Süper Ay’ı Beklerken

ılıcagölet manzarası

Ilıca gölette sazların arasındaki patikadan yürüyerek ay’ı görebileceğim açıyı ayarladım, her geçen gün ay daha geç çıkıyor,  o gün bir önceki güne göre  geç çıkacağını biliyordum. Bu arada Ilıca Gölet manzarasını bolca çektim, tabii artık eski değirmen binasını alamıyorum, turistik dekorla orjinalliği değişti. Bu açıdan fotoğrafta iyi olmuyor. Bizim ülkemizdeki insanlarda ( genel  olarak söylüyorum ) estetik sorunu yok, bu duyarlılık çok küçük yaşlarda alınan bir şey, ailenin, okulun katkısı önemli. Çoğu zaman  bu ne kadar kötü dediğim bir görüntüye yanımdakilerin nesi var dediğini hatırlarım, o an bir bozulursunuz da. Benim için estetik görüntü çok önemli, bir yemekte bile bunu ararım, görüntüsü hoşuma gitmezse istediği kadar lezzetli deyin. Estetik doğada işleviyle de ilgilidir, doğa size çirkin bir görüntü sunmaz, çirkinlik insan ürünüdür.

super-ay-beklenirken-19

Neyse epey bekledim, ilerlerde yanan lambadan başka bir ışık görünmedi, malzemelerimi toplayıp eve geldim, artık çektiğim akşam fotoğrafları bana kar kaldı diye düşündüm. Evimize gelmiştim ki ay bulutların arasından biraz yüzünü gösterir göstermez acele ile tripodu ve makineyi alıp, düz bir alana yerleştim. evimiz tepelik bir yerde, manzara çok güzeldi, ay bulutların arasında olsa da arada kendini gösterip tekrar kayboluyordu. şimdi sırada bu görüntüleri çekebilmek vardı.

datça semalarında süper ay

Bir ara çekebildiğim en iyi fotoğraf bu oldu, ay’ı net bir biçimde gösteren bir fotoğrafı manzaranın içinde maalesef çekemedim, hava kararmıştı. Gece fotoğraf çekmeye pek merakım olmadı, gelecek günlerde artık denemelerim olur sanırım. Ertesi gün evde otururken bir ara eşim ay ne güzel diye seslendi, pencereden bakınca çok güzel bir manzara vardı ama hava da çok soğuktu. O havada eşyaları alıp, tepede ayazı yemeye niyetim yoktu, sadece seyretmekle kaldım.

Ay demişken antik dönemlerde insanların onunla ilgili düşünce ve inançları ilgimi çekmiştir. Mitolojide ay birçok kültürde çoğunlukla bir tanrıça olarak geçer. Yunan mitolojisinde Selene ve yine Anadolu kökenli Hekate, sumerlerde Nanna  bildiklerim.  ” Yaşam Ayrıntılarda Gizlidir ” isimli bloğumda bu konuyla ilgili bir yazı yazmıştım ve Hekate’yi araştırmıştım. Yatağan sınırları içinde bir Hekate tapınağı olduğunu öğrendikten kısa bir zaman sonra Yatağan’a hareket etmiştim. Yatağan – Milas yolunda Turgut tabelasını gördüğüm yoldan 10 km giderek  Stratonikeia antik kentinin kutsal alanı Lagina’yı gezmiştim. Bu iki kenti birbirine bağlayan antik yolun olduğunu duymuştum ama gitmek nasip olmadı. Lagina’yı gezdikten sonra Karia kenti Stratonikeia’yı da gezme fırsatım olmuştu. Eski köy evleriyle iç içe olan bu kent beni büyülemişti.

Hekate

hekate bilgilendirme tabelası

Lagina kutsal alanında Hekate tapınağı önündeki bilgilendirme tabelasında verilen bilgiler.

lagina hekate tapınağı

Tapınağın girişi ( propylon ) dairesel biçimde .

Lagina’da dört yılda bir yapılan Hekatesia, diğer bir adıyla ” Anahtar taşıma festivali “nde tapınağın anahtarı bir alay halinde yürünerek Stratonikeia’ya götürülür ve geri getirilirmiş. Bu gelenek, Hekate’nin yeraltı dünyasının anahtarını elinde tuttuğu inancından kaynaklanırdı. Bu inanca göre Hekate, ölüler diyarının kapısını koruduğu gibi, yeryüzündeki bütün kapıların da koruyucusudur. Hekate sihir, falcılık ve öç almayı elinde tutardı. Mezarlıkların sahibesi . Hekate karanlık gecelerde insanların yolunu aydınlatan bir tanrıça olarak düşünülmüştü. Balıkçıların, avcıların yardımcısıdır.  Canlandırılırken üç başlı olarak gösterilmiştir. Yeni ay gençliği, dolunay dişiliğin sembolü, eski ay da olgun bilge kadını temsil eder. Karanlığı aydınlattığı için de gökte, yerde, denizde hükmü geçen bir Tanrıçaydı. En önemli simgeleri dşi köpek, dişi kurt, kısrak yılan, balta, hançer, anahtar, meşale, çanak ve hilal.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir