Datça Karaköy Evleri

Datça’ya 2-3 gündür durmaksızın yağmur yağıyor,bugün sabah uyanınca penceren bakar bakmaz gök kuşağını gördüm ve makinamı kapar kapmaz koştum . Eşim ne oluyor diye bayağı telaşlanmış. Ama bu görüntüyü zamanında yakalayabildim . Gökkuşağının çıkması çoğunlukla güzel havaya işarettir. Hemen Ahmet bey arkadaşıma telefon edip” ben Karaköy’e gidiyorum geliyor musun ? ” dedim evet cevabı üzerine kahvaltımızı edip çıktık yola.

Karaköy deyince çok kişi ovadaki yerleşimleri düşünebilir ama asıl Karaköy biraz daha içeride, dağların arasında kuruludur. Ahmet bey’e, ben Karaköy kahvesine gidip oturacağım, çay içeriz, tanıdık birisini bulursam da köyün içinde gezeriz” dedim ve meydanın ortasındaki kahveye geldik. Daha önce bu kahveye 2-3 kez Rahmetli öğretmen arkadaşım Şefik beyle gelmiştik.Kendisi buralıydı. Şimdi şöyle bir baktım tanıdığım kimse yok. Kendimizi tanıttık, Datça üzerine tarihi eserlerle ilgili konuştuk. Çay bu sıralar bana dokunuyor ama 2 bardak ta çay içtim. Buralarda çayın tadı da bir başka.

Konuşurken öğrencilerimden Ali Rıza geldi, beni görünce şaşırdı tabii, ben kalabalıkları pek sevmem. Durumu anlattım “beni köyde gezdirirmisin deyince “tabii hocam” demesiyle Karaköy’ün arka sokaklarına girdik.

Buralarda doku çok fazla bozulmamış , eski taş evler bir çok yerde var ama yavaş yavaş ortadan kalkıyorlar.

Akdeniz mimarisini yansıtıyorlar, dar sokaklar badanalı evler.

Köyün bir çoğu meydandaki kahvelerde toplanıyorlar, dede de oraya gidiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.