Şoför Asım

asim-soför-4

Mediha teyzenin yaptığı çaylar sohbete kısa bir süre ara vermemizi sağlamıştı, Erdem bey çaylarımızı doldururken görülüyor. Sağ üstte Datça Yerel Tarih Derneği Başkanı Akın Pilavcı  görülüyor.

Datça’nın o zor yıllarında Şoför Asım yaşadığı yöreye , insanlara faydalı olmuş, onunla konuşurken bunun huzurunu , gururunu yüzünde hissettik. Para yok, insanları taşımış , yer yok kimseyi kıramamış , bir çok insanı doktora yetiştirmiş, mektupları taşımış. 20 yıldan fazla bir zaman emektar willys ile yağmurda , çamurda  Datça’nın zorlu yollarında mücadele etmiş. İnsanların toprak yollarda, eşek sırtında seyahat ettikleri yıllar da var bu zamanın içinde.

asim-soför-5

İlk arabalarını 1960 yılının ilk aylarında üç kişi ortak olarak almışlar ( Metmet Bora, Gürbüz Bilgili ) . Eşten dosttan yardımla, o zamanın parasıyla 5000 liraya. Şimdiki willys’i ( Kırmızıgül, o zamanlar arabaları birbirinden ayırmak için isim koyarlarmış ) 23.000 liraya almış. Datça’ya, Marmaris, Muğla’ya gidip gelmişler. İsteyen olursa diğer il ve ilçelere de yolcu taşımış, İzmir’e çağla sardığını hatırlıyordu.  Arabanın alınış tarihi sorulduğunda büyük kızları ile yaşıt olduğunu söylediler, o gün için 50 yıl olmuştu.  Willys 1954 yılı üretimi, İlk sahibi Samsun’da imiş daha sonra Çine’ye ve son olarak buraya gelmiş. Akın Pilavcı da zamanında bu araba ile seyahat edenlerden, en çok kaç kişi taşıdın diye sordu Asım Soför’e, okul çocuklarıyla birlikte 33 kişi taşıdığını hatırlıyor, kucaktaki çocuklar bu rakama dahil değil. Dönerken arabanın yanından geçmemizde bu rakam aklıma geldi ve bu küçücük vasıtaya bu kadar kişi nasıl sığmışlar gibisinden şaşkınlıkla bakmıştım. O zamanlar şimdiki gibi vasıta yok, araba  Yazı ve Cumalı köyden itibaren dolarmış, erkenden gelip yer kapacaksın. Asım  amca yola çıktığında arabayı  durdurup yer var mı diye soranlara ” Arabaya sorun ” dediğini muzip bir ifadeyle söylemişti..

Yollar çok bozuk olduğu halde hiç büyük kaza yapmamış, bijon kesmis, tekerlek fırlamış ama cana bir zarar gelmemiş.

Maliye kontrolünde bir gün yakalanmış, Bağkur’ a kayıt olmuş ve şimdi o sayede emekliyiz demişti. Yolcu taşıdığı günlere göre düzenli maaş almanın verdiği memnuniyeti dile getirdi. Emekli maaşının güzelliliğini anlatırken, ” aybaşı geldi mi paranı alıyorsun, alacağın, vereceğin belli ” demişti. O zamanlar para veren pek yokmuş, bir defter var, arabaya bindi yaz deftere, aybaşı geldi mi öderlermiş, toplanan para masrafları zor karşılarmış. Konuşmanın bu kısmında Mediha teyze lafa girerek veresiye paralarını alamadıkları için çok sıkıntı çektiklerini dile getirirken yüzünde o günlerin sıkıntısı beliriverdi. Asım amca, ben çalışıyorum elde bir şey yok, tütün yaptık, payam aptık, inek sağdık, arabayı tamir ettirdik. Tamir olduğu gün hesap görmeye gelmezlerdi derken Mediha teyze boynunu bükerek ” veresiyeler kaldı gitti ” demişti.

asim-soför-6

Ziyaretimizi bitirip dönerken Willys’i bir kez daha inceleyip fotoğrafını çekmiştim, aldığım habere göre willys ( Kırmızıgül )  gördüğüm o günden bu yana hala çalışır vaziyetteymiş ama Şoför Asım ile o bir başka görünüyordu. Bu röportajdan birkaç sene sonra bir gün Çeşmeköy kavşağında horasan tepelerinin orada fotoğraf çekiyordum, yol kenarındaki tarlaya girdiğimde Asım amca ile karşılaşıverdim, koyunlarını otlatıyordu, toprağa oturmuş, doğa ile başbaşa. Onun için de benim için de hoş bir sürpriz olmuştu, hemen eve davet etmişti, hiç unutmuyorum, bir daha da karşılaşmadık.

Arkasında hoş anılar bırakarak gitmek her insana nasip olmuyor, kötülüklerden, hırslardan aslında kazanılan bir şey yok. Güzel yaşamak paylaşmaktan, sadelikten geçiyor, maalesef bazen kendimizi yaşamın bitmez hırslarına, aldatıcı meyvalarına  kaptırıp gidiyoruz. Bir bakmışız zaman geçivermiş ve geride sisli bir boşluk kalıvermiş. Genelikle hatırladıklarımız güzel şeylerdir, ya belki de bende öyle bilemiyorum. Çeşmeköy taş evleriyle dikkat çeken bir yöremiz, dönüşte bir eski yapının yanından geçerken Akın Pilavcı Hamdioğlu yapısı diyor, kimler geldi, kimler geçti, bazıları hala eserleriyle hala hatılanıyorlar.

Datça şoförleri

Bu röportajdan sonra Datça’da şoförlük yaparak topluma hizmet vermiş başka şoförlerle de çekimlerimiz oldu. Burada ismini belirtemediğim daha birçok kişi o zorlu yollarda, zor şartlarda şoförlük yaptı, bazıları vefat etti, hayatta olanlara sağlık diliyorum. Datça’da yaşadığım 30 yıl boyunca Datça şoförleri kazasız, belasız, bu yolları iyi bilen usta şoförler olarak yolcu taşıyıp durdular. Yolcusuna kaba davranına ben rastlamadım, bundan sonra da yolları açık olsun. Fotoğrafta En üst sol Çeşmeköy’den Fikri Karaca, sağ üstte Yazıköy’den Ali Balcı, alt soldan itibaren Çeşmeköy’den  Ruşen Çakır, Datça’dan Tufan Karaman ve  Şinasi Eser  görülüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir