Bir Garip Bisiklet Gezisi

04 ekim çarşamba günü arkadaşım Ekrem İpek ile bisikletlerimize binip köy yollarında biraz gezelim dedik. Dedik ama dağlar mı bizi çekti nedir, bisikletlerimizle kendimizi dağlarda buluverdik. Bir kısmı hüzünlü, bir kısmı acılı, bir kısmı manzaralı olan bu gezinin hikayesinin ilginizi çekeceğini düşündüm. Eğer bizi görenler olsaydı büyük ihtimalle internette bu şaşkınlar kim diye haber olurduk. Kayaların, çalıların içinde yol alan bisikletli dağcılar.

kargı deresinde toz bulutu

 

Hikayenin en başlangıcına gidersek herşey Ekrem İpek arkadaşımın beni bisiklete özendirmesi ile oldu, iki arkadaş birlikte gezeriz diye düşündüm. Depoda yıllardır duran bisikletimi çıkarıp temizledim. O hevesle ilk gezimizi Burgaz yolundan Kızlan değirmenlerine yaptık, çok hoşuma gitti. Sabırsızlıkla ikinci gezimizi beklerken, bugün bisikletimi Ender Bisiklet’e götürüp ayarlarını yaptırdım. Öğleden sonra da Ekrem arkadaşımla buluşup yola çıktık. Planım evimizin hemen arka taraflarında yer alan Kargı Deresi yolundan Hızırşah’a giden yola çıkmaktı. Orada da biraz oyalanırız diye düşünüyordum. Kargı deresini uzun bir zaman öncesinden biliyorum, o günkü haliyle şimdiki arasında hiç bir benzerlik kalmadı. Bildiğim kadarıyla Küçük Sanayi bölgesi ilan edildi, Datça merkeze 1.5 km mesafede, sizlere tanıttığım Datça’dan başka bir Datça başlıyor. Yol boyunca beton fabrikaları ve sonunda taş ocağı var. En son 3-4 sene önce geçmiştim sanırım, manzara hoşuma gitmediği için buralara pek gelmiyorum. Oysa bu güzel vadinin bakir olduğu zamanlarda buralardan gece, gündüz çok geçtim. Gelecekte burasının Datça’nın bisiklet yolu, doğa yürüyüş yolu olarak düşündüğüm zamanlar. Arkadaşımı bu yola getirirken yol boyunca toz toprak içinde kalacağımızı biliyordum, bunu göze alarak geldim. Birkaç kamyonla karşılaştık, bir tanesi saygılı bir biçimde çok yavaşlayarak geçti, selamlaştık. Buradaki bitkiler bu tozdan oldukça nasibini almış görünüyor.

kargı deresinde bisikletle

 

Bir müddet sonra Hızırşah’a döneceğimiz yolu bulamadım, taş ocağına gelmeden arada bir yol vardı, köpek sesleri gelince orayı deneyemedik, oradan gidiliyor diye hatırlıyordum. 28 eylül 2011 yılında öğretmen arkadaşım Sedat Kaya ile Hızırşah’tan gelip Kargı taraflarında Palamutluk’a gidip gelmiştik. ( Yürüyüşün Linki ) Gayet güzel bir yürüyüş olmuştu bugün geldiğimiz o yolu bulmaktı amacım. Aslında bu yollar antik dönemin yolları, Kızılova’ya kadar çıkıyor. Yol üzerinde sarnıçlar vardı, belgelemiştim. Yolu orada çalışan arkadaşlara sorduk, birisi çakıl ocağının üstündeki yolu gösterdi oraya çıktık. Çevredeki kayalarda makinalar çalışıyordu, tehlikeli yerler fazla oyalanmadık. Bize gösterilen yol Kargı deresine iniyordu, yokuş bir yerden indik geri dönmeyi gözüm almadı, patikalardan Kargı’ya çıkarız diye düşündüm. İlk başlarda yol bisiklete binilecek gibiydi, dağ bisikleti bizimkiler bu gibi yollarda gidebiliyorsunuz.

doğada bisiklet sürme

 

Bu patikalardan birkaç kez yürüdüm, meşhur kuyumuz, Ekrem arkadaşım su var gibi dedi ama pek sanmıyorum. Dibinde biraz olabilir, bir su kabına gelen çokça arı vardı. Buradan sonra patika yolu bulmak kolaydı ama biz bisiklet yolu falan derken o yoldan uzaklaşmışız. Bir ara Ekrem şu görünen Kargı koyu değil mi dedim, o zaman uyandım, gittiğimiz yer bizim gideceğimiz yerden uzaktaydı. İşte macera özellikle ondan sonra başladı.

 

Patikayı arada bulasın, kefen denen dikenli çalılar öyle çoktu ki, böyle yerlere ben sağlam bir pantolonla gelirim, bu gibi çalılar nedeniyle ama bugün şortla bu dikenlerin arsında kalmıştım. Yüzlerce iğne bacaklarımıza vuruluyor gibiydi, pedalların da dar yollarda arada bacaklarımıza çarpıp kesmesi ayrı bir acı. Dağların tepesinde kayalık, maki ve dikenlerle kaplı bir arazide uygun bir yol umuduyla epey yürüdük.

dağlarda bisiklet gezisi

 

Bir ara Ekrem arkadaşımı bisikletini sırtlamış yürürken fotoğrafladım ben ve bisikletim güzel bir ikili olmuştuk. Tam bir kondisyon çalışması, dağlara turmanma öncesi iyi bir antreman oldu. Doğanın zorlaştığı bu anlarda manzara da müthişti. Ekrem arkadaşım hocam manzaraya bak diyordu ama benim manzaraya bakacak halim yoktu. Yolda su alırız diye yanıma su da almamıştım, böyle bir yere geleceğimiz hesapta yoktu. Arada bu güzel manzaraya bakarken bir yola inelim ilk işim Yeşim Bar’a koşup su almak olacak diye düşünüyordum. Datça’da kuzeyden esen bir rüzgar vardı ama buralarda rüzgar kesildi. Hava da oldukça sıcak oldu bu yüzden. Dağın tepesinde mola vermiş bir bisiklet, arkadaşım o halimle fotoğraflarımı çekti.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Cevap

  1. ozan dedi ki:

    çok güzel bir site. girenleri datça da gezdiriyor ve hayran bıakıyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir