Sedat Kaya Arkadaşımla Hızırşah Terasları’nda

Bu antik alanın arka tarafında bulunan Gökyer tepesi , Sedat hocama göre buralarda kullanılan taşlar bu dağdan kesilme. Dağın sol tarafında , tepede kale kalıntıları varmış , nasip olursa bir gün çıkarım. Bulunduğumuz bölgeye inüstü deniyor , aşağıda küçük bir mağara varmış. Daha aşağılar inaltı diye anılıyor.

Yol üzerinde Sedat hocam kırık bir küp gösterdi, bunlardan bir kaç tane varmış, yol çalışması yaparken çıkmışlar. Diplerinde kül varmış , antik dönemlerde yakılan ölülere ait küller. Üzerinde yürüdüğümüz yol açılırken bir çoğu kırılmış. Sedat hocama göre bu küpler sıradan vatandaşlara ait , varlıklı kesim anıt mezarlara veya lahitlere gömülüyor. Buradan çıkarılan lahitleri hatırlıyor, bir tanesi Hızırşah girişindeki çeşmede yalak olarak kullanılıyordu.

Yol üstündeki bu karartı o küllerden kalma , o kadar yağmur yağdığı halde izi hala duruyor. Yüzlerce yıl önce , öldükten sonra yakılan bir insana ait. Bu çeşit küllerin konulduğu kaplara urme deniyor .

Yolumuza devam ediyoruz , yol çiçek ve otlarla kaplanmış. Sedat hocam bu arada Tilkileri topluyor.

Yürüdükçe antik teraslara ait büyük düzgün taşlardan yapılmış duvarlara rastlıyoruz, bu duvarların birçoğu zamanla yok olmuş. Alttaki taşlar değişik yönde kullanılmış , burası da ilginç geldi bana.

Duvarlar yol boyunca devam ediyor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir