Yangın Yerinden İzlenimler

datça'da orman yangını

01 kasım akşam üzeri Kızlan’da oturan arkadaşım Ekrem İpek’in araması üzerine telaşla pencereye koştum, hocam arkamızda yangın var diyordu telefonda. Tabii gördüğüm manzara oldukça ürkütücü ve üzücüydü, koyu dumanlar Kızlan arkalarından göğe doğru yükselip bütün göğü kaplamıştı. Konuyla ilgisi olanlarla, diğer arkadaşlarla görüştüm, bilgi aldım. Rüzgarın kuvvetli esmesi kaygılarımızı artırırken elimizden bir şey gelmemesi acımızı daha da büyütüyordu. Yangın helikopterlerinin bir türlü görünmemesi, dumanların gittikçe artmasını üzüntülü gözlerle izledik. Sabah kaltığımda gökyüzünde yangınla ilgili herhangi bir belirti olmaması  iyi bir teselliydi. Birçok kez yürüdüğüm alanlar, yangın yeri tahmin ettiğim gibi de çıktı. Orada Alper arkadaşımızın arı kovanları vardı, onu arayarak geçmiş olsun dedim ve yangınla ilgili bilgi aldım. Son anda arıları kurtarmışlar. Bugün öğlen üzeri yangın yerine giderek gördüm ki arıların kurtulması bir mucize eseri olmuş, alevler kovanları sıyırıp geçmiş.

yangın yeri

 

Bu eşsiz Cennet yerlerin durumunu merak ederek arkadaşımla öğlen saatlerinde Kızlan Gereme’ye doğru yola çıktık, gözümün önünde çeşitli sahneler canlanıyordu, bu cennet kıyıların akıbeti ile ilgili. Basından da okuduğunuz gibi yangın birkaç yerde çıkarılmış bunu daha Katıyalı piknik alanına gelmeden gördük, yanan iki yerde soğutma çalışmaları yapılıyordu ki yangının ilk çıkış yeri ile burası arasında üç km ye yakın bir mesafe vardı. Dönerken belki de yangını çıkaran kişi burayı da ateşe verip gitti, nasıl olduysa ilginçti. Bu görüntü bizim için yangının kundaklama ile olduğunu gösterir kesin bir kanıttı. Arabamızı Katıyalı’da bırakıp yangının çıktığı alana doğru 2 km kadar yürüdük, yollarda itfaiye araçları sıkça gidip geliyordu, yürümemiz dar yollarda çalışmalarına engel olmamak içindi.

 

Rüzgara bakınca bu kısımlar da yangından etkilenmiştir diye düşünmüştüm, Allah korumuş, o anlarda her şey rüzgarın kontrolünde. Bugün de rüzgar oldukça kuvvetliydi, bu durum bizi biraz endişelendirdi. Özellikle rüzgarlı havalarda yangın söndü gözüyle bakılmıyor, karşı tepelerden yer yer dumanlar yükseliyordu. Yangın sönse bile 24 saat kadar beklenilerek soğutma çalışmalarına devam ediliyor.

 

Güzelin düşmanı çok olur derler, bu Cennet kıyılarında ne sinsi düşmanları var kimbilir, kıyı boyunca yürürken bu yerleri nasıl koruyacağız diye hep düşündüm. Jandarma arabaları yol boyunca çevreyi kontrol ediyorlardı.

orman yangını

 

Yangına yaklaşırken bu kısımda birçok yangın söndürme aracı vardı, uzun hortumlarla dağlara doğru müdahale ediliyordu. Tabii uçak ve helikopterlerin olmayışı bu sarp arazilerde yangına müdahaleyi zorlaştırdı. Söylenenlere göre 1 kasım itibariyle sözleşmeleri bitmiş, yangını başlatan kişi veya kişiler bu durumu dikkate almış gibi, akşam saatleri olması, rüzgarın kuvvetli esmesi gibi bütün olumsuz şartlar bir araya getirilmiş. Geçtiğimiz yerlerde gördüğümüz orman işçilerinin, elemanlarının yüzlerindeki yorgunluğu görmek mümkündü. Dün gece buralar bir savaş alanı gibiydi, yollardaki izler, yorgun bakışlar bunu bize söylüyordu. Yaptıkları iş dünyanın en tehlikeli meslekleri arasında başta geliyor, isimsiz kahramanlar. Yüzlerinde yorgunlukla birlikte yangını kontrol etmenin verdiği mutluluğu da gördüm.

 

Alper arkadaşımızın arılarının olduğu yerdeydik, soğutma çalışmaları devam ediyordu. Kovanlar 15 – 20 metre ilerideydi. Alper’in babası Mithat beyle karşılaştık, birkaç kovan koymuş dağılan bazı arıları topluyordu. Burada fazla duramadık arılar şaşkın vaziyette uçuyorlardı, birkaç tanesi üzerimize geldiler.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir