Ocak Ayında Bademler Çiçeklendi

30-ocak-1

Bugün Datça’da hava diğer günlere göre  biraz soğuktu, kuzeyden soğuk bir rüzgar esiyordu ama hava güneşliydi. Datça’da güneş varsa soğuk pek önemli olmaz, rüzgarın olmadığı yerlerde ılık bir hava hakimdir. Dün pek dışarı çıkmadım, eksik sayfalarım vardı onları yaptım, bu yüzden bugün havanın ılık olduğu yerlere doğru gidip badem çiçeklerinin fotoğrafını çekeyim dedim, bunun için en uygun yer olan Hızırşah arazilerine doğru giderken heykeltraş Elbruz’u çalışırken gördüm ve hemen durarak yanına gittim.

30-ocak-2

Kocaman bir mermer kütleye biçim veriyordu. Ne zamandır buradan geçerken ona rastlamayı isterken bir türlü nasip olmadı. Bugün bu soğuk hava tam ona göre. Elbruz Datça Limanındaki Aslan, Demeter ve Fok Badem heykellerini yapan kişi. Tonlarca ağırlıktaki mermerlere biçim veren bir heykel ustası.

30-ocak-3

Hocam bir çay içelim deyince içeriye geçtik, onu ilk tanıdığımda biçim verdiği ahşap malzemeleri görmüştüm ama bir zaman sonra 4-5 tonluk mermerleri şekillendireceği aklıma gelmezdi. Güçlü yapısıyla Kafkas ırkının özelliklerini taşıyor. Geçen yıllarda şu an Billur kent’te sergilenen aslan heykelinin belgeselini yapmıştım. Yakın bir zamanda son yaptığı medusa heykeli de aynı yerde sergilenecek.

30-ocak-4

Aynada kendimi de görüyorum, bu yıl ilk kez parkamı giydim.

30-ocak-5

Elbruz sessiz, sakin, az konuşan bir kişi, o duygu ve düşüncelerini heykelleri ile anlatmayı daha çok seviyor bence. Bu barakamsı yapıda basit, sade bir yaşamı var, arkadaşları gelir gider ama onu çoğu zaman yalnız görürüm. Bu da kendini dinlemesi, bir felsefe oluşturması açısından ona yardımcı oluyor, onunla konuştuğunuzda kendisine özgü düşüncelerini ilgiyle dinlersiniz. Dünya zenginlikleri onu ilgilendirmiyor, yükseklerden akıp gelerek durulmuş bir su gibi. Eviyle, arabasıyla, telefonu ile övünen bir kişi değil; basit yaşamın içindeki zenginliklerin farkında.

30-ocak-6

Elbruz bu sıralarda oldukça yoğunmuş, heykeller ve montajları nedeniyle bayağı yoğun bir zaman geçirmiş. Artık bu iş senin mesleğin oldu dediğimde “bir kaç sene daha mesleğim olacak ondan sonra sanatsal konulara daha yoğunlaşacağım” dedi. Elbruz”Bir çalışmanın sanat eseri olması için olgun doğması gerekir, eğer yaptığın heykele dokunulup şurası şöyle olsaydı deniyorsa o eser olgun doğmamış demektir. Ben kendi çalışmalarımda bu eksiklikleri görebiliyorum, bakan bazı kişiler de görüyordur. Benim açımdan heykellerimin değeri; samimiyeti, aynı tarihi ve macerayı yaşaması” diyerek konuşmasını sürdürdü.

Bir ara planlanmış, kusursuz yapılmış heykellere sözü getirerek naif, yarım kalmış izlenimi veren çalışmaları daha çok sevdiğini belirtti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir