Kargı Çobanları – Sessiz Söylenen Bir Şarkı

Datça’nın birçok yerinde olduğu gibi bahar burada da kendini gösteriyor, manzara çok güzel. Daha sonraki konuşmalarda duyduğuma göte bu alanlar yerleşime açılıyor. Hazine arazilerinden bir kısmı satılacak. Bu gördüğümüz manzaraların tadını çıkartmak, doyasıya seyretmek şart oluyor, buruk bir duygu içimi kaplasa da.

Osman Çobandan ayrılıp yamaçlara doğru gidiyorum, buraların en eski çobanlarını görmek için, Demir Aslan ve Aynur Gülcü biraz aralıklı bir şekilde oturmuşlar keçilerini otlatıyorlardı. Öykünün bundan sonraki kısmı benim için çok duygusaldı. Sessiz şarkılar söyleyen iki insanın öyküsü, sessizliğin içinde zenginliği yakalayanlar.  Bu çok özel vadinin insanları.

Güleç, sıcacık bakan insanlar, doğada kötülük yok ki, art düşünce, hırs ta yok. Aynur Gülcü biraz tedirgindi ” Bizim evleri yıkacaklarmış,  nere gidecez bakalım, Karaine gideceğiz belki de. 77 yaşındayım ben, 80 yaşında Demir amcan düşünmeleri lazım bizi.” derken biraz ileride sakince gülümseyerek bize bakan Demir Aslan lafa karışıyor; bu dağların her tarafını bilirim diyor. 50 küsur senedir ben burdayım, Alazeytin dağını bilir misin diyor, her tarafı biliyorum diye cevap veriyorum.
” Evveli bugün gördüğün bu yerleri ekerdik kimse yapmıyor artık, kaç ev vardı, iki, üç ev vardı. ” deyince Şimdiki Kargı’yı görünce ne düşünüyorsun dedim. ”  Valla ben genç olsam her tarafı ağaçla donatırdım su var çünkü.” diyor. 50 yıldır burada gençken neden ekmedin diyecek oldum, keçi çobanlığı aklıma geldi, onların peşinde koşturmaktan zaman mı kalır.
Nuray Gülcü  gazeteye falan çıktık biz diyor sohbet esnasında. Demir Aslan’la çocukluktan arkadaşlar. ” Datça’da beraberdik hayvan güderdik. 13,14 yaşlarında bu biriyle ortaktı ondan sonra ortaklıktan ayrılıp babasının yanına buraya geldi. Ben de evlendim sonra buraya geldim. Beyimle çocuklarımla beraber. Sizlere ömür beyim 20 sene önce vefat etti. Bunula ( Demir ağbiyi kastederek ) burda yine buluştuk arkadaş olduk, önce koyunlarımız da vardı onları sattık tekrar bunları yaptık. Bir ekmek bulursak ikimiz yarı yarıya bölüşürüz. Şu kadar bi şey bulsalar onlar bana getirirler ben onlara götürürüm. İşte bunlarla vakit geçiriyoruz bu yaşta ne yapacaksın. Tarla çapalayamazsın, dağdan odun getiremezsin. Bu iş sayesinde 77 yaşındayım sağlığımız iyi şimdilik.”
Demir Aslan’a bakarak  çocukluktan beri keçi peşinde o diyor. 8 keçim var, üçüz yavruladılar, yedi tane de oğlaklarımız var. işte böyle  ömürümüz olursa yaşarız olmazsa sizlere ömür gideriz. Miss gibi her taraf çiçeklik, şehir içi kömür kokusu kalabalık.
Kalabalığı hiç sevmem, gelenler sen burada nasıl yaşıyon diyor, ben buralarda sıkılmam, her tarafları gezerim böyle deyip elinde sopası keçilerine doğru gitti.

Demir Aslan 50 yıldır bu dağlarda, gitmediği yer yok, at sırtında, eşek sırtında, bazen yürüyerek. Onların en büyük arkadaşları yalnızlık, doğayla konuşurlar, kaygısızca karşılara bakarken görürsünüz.

Sonra’dan Nuray Aslan’ın eşi ve oğlunu tanıdığımı öğrendim eşine Değirmenci Mustafa derlerdi, oğlu Zafer geçen yıllarda vefat etti, tanıdığımız, sakin bir arkadaştı. İlk motorlu teknemi onlara satmıştım, o kişilermiş Allah rahmet eylesin.

Biraz daha ileride tek başına oturan biri daha vardı, yanına gidip selamlaştık, Sönmez Aslan, Demir Aslan’ın kardeşi uzun bir zaman Almanya’da kalmış 10 sene olmuş geleli. Hobim benim bu, başka bir şey değil, geziyom hem de yürüyüş yapıyom derken Kargı’nın girişindeki tepeleri gösterip ev orada diyor. 10 kadar keçisi varmış.
Almanya’dan geldikten sonra ne gördün, değişen bir şey var mı diye sordum  ” Bir şey görmedim, aynı hamam, aynı tas. Yalnız bina doldu Datça’da başka bir şey yok. Şu iskele dediğimiz yerde 5 – 6 ev vardı şimdi aynı Marmaris gibi, çık Panorama’nın yerine birbirine girmiş birçok ev. Merkezde evim vardı kıza verdim, orası açmadı beni. Site, bilmem ne, doldurdular. ”
Sohbet esnasında eski yapılardan yıkılacaklar olduğunu öğrendim bir de en çok şaşırdığım bu yamaçlarda geniş bir hazine arazisinin yapılaşmaya açılacak olmasıydı.Sönmez bey ölçümler yapılırken görmüş, tabii net olarak bilemiyorum ama bu eşsiz koyun artık eskisi gibi bir yer olmayacağını da görmemek mümkün değil. Doğal olarak bu değişimlerden en çok etkilenecek olanlar da çok uzun yıllardır buralarda yaşayan bu sade insanlar olacak. Zamanla neler olacağını göreceğiz şimdiden pek bir şey diyemiyorum.

Papatyalar her tarafı kaplamış. aşağılarda arı kovanlarının başında arıcılar çalışıyordu, arının bir tanesi bayağı peşimden geldi ama kazasız belasız atlattım.  Arı kovanlarının yukarılarından tekrar Osman çobanın yanına gitmekti niyetim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir