Bir su öyküsü – Kocadere Çağlayanları

20 Ocak cuma günü arkadaşım Ekrem İpek ile buluşarak Kızılbük Koyu’na akan Kocadere üzerindeki çağlayanlara yürüdük. O gün ilk saatlerde hava biraz bulutluydu ve hava tahminlerinde de kuzeyden rüzgar gösteriyordu. Dağların arkalarından yükselen bulutların hızla hareket ettiğini görebiliyorduk. Arabayla yola çıktığımızda daha nasıl bir yürüyüş yapacağımız belli değildi, birkaç gün önce aralıksız yağan yağmurlara bakarak  çağlayanlar konusu gündeme gelmişti, ilk fırsatta gitmeyi düşünüyorduk ama o sabah hava durumu biraz kafamı karıştırmıştı.  Bu gibi yerlere kapalı havalarda gitmek hoşuma gitmiyor, zaten güneş almayan yerler, bir gün öncesine kadar yağmur ara vermeden yağdı, ıslaklık faktörü de önemliydi. İşte böyle kafamızda değişik düşüncelerle, ne yapalım, edelim derken kendimizi Pirenlik yolunda buluverdik.  Orman yolundan Aşlama ( Ağaçlama ) mevkiine  doğru devam ederek yürüyüşe başlayacağımız yere geldik. Geçen yıl bu yol üzerindeki çalışmalar üzerine telefonlar almıştım, yol genişletiliyor bilginiz var mı gibisinden. O zamandan bu yana bu yoldan ilk geçişimiz, önceki yıllarda Kısık mevkiinden Kartal vadisine girdiğimizde arabayla yol almak çok zordu, bazen arabamı yolun başında bıraktığım oldu. Bu kez vadide rahatça yol aldık, Aşlama’ya giden orman yolu da genişletilmişti, şikayetler de buradan çıkmıştı, acaba ne yapmak istiyorlar gibisinden. Aslında bu yol geçen yıllarda da rahat bir yoldu, daha genişletilip yol kenarlarında temizlik yapılmış. Yolda yağan yağmurlar ve geçen araçlar nedeniyle yüksek çamurlar oluşmuştu. Bu bölgede orman işletmesinin ağaç kesim ve budama çalışmaları devam ediyor gördüğüm kadarıyla. İşçilere ait çadırların yanından geçtik. Diğer bir husus bu bölge özellikle Hızırşahlı arıcıların arı kovanlarını bıraktığı yerler.

datça çağlayanlar

Datçamızda devamlı akan bir akarsu yok, dağlık bir yapıya sahip olan Datça Yarımadası’nın birçok yerinde yağmur mevsimiyle  birlikte dereler oluşur, sular derin vadilerden hızla akarken zaman zaman yüksek kayalardan aşağıya doğanın en güzel müziklerinden birini söyleyerek akarlar. Bu görüntüleri yakalamak için arakadaşımla sarp dağlarda birçok kez yürüdük, yağmurlar yağdıkça da yürümeye devam ediyoruz. Geçen yıl kuraklık nedeniyle bu çağlayanları görememiştik. Bu vadilere giderken çağlayanların oluştuğu zamanları beklerim genellikle, vadilerden çağlayarak akan sular doğaya inanılmaz güzel bir atmosfer kazandırıyor. Vahşi bir doğanın içinden geçmenin heyacanını yaşarken, bezen de onun dinlendirici, huzur verici görüntülerini izliyoruz.  Datça hurmasının vatanı vadiler ve şimdi gittiğimiz Kızılbük vadisi bu görüntülerin en güzellerinin olduğu yerler, buralara doğa yürüyüşü ile ulaşabiliyorsunuz. Datça’nın geçmiş yıllarında yağmurlarla birlikte dereler üzerinde çalışan pek çok su değirmeni vardı, Datça yaşamının önemli unsurlarıydı. Değirmenlerin Haziran ayına kadar çalıştığını o yıllara tanıklık edenlerden duyduğum oldu. Şimdi gittiğimiz Kocadere üzerinde de bir su değirmenine giden su yolunu ve değirmene ait kalıntıları görebiliyorsunuz.

Aşlama’da piknikçilerin kullandığı bir ocak var, orayı geçer geçmez vadiye doğru inişe geçtik, yamaçlardan güzel bir patika yolu takip ettik.

Biraz sonra akan suların sesi gelmeye başladı. Aşağıda Kocadere’ye karışan derelerden biri akmaktaydı, bunun gibi sağlı sollu vadilerden akıp gelen 4-5 dere var. Geçmiş yıllarda bu derelerde de yürüyerek oradaki çağlayanları da belgelemiştim.

Hava gayet güzeldi buralarda, rüzgar yoktu, güneş te kendini göstermişti. Sarp volkanik kayalarla çevrili vadiler, Kızılbük koyuna doğru uzanan ormanlar gözümüzün önünde uzayıp gidiyordu. Yükseklerden bu güzel manzaraları izledikten sonra artık dereye inme zamanıydı.

İlk çağlayanımızın yanına yaklaşırken suyun sesi oldukça kuvvetli geldi, bu bizi biraz heyacanlandırdı, geldiğimize değecek manzaralar göreceğimizin işaretiydi çünkü.Bu çağlayanda su çok hızlı ve gür akıyor.  Büyük bir göleti var, arkadaşıma kalsa hemen yüzecek. Doğa yürüyüşü yapan gruplar bu güzergahta yürüyor, bizden sonra yürüyen arkadaşların fotoğraflarını facebook’ta gördüm.

İkinci çağlayanımız derin bir vadide, yürüyen arkadaşlarda burasının fotoğrafına rastlamadım, ben mi göremedim bilemiyorum. Yürüyüş yolundan biraz içeride yıllar önce bir keşif yürüyüşünde çağlayan seslerini takip ederek bulmuştum. Oldukça etkileyici bir yer, karşıda yükseklerden akan su bir gölet oluşturduktan sonra tekrar hızla akan bir çağlayana dönüşüyor. Karşıda suyun aktığı yerde bilye gibi yuvarlak bir kaya var, hep gelişimde duruşunu muhafaza ettiğini görüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir