Temmuz’da Bir Doğa Yürüyüşü

hızırşah antik teraslar

Hızırşah çevresi antik dönemlerde önemli bir yermiş, bunu bu kalıntılara ve çevredeki kalelere bakınca anlıyoruz. Bulunduğumuz yerin karşılarında Yarıkdağ tepesinde içinde sarnıçları olan bir kale, yine Hızırşah arazileri içindeki bir tepede antik kalıntıları görebilirsiniz. Hızırşah köyünün doğu taraflarında, geçmiş yıllarda Sedat hocamla gezmiştik. Bizans dönemi kalıntılara değişik yerlerde rastlanılıyor.

menengiç meyvaları

Yolun kenarında yörede menengiç diye bilinen bitkinin meyvaları dikkatimizi çekiyor, biz çitlenbik diye biliyoruz.

Sedat hocam burada gördüğümüz bu büyük taşların karşı dağdan getirildiğini söylüyor.

antik teraslardan hızırşah manzarası

Hızırşah arazileri dağlarla, tepelerle çevrili, bu yükseltilerin arasındaki vadiler antik çağlarda yaşamak için çok uygun. Ilıman bir iklim, Knidos şarapları için uygun toprak, çevredeki su kaynakları. Yolu takip ederek daha önce birkaç kez geldiğim Avdarlı denen yere geldik. Av alanı gibi bir anlamı var sanırım, Sedat arkadaşımın gençliğinde buralar bir av bölgesi imiş, burada büyükçe bir kayanın altından çıkan bir su kaynağı var. Kaynağa yaklaştığımızı iri taşlarla düzgün örülmüş duvarlardan anlıyorum.

Bu gibi yerler antik çağlarda kutsal yerlerdi, dinsel anlamları vardı. O dönemlerde bu kaynağın önemini birçok açıdan tahmin edebiliyorum.

avdarlı'da kavaklar

Ben Denizli’de büyüdüm her tarafımızda bu kavaklar vardı, bilinçaltımda ve resimlerimde önemli bir yeri olmuştur. Kerpiç evler, yuvarlak kiremitler ve kavaklar. Buralarda pek göremeyiz, sulak yerleri severler, bu ağaçları gördüğümde çocukluğumun, gençliğimin geçtiği yerler gelir aklıma. Kavakların olduğu arazi Sedat arkadaşımın ağbisine aitti, satacaklar demişti, satılmış. Kaynaktan akan su bahçedeki havuzda toplanarak bahçe sulanırmış. Çok güzel bir manzarası var.

hızırşah avdarlı su kaynağı

2011 yılında yaptığımız bu yerleri de içine alan gezimizi izlemek isterseniz linkini sayfanın bitişinde vereceğim. Orada göreceksiniz 2011 de buraya geldiğimizde su boldu, çobanların yaptığı yalak suyla doluydu. Çevresi nane bitkisiyle kaplıydı, naneler toplanmayınca her tarafı kaplamış. Ve Geyikmuhar’a doğru yürüyüşümüze devam ettik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir