www.datcadetay.com

Karaköy Evleri

                 
Aşağıdaki Konular için ana sayfayı tıklayınız.
 
Knidos
Kap Krio
Burgaz
Antik Tanımlar
Datça Koyları
Datça plajları
Doğa yürüyüşleri
Datça Etkinlikleri
Datça'daGörülecek yerler
Nihat Akkaraca
Ilıcasu değirmeni
Datça Yel Değirmenleri
Datça resim şenliği
Datça'dan götüreceklerimiz
Datça Köyleri
Datça Karaköy
Datça Kaleleri
Kemer Köprüsü
Soğuksu vadisi
Değirmen deresi
Bademler çiçek açtı
Eski Datça Mahallesi
Datça'da Bahar
Datça Haritaları
 

 

Muzaffer Özgen-Datça

muzafferozgen48@hotmail.com

 

Fantastik bir dünya Karaköy evleri

Datça'ya 2-3 gündür durmaksızın yağmur yağıyor,bugün sabah uyanınca penceren bakar bakmaz gök kuşağını gördüm ve makinamı kapar kapmaz koştum .Eşim ne oluyor diye bayağı telaşlanmış.Ama bu görüntüyü zamanında yakalayabildim. Gökkuşağının çıkması çoğunlukla güzel havaya işarettir.Hemen Ahmet bey arkadaşıma telefon edip"ben karaköy'e gidiyorum geliyormusun" dedim evet cevabı üzerine kahvaltımızı edip çıktık yola.

Karaköy deyince çok kişi ovadaki yerleşimleri sanabilir,ama asıl karaköy biraz daha içeride, dağların arasında kuruludur. Ahmet bey'e ben Karaköy kahvesine gidip oturacağım, çay içeriz, tanıdık birisini bulursam da köyün içinde gezeriz" dedim ve meydanın ortasındaki kahveye geldik. Daha önce bu kahveye 2-3 kez Rahmetli öğretmen arkadaşım Şefik beyle gelmiştik.Kendisi buralıydı.Şimdi şöyle bir baktım tanıdığım kimse yok.Kendimizi tanıttık,Datça üzerine tarihi eserlerle ilgili konuştuk.Tabii çay bana dokunuyor ama 2 bardak ta çay içtim.Buralarda çayın tadı da bir başka.

Konuşurken öğrencilerimden AliRıza geldi, beni görünce şaşırdı tabii,ben kalabalıkları pek sevmem.Durumu anlattım"beni köyde gezdirirmisin deyince"tabii hocam"demesiyle Karaköy'ün arka sokaklarına girdik.

 

Buralarda doku çok fazla bozulmamış,eski taş evler bir çok yerde var ama yavaş yavaş ortadan kalkıyorlar.

Akdeniz mimarisini yansıtıyorlar,dar sokaklar badanalı evler.

Köyün bir çoğu meydandaki kahvelerde toplanıyorlar,dede de oraya gidiyor.

 

Her taraf bir ressamın elinden çıkmış tablo gibi.Bana kompozisyonları seçmek kalıyor.

 

Köyün Kocadağ'a bakan kısmına gidiyoruz,bir daire çizeceğiz.

 

Buralarda taş evler duruyor.Çoğumuzun farkında olamadığı güzellikler.

 

Bugün buraya gelmemde gökyüzünün ve barok ressamların tablolarındaki gibi bir ışığın da etkisi oldu.

Ali Rıza liseden mezun oluncaya kadar derslerine girdim,sanat tarihi ve resim.O zaman da uysaldı şimdi de terbiyeli,saygılı.

Köyün arazilerindeyiz bir çok yerde badem ağaçları var,hafifçe yağmur çiseliyor,bahar yağmuru gibi.

Bazı bademler çiçek açmış bunlar pembe çiçekli,bu cinsler biraz erkenci oluyormuş.

 

Bir tepeden köy göründü,Ali Rıza'nın beni buraya getirmesindeki nedenlerden biri de buradan köyün fotoğrafını çekmem içindi.

 

Arkada heybetli Kocadağ.Karaköy'ün engebeli arazi yapısı ona ayrı bir güzellik katıyor.

 

 

Köye biraz daha yaklaşıyoruz,her yerden fotoğrafını çekiyorum.

 

 

Buraların iklimine en uygun olan ağaçlardan olan Harıp(keçiboynuzu)ağaçları fazla yok artık , bu yüzden gördüğüm yerde resimlerini çekiyorum.

Bademin çiçeği,narin,sade,bambaşka.

Köyün, bu kısımdan dokusu belli oluyor.Bir çok eski ev var,bazıları bakım yapıldığı için yeni gibi duruyor.

Yıkılmış bir evin önünden geçiyoruz.

 

Planları hep aynı,belki bazılarının ustası rum olabilir.

 

 

Burada da tam bir akdeniz sokağı ile karşılaşıyoruz, yoldan taşıma aracı olarak sadece eşekler geçebilir.

 

 

Burada dut ağacı çok güzel duruyordu ama yakın mesafeden hepsini alamadım.

 

 

Yıkık bir ev daha,bunlar toprak damlı evler,Ali Rıza bazılarını hatırlıyor.Her yağmurdan sonra silindirlerle geçerlermiş.

 

Yıkık hali bile bir başka.

 

Eve takılan yeni pencereler endişeyle bakan biri gibi.

 

Eskiden burası yağhaneymiş.

Çocuklar ışıl ışıl o güzel gülücükleriyle, güzel bir gelecek hakları değil mi?

 

Köyün içindeki gezimin sonuna geliyorum,başladığımız yere geldik.

Köyden çıkarken eşeğiyle köye giden bir köylü görüyoruz ,buralarda eşekler hala yararlı oluyorlar.

Ahmet Bey, geziye başladığımızdan bu yana portakal yiyor,ben eşeğiyle giden köylünün fotoğrafını çekerken o hala portakal soymakla meşgul.

Oradan Karaköy Limanına(Körmen'e) geliyoruz.Bulutların arasından süzülen ışık burada da kendini gösteriyor.

 

Borum-Datça arasında çalışan feribotların kalktığı liman.

Bütün unsurları ile tam bir tablo

İlerde Kos adası görülüyor(Yunan adası)

Amatör balıkçıların en sevdiği yerlerden Karaköy Limanı

 

İlerde Kocadağ'ın bu yüzü görülüyor.

Datça , gülen insanlar diyarı.

Amatör bir balıkçı arabasında öğle yemeğini yiyor.

Tam o sırada balıkçı barınağına bir tekne yanaştı,Ahmet bey'e çabuk olalım, bunda balık vardır dedim.Havalar kötü gittiğinden balıkçılar bu sıra denize çıkamıyorlar. Balıklarımızı da aldık,bir taşla kaç kuş?

Pireler rahat vermiyor.

Datça'ya dönerken Elbruz'un yanına uğradım.Böyle havalarda çalıştığını biliyorum .Yeni yapmakta olduğu Aslan heykelinin önünde fotoğrafını da çektim. Bu çalışmasını en baştan videoya alarak belgeliyorum.

Yanında arkadaşı da vardı. Elbruz'un yanında o da bu çalışmasını yapıyor. Hoş bir çalışma tebrikler Serkan Sırmalı arkadaş.

Elbruz dağ aslanları gibi,Kafkas kökenli anatomik yapısından da belli oluyor. Antik çağlardan kalma bir yüz.Bu duruşun ardında pırıl pırıl bir insan var, yumuşak kalpli,dünya malından elini eteğini çekmiş,arınmış bir insan .Daha önce yaptığım röportajda" ben Datça'da sadeliği buldum,bir çok yönden arındım" demişti.Başarılar Elbruz,kendi kendini yetiştiren bir sanatçı olarak ona destek çıkanlara da teşekkürler. Çünkü tonlarca ağırlıkta mermerleri oymak için bir bütçe gerekiyor,heykel tarihimizde bu sanatın yaşatılmasında Atatürk heykellerinin rolü büyüktür.

Ana sayfa

Fotoğraf ve metinler izinsiz kullanılamaz

          

www.datcadetay.com