Datça’da Bir Keman Sanatçısı, Zeynep Demirkan

 

Müzik tüm insanlığın ortak dili, Hiç bir sanat dalı müzik kadar insan ruhuna etki edemez, öyle bir nefes ki yüreğimizin en derinliklerinde hissederiz. Alır bizi ummadığımız bir yerlere götürüverir, bazen masallar dünyasında, bazen gerçeklerin içinde bazen ilahi bir dünyada dolaşır geliriz. Acıyı, sevinci, coşkuyu, inancı, birçok duyguyu sihirli bir şekilde bir melodide  bize yaşatabilir. Benim yaşamımda da çok küçük yaşlardan bu yana müziğin yeri bir başka olmuştur, resim yaparken bizi besleyen, yazı yazarken hayalleri çoğaltan bir etkinlik. Her enstrümanın ruhumuzda bıraktığı etkiler de farklı oluyor, keman beni etkileyen enstrümanlardan. Sanat sayfam için yeni açılmış olan İskele Sanat Merkezine gittiğimde keman sanatçısı Zeynep Demirkan ile tanışma fırsatım oldu, daha önce Datça Aktüel dergisinde sanat yaşamı hakkında bilgi sahibi olmuştum, genç bir sanatçı arkadaşımızın birçok şeyi bırakarak Datçamızı tercih etmesi ilgimi çekti. Kendisiyle röportaj yapmak istediğimi söyleyince her zamanki güleryüzü ile kabul etti ve haziran ayının ilk haftasında İskele Sanat merkezinde buluştuk, sorularıma içtenlikle cevap verdi. Sanatçının Datça’ya yerleşme sebebi, müziğe bakışı, hayalleri, çalışmaları birçok konu bu sohbetimiz içinde vardı. Böylece Datçamızda yaşayan, değişik etkinliklerle, uğraşlarla hayallerini gerçekleştirme şansı bulan kişileri konu edineceğim ” Datça Röportajları ” sayfamın ilk konuğu olmuş oldu Zeynep Demirkan. Öğrencilik yıllarımda keman eğitimi alan bir arkadaşımla aynı odayı paylaşmıştık, kemanın ne denli zor, sabırlı çalışma isteyen bir estrüman olduğunu oradan biliyorum.

keman sanatçısı zeynep demirkan

Zeynep Demirkan 2003 yılında Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesinden mezun olarak istanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Keman Bölümünde okumaya hak kazanıyor. Oleksander Samoylenko, Bahar Biricik gibi keman sanatçılarının öğrencisi olarak 2010 yılında konservatuardan mezun oluyor. Öğrencilik yıllarından itibaren orkestralarda çalmaya başlayan sanatçı  2006 – 2014 yılları arasında  T.C Kültür Bakanlığı İstanbul Devlet Opera ve Balsi Orkestrasında keman sanatçısı olarak görev yapmış. Halen Tekfen Filormani ve İstanbul Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası konserlerinde görev almakta. Datça’da her yaş seviyedeki kişilere keman ve müzik kurslarıyla müzik okullarına gitmek isteyenlere hazırlık eğitimi vermekte. Haftanın belirli günlerinde değişik mekanlarda klasik ve modern müziklerden örnekler sunmaktadır.

Zeynep Demirkan mesleğinde yapılabilecek birçok şeyi yaşadıktan sonra buraya gelmiş genç bir sanatçı, 30 una gelirken, her yerde çalabildiği bir zamanda buraya yerleşmiş. Evli, eşimin desteği olmasa buraya gelme cesaretim belki de olmazdı diyor. Eşi çevirmen ve müzikle uğraşıyor.

zeynep-demirkan-5

2014 yılında Datça’ya yerleşen Zeynep Demirkan’a Datça’ya sizi ne getirdi dedim. – ” Datça hikayem 1989 da başladı, 84 doğumluyum, 5 yaşındayken annemler burada kooperatife girmişler, o yaşlarda Datça’da ilk tatilimi geçirdim. Ve ondan sonra  Bir Datça Hikayesi başladı,  20 yaşına kadar her yaz düzenli olarak Datça’ya geldim, yılın 4 ayı buradaydım. Burada birçok arkadaşım oldu, kök saldım, geniş bir çevrem var. ”

” Yorucu, koşturmaca içinde geçen bir çalışma döneminden sonra şehir hayatının artılarını eksilerini tarttım, mesleğimde de bir şekilde tatmin olduğum için burayı tercih ettim diyelim. Buraya gelirken akademik olarak üst seviyede birçok isteğimi gerçekleştirdim, Datça’da kalırken iki, üç orkestraya gidip gelirim dedim. Klasik eğitim almak isteyenlere faydalı olurum, çocuklara, büyüklere keman öğretirim, yapabilirsem iki satır müzik yaparım dedim. Burada çaldığımız gruplar var, haftanın belli günlerinde değişik mekanlarda çalıyoruz.  Müziğin klasik olanına saygım var, kemanımla kendi sınırlarımın dışına çıkıp çağa uygun müzikleri de seslendiriyorum, rock çalabiliyorum. İstanbulda buna fırsatım olmadı ”

” Konservatuar okuduk, gayet zor bir eğitimden geçtik, ve bu çok yorucu. Özellikle benim gibi geç başlayanlar için, çünkü teknik olarak erken başlayanlara yetişmem gerekiyor. İşimizi öğrenmek için saatlerce çalıştık, parmaklarınız kopuyor, tendonlar, sinir sıkışmaları falan yaşıyorsunuz. Dışarıdan bakınca çok keyifli zevkli bir iş gibi görünüyor ama çok zorlu bir süreç. Onlar üç saat çalışıyorsa ben 9 saat çalışıyorum. Böyle bir ortamdan yeni mezun birisi olarak güç bela bir orkestraya giriyorsun, sınavları vererek bir orkestrada oturma hakkı kazanıyorsun, şartlar çok zor. Kadrolu değilseniz yövmiye üzerinden çalışıyorsanız, günde kaç iş yaparsan o kadar para kazanıyorsun. İstanbul operada sekiz yıl çalıştım. Onun dışında Tekfen Filarmoni orkestrasında  4 yıl kadar çalıştım, hala konserlerine gidiyorum. Cemal Reşit Rey Orkestrası ve irili ufaklı birçok orkestrada da çalmışlığım var. O orkestradan öbürküne koş, sanat falan kalmıyor. Bu koşuşturma içinde fazla bir şey hissedemiyorsunuz zaten, evde yemek yapmak gibi birşey. Ancak çok sevdiğim bir solistle çalışmak veya ilginç yeni bir parçayı seslendirmek heyacan verici olabiliyor. ”

zeynep-demirkan-3

Datça’da  beklediklerini bulabildin mi sorusuna cevabı – ” İş olarak biraz buldum biraz bulamadım. Diğer taraflardan aradığım birçok şey burada var. İnsanların sanata yöneldiği yaşlarda gençler boş geziyor çoğu zaman. Bu tarz etkinliklerde göremiyorum. Biz o yaşlardayken en az üç kişiden birinin sırtında gitar veya bir estrüman olurdu. Çocuklar küçük yaşlarda daha meraklı ve sanata karşı daha ilgili oluyorlar, büyüdükçe bu ilgi başka alanlara kayıyor, ilgileri azalıyor. Estrüman çalmanın önemine gelirsek sosyal açıdan çok faydaları  var, bir müzisyenin nasıl bir emekle işini yaptığı hakkında da bilgileri oluyor,  müzik kulağı gelişiyor. Datça için yapabileceğimiz klasik müziğe yakın parçaları insanlara sunarak bu müziğin güzelliklerini onlara tanıtmak. ”

Müzik sizde nasıl bir etki yapıyor dedim. – ” Müzik yaparken insanın içinden bir şey çıkıyor. Kendi enerjisi mi, geçmişinde biriktirdikleri mi, o her neyse, değişik duygular yaşıyorsun. Ve müziğine etki ediyor. Aynı notaları iki müzisyen birbirinden çok farklı hissiyatta çalıyor. O anki bir durum olabilir ya da geçmişinden gelen psikolojisi ve müziğe karşı davranışı olabilir. Benden bir gün çok tutkulu bir şey ,  bir gün çok sakin bir şey de çıkabilir. Müziğin ruhani bir tarafı  var, hem insanın duygularını yansıtması hem de diğer insanlara ulaşması açısından. Herkesin, konuştuğu anladığı bir lisan  gibi. Söz kullanmadan aynı duyguyu karşınızdakine verebiliyorsunuz.”

Kemanın diğer müzik aletlerine göre çalanda bir takım etkiler yarattığını duymuştum, bu konuda Zeynep arkadaşımıza düşüncelerini sordum, keman nasıl bir müzik estrümanı dedim. – ” Bazı enstrümanlar keman gibi, klarnet gibi, viyolonsel gibi tını ve frekans olarak insan sesine adaha yakındır, bu enstrümanların insanı etkilemesini böyle açıklıyorlar. Her enstrümanın kendine göre zorlukları var ama kemanın başlangıcı daha zordur.  Kemanın orta seviyede hobi olarak yapıldığında bir nebze daha kolay diyebileceğimiz bir dönemi var. Akademik olarak ilerlemeyi düşündüğümüz zaman insanı hasta edebilecek, psikolojisini bozabilecek derecede zorlukları var. Her enstrüman kolay değildir ama ben kemanı bildiğim için kemanın zorluklarından söz ediyorum. ”

zeynep demirkan

Sanatla uğraşan insanlar için yaşadıkları ortam, çevresindeki insanların davranışları önemlidir, bazen anlaşılmaları zor olabilir. Sanat odaklanmayı, sakin bir ortamı gerektiriyor. Zeynep Demirkan öğrencilik yıllarında  birçok kişi gibi bu konuda yaşadıklarından söz etti.  ” Parmaklarımı milimetrik şekilde doğru basarak duru sesler çıkarmaya çalışırken içeriden Türk sanat müziği sesi geldiği zamanlar oldu, gelen ses komalı, kafam oraya gidiyordu.  Annemle bu konuda tartışmalarımız oldu, ben varken Türk sanat müziği çalınmasın, dikkatim dağılıyor diye. Çok farklı sistemler, günde 10 saatten fazla çalışmam gerekiyordu.”

Not: Kendim yaşadığım için keman eğitimi gören bir kişiyle de aynı yerde olmak kolay değil, çok ağır eksersizleri oluyor, saatlerce aynı şeyleri çalıyorlar. Kemanın sesi de oldukça güçlü oluyor.

Ailede müzikle uğraşan varmı diye sordum. –  ” Yok ama müziksever bir anne tarafım var, sesleri ve kulakları güzel, şarkılar, türküler söylenirdi, ablam da da yetenek vardı.” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir