Badem Çiçeği Festivali 2. Gün Palamutbükü

Datça Badem Festivali’nin 2. gününde hava günlük güneşlik bir bahar havasıydı. İkinci günde Palamutbükü’ne gitmeye karar verdim, öğleye doğru yola çıktım. Yolda birkaç yerde durarak videolar çektim, bunca yıldır Datça’dayım badem yılı diye bir şey duymamıştım, zeytin yılı derler ama bu yıl badem yılı duymadım. Her yıl verir diye bilirim, köylü arkadaşlarımdan bu yıl badem yılı değil ürün fazla yok lafını duyduktan sonra ağaçlara daha dikkatli bakmaya başladım. Şahsen yağan yağmurların , doluların da etkisi olmuştur. Neyse ikinci günde Palamutbükü’ne gelmemin nedeni Festivale adını veren badem çiçeklerini bolca görüntülemek, müsait olursa röportajlar yapmaktı, istediklerim oldu, festivalin Palamutbükü etkinliklerini de izledim. Rüzgar kuzeyden geldiği için Palamutbükü’nde hava daha yumuşaktı, güzel bir zaman yaşadım.

badem festivali kumyer'de çiçekler

Hızırşah çıkışında eskisi gibi olmasa da yoğun olarak badem çiçeği vardı, ondan sonrasında Kumyer’e kadar çiçek açmış ağaçları göremedim dersem yalan olmaz. Kumyer’den çıkarken çok güzel görüntülere rastlayınca durarak çekim yapmaya başladım. O anda bir tur arabası ve birkaç taksi durdu, vasıtalardan çıkanlar badem çiçeklerine doğru koşarcasına gittiler. Tur otobüsüyle gelenler Muğla’dan gelen arkadaşlardı, bugün çok sayıda tur arabası yakın ilçelerden, illerden günü birlik veya iki günlüğüne geldiler. İstanbul’dan gelen arkadaşlar güzel bir badem ağacının önünde hatıra fotoğrafları çektirdiler. Bugün güzel çekimler yaptım, röportajlar oldu, hazırlayacağım videoyu izlemenizi öneririm.

Böyle eski dokusu bozulmamış yerleşimlere badem çiçekleri çok yakışıyor, Kumyer’de çok güzel manzaralar gördüm. Durakta bekleyen Temel Akdeniz ile sohbet ettik, bu yıl nasıl ürün dediğimde arsaların satılmasından yakındı. tabii çevrelerindeki araziler satıldıkça eski rahat çalışma ortamı kalmıyor. Gelenlerin ilk işi hemen duvarlar örmek, çitler çekmek. Gezenler bilir Datça’da arazilerin arasında çit veya duvar göeremezsiniz, kimse de kimsenin malına dokunmaz. Tabii ileride daha da yakınacaklar, büyük kentten gelip burada yeni bir büyük kent kurma çabası var. Horoz sesinden, gübre kokusundan rahatsız olduk diyenlere rastlanıyor. İhtiyaçtan deniyor ama bence biraz kolaylıktan, eken, biçen, koyun besleyene ratlayamıyorum, dedeleriniz bu toprakları yeri geldiğinde çapayla kazıp ekmişler.

Palamutbükü’ne inerken ovanın manzarasını çektim, toplu olarak badem çiçeklerini görebileceğimiz tek yer şimdilik. Verimli, kendine özgü bir iklimi olan bu güzel ova da yapılaşmanın kurbanı olmakta. Geçenlerde badem çiçeklerini çekmek için geldiğimizde arabamızla daracık yollardan zor geçtik. Badem ağacı artık sadece badem veren bir ağaç değil, kış ortasında turizmi canlandıran, bereket getiren bir turistik öğe de. Bu gelişme ağaçların yok olmasını engeller mi bilemiyorum, artık badem dikenler gün geçtikçe azalıyor, badem tarlalarında yapıları görüyoruz. Sadece Datçamızda değil ülkemizin pek çok yerinde verimli arazileri kaybediyoruz ve dışa bağımlı olduk diyoruz.

Palamutbükü’ne ocak ayında patlayan fırtınalar çok zarar verdi, sahilin batı kesimini dalgalar aldı götürdü, doğu kısmına pek zarar vermemiş, etkinlik alanı buradaydı. Yol üzerinde pek çok stant vardı, büyük bir kısmı Betçeli köylüler ev yapımı ürünlerini, badem ve zeytin ürünlerini satmak için gelmişlerdi. Betçe köylerini gezmiş gibi oldum.

Datçamın güzel insanları diyorum, Datçamızın iklimi gibi gülümsüyorlardı, içlerinde tanıdıklarım da vardı ama çoğunu tanımıyorum, bazıları beni takip ettikleri için tanıyorlardı. Sırayla hemen hemen tün standları gezdim, arkadaşlarla sohbet ettim. Son günlerde çektiğim en güzel videolar oldu. Öğlen olmuştu ve bekledikleri müşteriler yoktu. Etraf kalabalıktı ama bakıp geçiyorlarmış.

Bir ablamız tezgah parası olarak 100 Tl verdik ama çıkaramayacağım herhalde dedi, dün kaç para kazandın dedim, gülmezsen söyleyeyim dedi, diye güleyim dedim, 35 TL kazanmış. Tabii sonradan ne oldu bilemiyorum, akşam dönerken bu caddede kalabalıktan yürümek bile zordu. Aslında işleri iyi olanlar da vardı tezgahların sonunda onu da gördüm.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir