Datça Kaleleri

SONY DSC

Yola bakan kısımlar sarp, surlar genellikle kuzey kısımlarında yapılmış. Burası birileri tarafından yerle bir edilmiş.

SONY DSC

Kalenin aşağısında kuzey tarafındaki düzlüklerde antik kalıntılar var. Dikdörtgen şeklinde büyükçe bir yapıya ait temel kalıntıları da burada karşılaştığım eserlerden.

Özil Kalesi

özil kalesi

Özil kalesi Emecik Özil’de kayalık bir tepe üzerinde, kalıntılar oldukça geniş bir alanı kapsıyor, kuzey tarafında Emecik dağı görünüyor. Karaincir tatil köyünden geçerek kaleye tırmandık, batı tarafında Karaincir koyu var. Benim oldukça ilgimi çeken ve üzüntü veren bir yer, kalıntılar geniş bir alana yayılmış vaziyette, oldukça zarar verilmiş. Böyle hassas bir bölgenin hemen altına Tatil köyü yapılmış. Tepenin biraz ilerisinde yol kenarında bulunan Apollon kutsal alanındaki tapınağa ve kiliselere ait kalıntılar bu bölgenin antik dönemde önemli bir yer olduğunu bize gösteriyor. Burgaz kazılarını yöneten Numan Tuna’ya göre Triopion denilen şehir bu bölgede, bu şehrin bulunduğu yer konusunda değişik görüşler var. Altı dor kenti burada bir araya gelerek Apollon şenlikleri yaparlarmış.

 

SONY DSC

Kalede Knidos döneminden kalma duvarlar ve yapılar var, dahasonra Bizans döneminde kaleye harçla örülü duvar ve yapılar yapılmış. Bu yapıların bazılarında iri taşlarla örülmüş duvarlar temel olarak kullanılmış.

SONY DSC

Bu yerlerin korunması ne alemde bilmiyorum, bu duvarlara zararı yine bizim verdiğimiz anlaşılıyor. Üzeri tonozlu bir sarnıç kalıntısı var, içi horosan harcıyla sıvanmış. Bu kalede harçla örülmüş çokça duvar ve yapı kalıntısı var. Kuzey tarafındaki duvarlar Batı tarafına  kadar devam ediyor, sonrasında sarp uçurumlar var. Burası düzenlenerek insanların gezmesine açılabilecek bir yer, bir takım düzenlemeler yapılabilinir.

Damlantı ve Gökyer Kalesi

damlantı kalesi

Damlantı kalesine Hızırşah’tan Kargı deresine giden yol üzerinden seki denen teraslara saparak gittik. Yoldan görünen Karain mağarasına geldikte sonra kayalara tırmanarak dağın sırtını takip ettik. Bu bölgede Damlantı denilen su damlayan kayalar olduğu için kaleye bu ismi verdim. Damlantı kalesi dağın güney tarafında oldukça geniş ( 2 m kadar ) bir duvardan ibaret, dağın diğer kısımları kayalık ve sarp olduğu için sadece bu kısma duvar yapmak yeterli olmuş. Çobanların belirttiğine göre dağa kuzey kısımlarından çıklan antik bir yol varmış, o yolun bir kısmı kaleden bakılınca görülüyor ama yol kapanmış. Burada halkın belli bir dönemde bir müddet barındığı anlaşılıyor, rüzgarlara kapalı, oldukça ılık bir iklimi var. Kalenin giriş kapısı kaya oyularak yapılmış.

 

damlanti-kalesi-2

Saranda’dan dağın sırtını takip ederek dağın en yüksek zirvesine geliyoruz, Gökyer tepesi denilen bu tepede de kale duvarları bulunmakta, Hızırşah vadileri ayağımızın altında, etraf yüksek dağlarla çevrili. Dağın aşağısındaki teraslarda ve vadide antik dönemde tarım yapılmış, anik teraslar hala durmakta. Bu çevrede kaynak sularının da olması o dönemlerde oldukça önemliydi.

Datça Kaleleri” için 3 yorum

  • 9 Eylül 2015 tarihinde, saat 00:00
    Permalink

    Muzaffer bey,Yazıköy çıkışından hemen sonra, Belen sapağında bir dere yatağının kenarında muntazam ve poligonal taşlarla örülmüş bir dere geçişi (İng. culvert) var. Antik havası veriyor. Bunu yıllarca önce resimlemiştik. Ayrıca yine Yazıköy çıkışından sonra, bir virajı takiben soldaki zeytinlik içinde bulunan takriben 30 m. çapında, iri taşlarla yapılmış yuvarlak bir mezar anıtı (Tholos) var. 2000’li yıllarda dialarını çekmiştik. 2012 sezonunda Ertekin hocamız burada önemli bir kazı yaptı. Kör veya sahte dromoslu bir giriş buldu. Detayları kendisinden izin almadığımız için burada maalesef veremiyorum. Saygı ile…Esin Turnalı.

    Yanıtla
  • 16 Eylül 2015 tarihinde, saat 15:26
    Permalink

    Muzaffer bey, Yazıköy’den Knidos yönünde çıktıktan sonra, Bağlarözü koyunun arkasına gelen yüksek tepede (Knidos yolunun sağında) büyükçe bir kale var. Adına Saranda kalesi (Kırklar) diyorlar. Ayrıca daha alt tarafta ,yani Knidos yolunun solunda belirli bir ara ile yine Bağlarözüne bakan iki tane kule kalıntısı var ki köylüler bunlara Karakuleler diyorlar. Kısaca bu bölümde bayağı tahkimat var. Bilge Umar Hocamız bunlara dayanarak Bağlarözü koyunu Triopion’a bağlamak istemişti ama , kitabımda belirttiğim gibi, koy açık denize çok karşı. Su kaynaklarını gözden geçirdik-fena değiller ama Thukydides’in ünlü öyküsüne bu koy hiç uymuyor. Sanıyoruz ki bu tahkimat Knidos yolunu gözlüyor. Dr.Tuna’nın bu kalelerin çoğunun Knidos’un başat devrinden sonra yapıldığı söylemine katılmıyoruz.Şöyle demek daha mantıklı olacak: Bu kaleler yapıldıktan sonra muhtelif devirlerde, Bizans-Menteşe-Osmanlı çağlarında elden geçmiş demek daha doğruya benziyor. Size Saranda Kalesi ile çifte Karakuleleri öneririm – kalede mutlaka sarnıçlar da vardır. En iyi dileklerimizle…Esin-Bilgin Turnalı.

    Yanıtla
    • 16 Eylül 2015 tarihinde, saat 20:36
      Permalink

      Yorumunuzda belirttiğiniz kale ve antik kalıntılar Datça Detay sayfalarında fotoğraflarıyla var, bazıları arşiv’de depolandığı için görememiş olabilirsiniz, arama çubuğuna yazdığınızda bu sayfalar çıkar, yorumlarınız için teşekkürler… Saranda kalesine iki kez çıktım, sayfalarımda bu çıkışlar görülebilinir, bu sayfamda da bilgi veriyorum.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir