Değirmenderesi Su Değirmenleri – Geçmişe Yolculuk

Mustafa Ali Değirmeni

Sağlam kalmış değirmenlerden biri. Bunda yapı tekniğinin yanında bulunduğu yerin de önemi var diye düşünüyorum. Biraz gidince arkadaşlar burası çöplük olmuş diye şaşkınlık yaşıyorlar. Gerçekten toprak yol vasıtasıyla buraya çokça çöp dökülmüş, ev eşyalarından televizyonlara kadar herşey vardı.

Çöplerle kaplı kısmı geçerek Karaköy kyılarına kadar inen yolda yürümeye başladık. Normal bir vasıtanın geçmesi çok zor, ben yıllar önce arabamla buradan geçmiştim, hiç akıllı bir insanın işi değildi ama girdikten sonra dönüş yapacak yer de yoktu sanırım. Karşıdan gelen  kişilerin merakla bize yaklaşmalarını bekledik, eşeğin üzerinde birisi vardı, arkadan da başka biri yürüyordu. Selamlaşmadan sonra ayaküstü sohbet başladı, tanıştık. Hayvan delisi arkadaşlarım hemen eşeği sevmeye başladılar, çok da uysaldı, ilgiden mutlu olmuştu. Eşeğin üstündeki Karaköylü Kadir Kaya değirmenler için geldiğimizi duyunca geçen yıl da geldilerdi dedi. Yanındaki arkadaşı aynı köyden Mehmet Eski’ydi. Çok sıcak ve konuşkanlardı, şöyle çay içerek eski günlerden söz etmek ne güzel olurdu.

Kadir Kaya 30 sene çobanlık yapmış her yeri biliyor, karşıdaki değirmene bakarak bir değirmene her gün 15 eşek yükü tahıl gelirdi diyor, hepsi dolu olurmuş. O günleri iyi hatırlıyor ama ayak üstü ancak bu kadar konuşabiliyoruz. Eski keçi peynirleri neydi diyor, şimdikilerin tadı bozuldu. Eski günleri arıyormusun diye sorunca eskiden ayaklarımızda sızı yoktu, yalınayak gezerdik, şimdi herkes hasta dedi ama yaşının seksenin üzerinde olduğunu düşünürsek ağrılar normal gibi. Maşallah oldukça genç görünüyordu.

Alekoğlu Değirmeni

Son durağımız  Alekoğlu değirmeni, sahibi Karaköy’de Aleko diye anılan Hasan Yılmaz’mış. İlk sahipleri Rum, geçen geldiğimizde değirmen binasının içi tertemizdi ocak ve diğer bölümler görünüyordu.Bu kez toprak yığınlarıyla kapanmıştı. Yapının üstünde 1933 tarihini gösteren bir yazı var. Değirmenin yapılışın daha eski olduğunu düşünüyorum, tamir veya ekleme esnasında konmuş olabilir. Yatay su oluğu oldukça yüksekte suyun buraya kadar çıkmasına şaşırıyoruz.  Bundan sonra da bir değirmen var, sekizinci değirmen, ilk gelişimde Karaköylü arkadaşım göstermişti. Bilen birisi olmasa bulması zor, çok az bir kısmı kalmıştı. Bir sayfamda anlatmışımdır ama kimbilir nerede. Buradan döneceğiz artık, denize yaklaştıkça rüzgar arttı, soğuk esiyor.

Alekoğlu değirmeninde rüzgar almayan yatay oluk duvarlarının arkasında bir mola veriyoruz, arkadaşlarımız biraz yiyecek hazırlamışlar. Kısa bir moladan sonra geriye döndük. Bu kez yürüyüşümüz düz bir yolda gerçekleşti, vadiye, patikalara girmeden yürüdük. Dönüşte rüzgar zorlar diye düşünüyordum ama öyle olmadı. Bir ara Karaköy sapağından geçerken Karaköy evleri göründü.

O güzel manzaraları izleyerek, piren çiçeklerinin kokusunu içimize çekerek, sohbet ederek arabamızın yanına geldik. Ekrem arkadaşımla benim için de değişik bir gezi oldu. Yürüyüş arkadaşlarımız da mutluydu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.