Yol Uzun Mühlet Kısa – Datça Yol Hikayeleri

Datça Yerel Tarih Derneği Başkanı Mehmet Akın Pilavcı’nın uzun araştırmalar sonucu hazırladığı, Datça’nın geçmiş yaşamına da ışık tutan yol ve yolculuk  öykülerinin yer aldığı kitabı çıktı. 16 Ekim tarihinde Hızırşah Kültür Evi’nde söyleşi ve kitap imzalama etkinliği vardı. Akın Pilavcı ile birçok kez yan yana geldim, büyüdüğü, yaşadığı Betçe bölgesini çok iyi tanıyan birisi. Zaman zaman onun rehberliğinde birlikte gezdik, sayfamda bu geziler yer alır.  Bu kitap ile ilgili çalışmalarını çok öncelerden biliyordum, birlikte röportaj yaptığı şoförlere gittik, fotoğraf ve videolar çektim. Kendisinden o günlerle ilgili hikayeler dinlediğim de oldu, etkilendiğim öykülerdi. Böyle bir kitabın çıkması beni de sevindirdi, kendisini tebrik ediyorum.

akın pilavcı

” Yol Uzun Mühlet Kısa – Yol Hikayeleri ” Cumhuriyetin ilk yıllarından günümüze uzanan zorlu dönemlerin, yokluğun, imkansızlığın ama bunların yanında müthiş bir inadın, azmin ve mücadelenin tanıklığına davet ediyor okurları. Öyküler Datça’nın tarihine ve yöre insanının yaşamına ışık tutuyor.

Söyleşinin Moderatörü aynı zamanda kitabın editörlüğünü de yapan Özgür Mutlu Akın Pilavcı’ya kitabın içinde dikkatini çeken konularla ilgili sorular yöneltti, Akın Pilavcı bunları öykülerinde olduğu gibi akıcı bir şekilde cevapladı. Çok güzel bir söyleşi oldu, iki saate yakın sıkılmadan Akın Pilavcı’yı dinledik. Zaman zaman ben de değinirim, Datça o yokluk yıllarında diğer birçok yere göre daha bir mahrumiyet bölgesi. Çok sıkıntılı günler geçirmişler, şimdi insanlar bu günlerden habersiz ve duyarsız. 1985 yılında Datça’ya geldiğimde de bir mahrumiyet yeriydi, çoğu kez doktor için Muğla’ya giderdik, istediğin bir şeyi bulamazsın, virajlı, dar yollar kimini yol yutar vs. Aradığın her şey diğer yerlere göre pahalı, son durak. Sonra Marmaris gelişince birçok şey için oraya gider olduk, ki kitapta anlatılanlar çok eskilere gidiyor. Ulaşım imkanları çok kısıtlı, vasıtaların olmadığı veya çok az olduğu zamanlar. Akın Pilavcı sohbet havasında o günlerden söz etti. Ulaşımın çoğu kez yürüyerek yapıldığı yıllar.

Söyleşi, Özgür Mutlu’nun ” Kitabın nasıl hazırlandığını, bugüne gelene kadarki macerasını anlatırmısınız ” demesi ile başladı.
Akın Pilavcı konuşmasına Datça Yerel Tarih Derneği olarak yaptıkları çalışmaları anlatarak başladı. Onların çalışmalarını yakından takip eden birisi olarak o günler gözümün önünde canlandı. Rahmetli Nihat Ağbi ile çok güzel çalışmalara imza attılar, Datça’da yaşamın içinden Bitkiler diye bir kitap hazırladılar, sergiler açıldı ki Ilıca Değirmen evinde açılan Yerel Tarih sergisi Datça Detay’da yer alıyor. Çok güzel bir çalışmaydı, eski bir Datça evi canlandırıldı. O günlerde  yerlisi, yabancısı bir arada çok büyük bir çaba gösterildi, herkes çok istekliydi, onların bu hali beni de aralarına çekti. Daha sonra Nihat Akkaraca’nın vefatı ile bir durgunluk yaşandı. Son yıllarda Datça Yerel Tarih Derneği Başkanı Akın Pilavcı ile yine birçok güzel projeyi yaşama geçirdiler, bu söyleşiyi dinlediğimiz Hızırşah Kültür Evi projesi’nde de yer aldılar.
Akın Pilavcı ” Şunu öğünerek söyleyebilirim arşivimizde o kadar çok birikim var ki 5 kitap yazılabilinir. Yol hikayeleri nereden çıktı diyeceksiniz, çocukluğumdan beri yürümek bizim en iyi ulaşım şeklimiz, eşek veya atlar olursa biraz daha lükstü. Ben 1959’da Öğretmen Okulu sınavına gelirken sabah çok erken saatlerde yola çıktık sınava girdim ve yaya geldim. Marmaris’ten Datça’ya giriş 3 saat 15 dakikadan önce geldiğimizi hiç hatırlamıyorum, nereden bileceksin diyeceksiniz sınavı kazandım diye babam nacar marka bir saat almıştı bakar dururdum. Bu sürenin  5 saati geçtiği zamanlar da oldu, hele Kızlan Deresi akıyorsa sel duracak da biz geçeceğiz, oysa şimdi Palamutbükü’ndeki evimden Marmaris garajına Bir saate yakın bir zamanda varabiliyorum. Yani şartlar çok zordu ama benim anlattığım da yine çok iyi bir zamandı. Burada  sergide fotoğraflarını gördüğünüz köy enstitüsüne giden kişiler daha zorluklar yaşadı. Yani bu kitapla bu bilgilerin çocuklarımıza, torunlarımıza aktarılmasının gerektiğini düşündüm. Benim de torunlarım var, hadi oğlum bakkala var gel  diyorum, taa oraya mı gideceğim diyorlar oysa biz onu oradan alabilmek için bir 20 kilometreyi yürümek zorundaydık, yoktu, gerçekten yoktu. Kısa kısa öykülerle bunları aktarmaya çalıştım başarabildim ise ne mutlu bana  ” dedi.

datça yol hikayeleri

Özgür Mutlu ” Karşılıklı sohbet ediyor gibisiniz kitapta, o kadar güzel bir dille bu hikayeleri kaleme almışsınız ki ben değerini bulacağına inanıyorum Hem anlatım anlamında hem de içindeki değerli hikayeler anlamında. Ben şunu düşünüyorum gelecek kuşaklara bırakmak, onlara bu yaşanan zor günleri anlatmak önemli ama sizin bir de kişisel olarak arabaya karşı olan bir sevdanız var. Bence o da bu kitaba yol açmıştır gibi geldi bana. Çocuk ve Araba Sevdası isimli bir hikayeniz var burada, biraz ondan bahsedin istiyorum. Daha ilk okula başlamamış çocukken  arabalarla olan ilişkiniz nasıl,  arabaların çok az olduğu zamanlar, birçok kişinin benzer algıları vardır araçlara karşı, küçüklükte arabalara karşı ilginiz nasıldı” diye sordu

Akın Pilavcı soruyu cevaplarken  Kitabın editörlüğünü Özgür Bey yaptı, bu etkinlik te dahil  beni yalnız bırakmadı Resimlerin taranması, etkinliğin hazırlanmasında yardımcı oldu ” diyerek kendisine teşekkür etti.

” Bizim buralara yılda bir veya iki kez araç gelirdi, o da cip, genellikle resmi hizmete mahsus. 40 Tepe bölgesi dediğimiz yerden gelen arabanın farı bizim Yaka Köyü’nden görünür. Hemen koşarak kahveye gelirdik, kim geliyor, kim gelmiş diyerek. Sadece ben değil orada yaşayan herkes koşturuyoruz sanki bize bir şeyler getirecek, oysa kim geliyor, hangi araç geliyor onu öğrenmek için. Yılda bir veya iki kez araç geliyor, babam ( Muzaffer Pilavcı ) okulun öğretmeni olduğu için lojmanla okulun kapısı yan yanaydı.

Özgür Mutlu ” Marmaris’e ya da Muğla’ya gidilirken yaşanan bir takım sıkıntılar var araba bozulabiliyor, lastik patlayabiliyor ama o aracın içindeki yolcular ve şoför dahil olmak üzere büyük bir dayanışma sergiliyorlar. Arabanın tekeri mi patladı hep birlikte değiştiriyorlar, herkes yan yana, dip dibe samimiyetten de kaynaklanıyor belki ama bu dayanışma ruhu nereden geliyor. “diye sordu.

” Kıbrıs Barış harekatından sonra Amerika Türkiye’ye lastik ambargosu koydu, içinde daha bir çok şey vardı. 1 şubat tatili dönüşünde Betçe mahallelerinden aracın içine doluştuk. Dışarıda okuyan öğrenciler, çalışan öğretmenler vs. Öyle ki neredeyse kucak kucağa, çünkü bir minibüsün alabileceği normal yolcu diyelim ki 12 kişi ama bizde 24’ten aşağı pek olmuyordu ve buradan gittiğimiz için götürdüklerimiz de var.  Oturakların altı dolu, bagaj, araç dolu ama lastikler berbat. Dış lastikler o kadar eskimiş ki, iç lastikle dış lastik arasına get diye tabir ettiğimiz parçalar konuyor. Yolculuğa başladık, ikide bir lastik patlıyor, iniyoruz tamir ediliyor, get yerleştiriliyor, şişiriyoruz, biraz gidince yeniden patlıyor. Buradan Marmaris’e varıncaya kadar 7 defa patladı, 7 defa usanmadan indik yamadık. Bekir Muslu diye şen şakrak yolcuyu sıkmayan hoş sohbet bir şoförümüz vardı, insanların hiçbirinden en ufacık bir serzeniş gelmedi. Marmaris’e vardık, Marmaris’ten Muğla’ya gidecek başka araç var ama kimse o arabadan inip başka arabaya binmedi. Atılmış dış lastiklerden biraz iyisini bulup yolumuza devam ettik.  ”

İşte böyle söyleşi birbirinden güzel hikayelerle, devam etti. Özgür Mutlu’nun sorduğu sorulardan biri de bütün bu imkansızlıklara rahmen insanlardaki okuma, okula gitme aşkının nasıl olduğu üzerineydi. Köy enstitülerinde okuyup birçoğu köylerine öğretmen olarak dönmüş, yeni okullar açılmış, temellerini kendileri atmış. Bugün de Betçe’de okuma oranı oldukça yüksektir, ülkemizin pek çok şehrinde öğretmen, doktor, mühendis olarak çalışanlarla web sitem sayesinde tanıştım, gezilerimde de gördüm. İnatla, büyük bir azimle mücadele etmişler.

Akın Pilavcı ” Kitapta yelkenli tekneler ile yapılan seyahatlere de ayrı bir yer verdim. Cumhuriyet öncesi ve sonrası yelkenliler diye. Daha sonraki yıllarda 15 günde bir uğrayan vapur vardı, onun dışında bir araç yok. Askere giderken de okula giderken belirli bir mesafeyi yürüyeceksiniz, bunun da en kısası üç buçuk gün, geceli gündüzlü. ” ve işte söyleşi böyle ilginç konularla 2 saate yakın sürdü, Datça’nın bu yılları ile ilgili merak ettikleriniz bu kitapta yer alıyor.

Büyük bir ilgiyle izlenen etkinlik sonrası okurlar kitabı imzalatmak için kuyruk oluşturdu. Daha sonra ” Datça Yol ve Yolculuk fotoğraflarından oluşan sergi gezildi.

Yol Uzun Mühlet Kısa adlı kitap satış noktaları Datça İskele mahallesinde Umut Eczanesi, Naturel Aktive ,Maya Apart resepsiyonu

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.