Eylül Duygular Savrulurken

Arkadaşım Kızlan’da oturuyor, orada güzel bir taş evi var, her gezimizin sonunda o istemese de ben onu evine kadar götürürüm. Ona kalsa hep yürüyecek, Kızlan köprüsüne geldiğimizde  Kızlan yoluna sapmayıp doğru gidince arkadaşım Hocam geçtik diye beni uyardı, hiç sesimi çıkarmadım. Amacım değirmenlere gidip bu bulutlu havada oradaki manzarayı da görmek istiyordum. Değirmenlere gelip tepeye çıktığımızda  düşündüğüm gibi güzel bir manzarayla karşılaştık, belimizi geçen sarı otlar, değirmenlere düşen akşam güneşinin ışığı, büyük kütleler halinde bulutlar, mavi gökyüzü, tablomuzda kullanacağımız figürler tamamdı.

Tepede güzel bir hava vardı, hafif serin bir rüzgar esiyordu, doya doya etrafı seyrettik, gidesim gelmedi akşam gün batımında buralar nasıl oluyor onu da göreyim dedim. Son değirmenin içinde duran aygıtları fotoğrafladım. Pencere ve küçük deliklerden giren akşam güneşinde hoş bir görüntü vardı.

kızlan değirmenler

Arkadaşım da dışarıda fotoğraflar çekiyordu, böyle gezilerde sıkılan bir kişi olsa çalışamazsınız, ben ona o bana hep uyar. Bu yıl nasip olursa fotoğraf çekmek isteyen arkadaşlarla doğada ve tarihi yerlerde dolaşmak istiyoruz. Bu kişiler bizim gibi heyacan duyan kişiler olmalı.

Orada kaldığımız 1,5 saat süresince çok güzel fotoğraflar çektik, defalarca geldiğim bir yere ilk kez gelmişim gibi baktım, tabii poz veren birisi de olunca bu çekimlere doyum olmuyor.

Kızlan Yel değirmenlerinin bir tanesi restore edildi, lokanta olarak kullanılıyor, epeydir içine girme, fotoğraf çekme fırsatım olmadı. Kaymakamlık tarafından restore edilmişti. Restore edilen değirmenin dışındakiler özel şahıslara aitler, bir tanesini alan kişi ev haline getirmiş, dışarıdan bakınca yel değirmeni. Diğerleri de birilerinin almasını bekliyorlar. Yunan adalarında konaklama tesisi olarak kullanılıyormuş, bir okuyucum yazmıştı. Bana kalsa burayı bir eğlence yeri yapardım, Datça’ya gençler gelmek istemiyor, eğlence yaşamı yok diye,  tatil yaparken akşamları da eğlenmek istiyorlar, çoğu turistik yerde böyledir. Böyle bir yer sakin bir ortam isteyenleri de rahatsız etmez. Sanatsal bir alan da olabilirdi, daha birçok şey düşünülebilinir, aklıma hemen gelenler bunlar, Datça’da proje üreten, bu konuda gayret eden yok gibi. Datça ilk geldiğimiz yıllarda daha renkliydi bunu söyleyebilirim, o yılları bilenler bana katılacaklardır.

Değirmenleri gezen birkaç kişi görüyoruz, bir arkadaş hemen önümde fotoğraf çekiyordu. Kendisiyle biraz sohbet ettik adını sormak aklıma gelmemiş. İyi niyetli genç bir arkadaştı.

Eylül Duygular Savrulurken” için bir yorum

  • 15 Eylül 2014 tarihinde, saat 13:25
    Permalink

    Yine harikalar yaratmışsınız hocam…teşekkürler…

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir