Değirmenderesi Su Değirmenleri – Geçmişe Yolculuk

Tellerle çevrili arazi nedediyle sık bir bitki örtüsü içinden, engelleri aşarak yolumuza devam ettik. Biraz ileride Uzunoluk denilen değirmen vardı, kemeriyle diğer değirmenlerden farklıydı. Muradoğlu değirmeninden çıkan su uzun bir su yolu ile bu değirmene geliyordu. Geçen geldiğimde bu su yolu duruyordu.

Uzunoluk Değirmeni


Değirmenin yatay oluk kısmı oldukça uzun ismini bu özelliğinden almış anlaşılan. Değirmenden geriye sadece yatay ve dikey su olukları kalmış . Kemerler yapılara ayrı bir güzellik katıyor, tabii onun önünde fotoğraf çektirmek te öyle. Makinamı kurarak hepimiz birden fotoğrafın içinde yer alıyoruz.

Rahmetli araştırmacı yazar Nihat Akkaraca’nın ” Zamanın Sesi Datça Manileri ” kitabında bu değirmenden söz ediliyor. ” Muğla’da vali olacağına Datça’da değirmenci ol  dedikleri yıllarda Muradoğlu , Eski Datça’nın en güzel kızı Salise’ye talip olmuş ve onunla evlenmiş. Kızın diğer talipleri şaşırıp kalmışlar. Kızını bir çuval unun hatırı için verdiğini anlatan bir mani bile yakmışlar, kızın babasına

Ekmek Attım fırına
Bişmedi galdı yarına
İmamalisi Gızı vemiş
Bi çuval kokar una.

Kızın Babasının adı İmam Alisi , yani İmamın Ali . Maniyle demek istemişler ki , güzelim kız, bir çuval unun hatırına gitti. Ya… İşte böyle! Değirmenler o yıllarda o kadar önemliydi ki…”

NİHAT AKKARACA – Zamanın Sesi DATÇA MANİLERİ

Duvardaki oyuklardan birinde saksıdaki çiçek gibi yeşeren soğanlı bir bitki arkadaşlarımın ilgisini çekiyor. yüksek kısımlardaki kare şeklindeki oyuklar yapı örülürken iskele kurmak için yapılan yerler.

Kadı değirmeni


Solda kemerli değirmenin dikey oluğu  görülüyor. Biraz ileride 5. değirmeni görebiliyorduk. Cemal Temel’in çalıştırdığı Cemallerin değirmeni olarak bilinen değirmen. Bu da Rumlardan kalma, daha sonra çalışması ile ilgili bilgi yok. Bu değirmenin yatay su oluklarının duvarları yer yer çökmüştü, kullanılmadığı için belki de en harap olanı. Çevresi tellerle çevrili, önünde bir araba duruyordu.

Bu değirmenden sonra çoban ağılları var, her birinde iri çoban köpekleri vardı. Burada dereden vadiye doğru giden patikalara saptık. Tel örgülerle çevrili araziler geçit vermiyordu.

Dere boyunca dereyi yukarıdan gören bir seviyede patika yollardan yürüyüşümüze devam ettik. Derenin karşı tarafında Mustafa Ali Özdemir’in değirmeni göründü. Bu değirmene gidip ayrıntılı fotoğraflar çekmiştim, diğer değirmenlerden farklı özellikleri vardı. Dikey oluk eğik bir şekilde bölümler halindeydi. Değirmen binasından sonra oluk şeklinde bir başka eklentinin olması da ilginçti, değirmenden geçen su başka bir çarkı daha döndürüyor olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.