Emecik Dağı’ndan Datça’ya Bakış

29 Kasım Çarşamba günü arkadaşım Ekrem İpek ile Emecik Dağı’na tırmandık, şimdiye dek birçok kez tırmandığımız dağa bu kez çıkışımız sadece fotoğraf çekmek içindi. Emecik Dağı’ndan Datça Yarımadası bir başka güzel görünür, kanatlarını açmış bir kartal gibi mavilerin içinde süzülürken görürsünüz onu. Bir tarafta Akdeniz, diğer tarafta Ege denizi kabartma bir harita gibi karşınızdadır. Datça’nın en özel yanlarından biridir bu özellik, Balıkaşıran’dan başlayarak birçok yerde aynı anda iki denizi görebilirsiniz ama hiçbirinde Emecik dağından görüldüğü gibi bir görüntüyü alamazsınız. Şimdiye dek bu manzarayı birçok kez çektim, onun önünde poz verdim ki en çok sevdiğim fotoğraflarımdır o fotoğraflar. Ama hep şöyle bir sorun oldu; bu anlarda puslu bir mavilik içindeydi Yarımada, onu net bir biçimde görüntüleyebilmek için Ekrem arkadaşımla bir gece dağın zirvesinde kamp yaptığımız bile oldu ama sonuç nafileydi. İşte dün koşarcasına dağın eteklerine gelişimizin nedeni bu oldu, evden baktığımda dağlar çok net görünüyordu, bir gün önce yağmur yağmıştı, atmosfer temizlenmiş, doğa yıkanmıştı. Beklediğimiz an bu diye düşünüp hemen arkadaşımı aradım ve kısa zamanda buluşarak Emecik dağının eteğine geldik. Emecik dağı bu açıdan kolay tırmanılan bir dağ, bitki örtüsü açısından da sıkıntılı bir durum yok, kolayca yürünebilen patikalar var. Çevrede yaşayanlar 747 m yüksekliğindeki dağdan Kocadağ diye söz ederler, Yarımada’da bu gibi dağlar çevresinde yaşayanlarca Kocadağ diye isimlendirilir.

 

Ve hemen dağa tırmanmaya başladık, tahmin ettiğim gibi görüş çok açıktı, en uzak mesafelere kadar net bir biçimde görebiliyorduk. Biraz yükselir yükselmez fotoğraflar çekmeye başladık, her an bu netlik kaybolabilirdi, biraz bunun telaşı vardı bende. Daha erken gelsek daha iyi olacakmış, zirveye kadar görüntü birçok değişikliğe uğradı ama şimdiye dek bu manzarayı hiç böyle görememiştik. Bu eşşiz Yarımada yeşiller ve maviler içinde gözümüzün önündeydi, her geçen gün bir önceki yılın görüntülerini aradığımız bir zamandayız. Görünürde insanoğlunun aç hırsına karşın kaybeden doğa gibi görünüyor ama çocukları, torunları kaybedenin sadece doğa olmadığını görecekler.

emecik dağı hatırası

Her çıktığımız noktada fotoğraflar çektik, manzarayı kaçırmamak adına tırmanışta yaptığım acelecilik beni bayağı zorladı. Mide sorunlarım oldu, sık mola vermek durumunda kaldık. Tıka basa yapılan bir kahvaltının hemen ardından vücuda birden yüklenmenin sakıncalarını bildiğim halde, neyse bu ders olur umarım. Hava çok güzeldi, tam bir yürüyüş havası. Kuş seslerinin dışında biraz ilerimizden bir sürüye ait çan sesleri geliyordu, biraz sonra da bizleri merakla izleyen  keçilerle karşılaşmaya başladık.

Yarımada bulutların altında kanat çırpan bir kuş gibiydi, biz kartala benzettik.  Bir avcı kuş gibi yükseklerden bakarak, bir adım atsak uçacakmışız gibi bir duyguyla kanat çırpan bizim yüreklerimizdi aslında.

Akdeniz tarafında da çok güzel manzaralar vardı ama güneş o tarafta olduğu için fotoğraf çekemedik. Doğu tarafında Cimdallı koyu net bir biçimde görünüyordu. Doğayla bütünleştiğinizde onun bir parçası oluyorsunuz, işte o zaman bir kartalsınız, bir yaban keçisi. Arka tarafta büyük bir bulut manzaraya eşlik etmekteydi.

Netlik hala devam ediyordu, manzaraya bulutlar da katıldı.

Tertemiz bir hava, arkadaşımın dağ havasını ciğerlerine çekişini duyuyorum. Aşağıda görünen açık kısım Belediye Çöp İşleme Tesisi.

Tam ortada kartalın başı gibi görünen bir başka yüksek dağ Bozdağ, o da Kocadağ diye bilinen dağlarımızdan.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Cevap

  1. Gülhan Selamet dedi ki:

    Teşekkürler, ayağınıza, yüreğinize sağlık, sanki deniz kokusu burnumda, hem fotoğraflar hem de yazdiklarinizla paylasmanız çok güzel, sağlıklar ve daha nice yürüyüş ve tırmanışlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir