Knidos’un Kökleri Buluşması

16 Ekim tarihinde Datça Yazıköy de yörenin yaşlılarını buluşturan bir etkinlik vardı. Knidos’un Kökleri başlıklı etkinlikte Yaşlılar, çocukları, akrabaları, yöre insanları bir araya geldi, yemek yendi, eğlenildi. Gülkadın Taş’ın tasarlayıp hayata geçirdiği etkinlikte yaşlılar söz aldı, oyunlar oynandı, Betçe Sanat Merkezi Korosu yörenin sevilen türkülerini seslendirdi, Belgesel izlendi.

Datça uzun yaşayan insanlarıyla zaman zaman gündeme gelen bir yer, havasının, beslenme şeklinin, Datça’ya özgü ürünlerin  bu uzun yaşamda rolü olduğu belirtildi. Yaptığım gezilerde özellikle Betçe Bölgesinde ( Yarımada’nın Batı Kısmı ) uzun yaşayan insanlara çokça rastladım. Hayatla barışık insanlar, çok fazla şey istemezler, devamlı hareket ederler. Yollarda iki büklüm yürümeye çabalayan birçok yaşlı insana rastlarsınız. Misafirperverdirler, herkese selam verirler. Datça’nın mahrumiyet zamanlarına tanık olmuş, zor bir yaşam sürmüş insanlar çoğu. Bu bölgelerde dayanışmayı, imece usulünü sıkça görürüz, bu etkinlikte de bu vardı. Bana göre uzun yaşamada stressiz bir ortamın, sakin bir hayatın rolü büyük, böyle güzel bir doğada, balın, yiyeceklerin en doğalıyla yaşamak ta önemli. Bahar geldi mi bahçelerde ot toplayan genç, yaşlı insanlara mutlaka rastlarsınız.Yine gördüğüm kadar az yemek, sebze ağırlıklı beslenmek bu yörelerde dikkatimi çekti. Et yerine yemeklere nohut katarlar, doğadaki her şeyden faylanırlar, doğayla barışık yaşarlar. Onların bahçelerinde çit, duvar olmaz, herkes serbestçe dolaşır. Yeni gelenlerde ilk gördüğümüz şey sanki arazilerini kaçıracaklarmış gibi etrafını taşlarla, tellerle çevirmek oluyor.

Datça’da bir söz vardır ” Acelen varsa ne işin var Datça’da ” gibisinden, rahat olmak, fazla tasalanmamak ta uzun yaşamakta önemli olsa gerek. Uzun yaşayanlarla konuştuğumda çok yol yürümekten hep söz ederler, bir araya gelmeyi severler.

Bundan sonrasında genç, yaşlı maalesef onlar kadar şanslı değiliz, mahrumiyet içinde yaşadılar ama bizlerin tadamadığı birçok güzelliğe sahip oldular. Her şeyden önce artık zehirsiz bir şey yemek mümkün değil, maydanoz bile ilaçsız yetişmiyor, zararlılar zehirlere karşı bağışıklık kazanmış. Bizler gibi doğa da  bu zehirlerle her gün biraz daha yok oluyor. Tabii benim için uzun yaşamaktan çok sağlıklı, mutlu yaşamak, üretmek, faydalı olmak, arkamda güzel anılar bırakmak daha önemli. Sağlıcakla kalın..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.