Değirmenderesi Su Değirmenleri

Çarkı döndüren su değirmen binasının içinden geçen kanallarla tekrar dereye akıyor.Bu değirmen çift oluklu olduğu için suyun çıktığı kısımlar bu şekilde iki tane.Bu gelişimde diğeri otların arasında görünmüyordu.

Bu değirmenlerin bir çoğunun değirmen binaları yok olmuş durumda , bu duvarların da son günleri.

Bir zamanlar Datça yaşamındaki önemlerini düşünüyorum , yaşamlarını sürdürebilmek için bir çok insanın yolu bu değirmenlere düşmüş. Acı tatlı anılardan, ocağın etrafında yapılan sohbetlerden , suların sesinden geriye bu duvarlar kaldı.

Bir hayal gücünüz yoksa tarihi yapılar size işe yaramaz taş yığını olarak görünür. Bugün bu hale gelmelerinde , önemsenmemelerinde bunun rolü büyük olsa gerek. Bunlar Datça’nın yakın tarihinden kalan bir kaç eserden biri.

Vadinin üstünden giden bir yol var , Karaköy kıyılarına kadar gidiyor. Ben bu gezimde dereyi takip ederek değirmenleri tek tek gezdim. 2. Değirmen de ilk değirmenden biraz ileride , yörede Nailoğlu değirmeni diye biliniyor.

Bir kaç gün önce Datça Detay’ı inceleyen Hızırşah köyünden rahmetli Mustafa Akkuş ‘ un Torunu Ahmet Akkuş bana su değirmenleri ile ilgili mail gönderdi. Ahmet Akkuş mailinde Dedem Hızırşah köyü sınırları içindeki Nailoğlu’ na ait bir su değirmenini çalıştırmış.  Hızırşahlılar bilirler.” diyerek su değirmeni ile ilgili dedesinden aldığı bilgileri bana gönderdi.

Eski su değirmenleri Rumlar ‘ dan kalma değirmenlerdir. Bu değirmenleri çalıştırmayı Türkler Rumlar ‘ dan öğrenmişlerdir. Dedem Mustafa Akkuş da bu değirmenlerden birini Hızırşah Köyü sınırları içinde bulunan tek oluklu Nail oğluna ait su değirmenini çalıştırmış diyor.

Ahmet arkadaş devam ediyor ” İlk önce değirmenin suyunun döndüreceği demirden çarka ağaçtan yapılma kaşık denen ağaç kanatlar tek tek çakılırmış. Bu kaşıklar tam düzenli ve aynı hizada çakılmak zorundaymış eğer kaşıklardan biri biraz yan çakılmışsa değirmene su salındığında çark yalpalıyarak döner ve diğer bütün kaşıkları da çakıldıkları yerden atarmış. Bu kaşık çakma işi ustalık istermiş.Tabii herkes çakamıyor.Suyun döndürdüğü çarkın demir olduğunu hatırlıyorum. Ağaçta olabilir tam emin değilim.Çarka kaşık çakma işi bittiğinde sıra ikinci önemli işe geliyor. Değirmenin oluğundan akan suyun tam çarktaki kaşıklara tam da ortalarına vurması gerekiyor aksi halde çark dengesiz dönüyor ve kaşıkların atmasına sebep oluyor

Değirmenin oluğundan akan suyun çarktaki ağaç kaşıkların tam ortalarına vurması için hayıt çubuğundan huni gibi bir tür sepet örülürmüş.Bu sepetin iki ucu da delik olarak örülüyor ,bu sepetin bir ucu değirmenin oluğundan akan suyun aktığı deliğe geçiriliyor.Diğer ucu da çok küçük olarak örülüyor.Burdan akan su çarkı döndürecek olan çarktaki ağaç kaşıkların tam ortasına vuracak şekilde ayarlanması gerekiyor.Ayarlama yapıldıktan sonra tekrar değirmenin oluğuna geçirilmiş olan sepetin oynamaması için sepetin kenarlarına çakıl taşları sıkıştırılıyor

Şimdi gelelim değirmene su salmaya , her değirmenin dere ile bağlantılı bir su yolu vardır. Bu su yolunun uzunluğu 200 metreden fazladır değirmenin bulunduğu yere göre değişir.Benim anlattığım değirmenin su kanalı 400 metre kadar vardır. Değirmene su salmak için değirmenin su kanalının dere ile birleştiği yere dereye suyun önüne bir küçük bend tutulur ve bendin arkasına biriken su değirmenin su kanalına akar ve değirmenin oluğuna dolan su hayıt çubuğundan yapılmış olan boru şeklindeki sepetin içinden geçip çarka çakılmış olan kaşıklara vurur ve çarkı hızla döndürür. Dedem herşey yolunda giderse çark çok hızlı döner demişti.Eğer derede su çoksa değirmenin su yoluna da çok su geliyor ve suyun hızı yüksek oluyor suyun hızı yüksek olduğunda değirmenin çarkı suyun fazla tazyiğinden çok hızlı dönmekle beraber bir müddet sonra , çarktaki ağaç kaşıkları attırırmış böyle olunca değirmene akmakta olan suyun tekrar dereye çevrilip değirmene akan su kesildikten sonra çarka yeniden kaşıklar çakılıp dereden değirmene su salınırmış.”

Eğer yeniden su salındığında su çarktaki kaşıkların tam istenilen yerine vurmuyorsa değirmenin üstüne çıkıp su oluğundan içeri çakıl atılırmış.Bu çakıl hayıttan örülmüş sepetin ucuna gelip buraya takılması sağlanırmış ve bu şekilde suyun kaşıkların istenilen yerine vurması sağlanırmış.Eğer derede su az ise değirmenin su oluğuna su akışı durdurulurmuş ve değirmenin su yolunda yeteri kadarsuyun birikmesi için beklenirmiş.Yeteri kadar su biriktiğinde değirmenin oluğuna su salınırmış ve bu şekilde çarkın dönmesi sağlanırmış.”Yazan : Ahmet Akkuş Hızırşah Köyü – Datça – Muğla.Kaynak:Mustafa Akkuş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir