’da geçmiş yıllarda çobanlık geçim kaynağıydı, eskilerle konuşursanız birçoğunun yaşamlarının bir bölümünde bu işi yaptıklarını duyarsınız. Ben çocukluğumdan bu yana bu mesleği, kuzuları, köpekleri çok sevmişimdir. Doğayla iç içe olmasından mı, iç dünyanla bolca baş başa kalmaktan mı, arınmaktan mı bilmiyorum. Gelecek günlerde onlarla ilgili öykülerim Datça dışında da sürecek. Koyunlarım, keçilerim yok ama ruhum hep bir çoban oldu, dağlarda rüzgarın, kokuların peşinde, sessizliğin şarkısını dinledim durdum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir