Datça Doğasında – Bitmeyen Sevdam

Kendimizi sarp kayalıklarda buluyoruz, yaban keçilerinin dolaştığı alanlar. Karşılarda geçen yürüyüşlerden tanıdık kayalar, işaretler mağaralar görüyoruz. Bu doğada 5. yürüyüşümüz. Keşif yürüyüşlerinde edindiğimiz bilgiler her yeni yürüyüşle bütüne eklenen bir parça oluyor. Bu da olardan biri, biraz ilerilerde daha önce yürüdüğümüz yerler var .

Ağaçlık ve kayalık kısımları geçerek zirveye tırmanıyoruz, karşımızda Ege denizi, Mersincik adaları görünüyor. Sağımız, solumuz, arkamız yeşil vadiler ve sarp dağlarla çevrili.

Zirvede yemek molası verdik, Ege denizinden gelen tatlı bir serinlik vardı. Yemeğimiz çoğu zaman olduğu gibi meyvalar,Mustafa’nın getirdiği Simitler, kendi bahçerinde yetişmiş muzlar menümüzdeki yeni misafirler. Bu yürüyüşümüzde kişi olarak bir litre su almıştık, havanın bu denli sıcak olacağını düşünmemiştik sıcakla birlikte su ihtiyacı artıyor. İşte bu bir litre suyu idareli kullanmamız gerekiyordu, doğada ne olacağı belli olmaz. Bu doğanın en olumsuz yanı su kaynaklarını olmaması, ya da çok sınırlı ve ulaşılmaz olması diyeyim. Geçmişte eskilerin sözünü ettiği kaynaklarda tık yok. Suzuzluğumu yanımızda getirdiğimiz portakallarla giderdim, sıcak havada  en güzel meyva o. Bir kez su içmeye başlarsan hep içmek istersin, bu isteği dizginlemek gerekiyor. Bu yürüyüşlerde bize sunulan nimetlerin de kıymetini anlıyoruz, normal şartlarda sıradan bir içecek gibi gelen su burada ne denli değerli, bir dilim portakal da öyle.

Zirvedeki bu güzel moladan sonra dönüş yolculuğumuz başladı.

vahşi doğada yürüyüş

Aynı güzergahtan geriye dönmenin bize öğrettiği çok şey var, bir kere o doğayı daha iyi tanıyorsun, geldiğin rotayı, kerterizleri belirlemede büyük bir tecrübe oluyor. Dönmek hep zordur bu doğada, geldiğin yerler başka bir yer oluverir ve seni yanıltır. Birkaç metreden öteyi göremediğin bir yerde yolunu kaybetmemek büyük bir başarıdır. Kaybettiğin anda panikleme de yaşanabilir, soğukkanlı kalabilmek doğada veya yaşamda her zaman gerekli olabilir. Bu açıdan denizler büyük bir öğretmendir, denizlerde geçirdiğim günlerin yaşamımda önemi büyük.

Sandal sert bir ağaç, dalların kırılması kolay oluyor, bir ara Ekrem arkadaşımı yerde görmek gülüşmemize neden oluyor, sportmen arkadaşımı böyle pek gördüğümüz olmuyor. Sağ üst fotoğrafta nasıl bir doğaya girdiğimizi görüyorsunuz, gelişte bu doğada kaybolmamak için gerekli önlemlerimizi almıştık, tam bir ekip çalışmasıydı. Nasıl döneceğimiz konusu merak ettiğim bir konuydu, yaban hayvanlarının bile zorlukla yürüdüğü bu doğada bayağı uzun bir mesafe gitmiştik.  Bu bilgilerimizi, tecrübelerimizi  de sınamak gibi bir şey. Rehberlerim çok iyiydi, sorunsuz bir şekilde yol aldık.

Yırtılan, çizilen derilerimizin farkında değildik, birkaç kez keskin kayalara tutunmamda ellerim kanadı ama doğaya duyduğumuz sevda yorgunlukları, acıları yok ediveriyor. Doğa yaşayan, nefes alan bir canlı, ağaçlardan kayalardan ibaret cansız bir varlık gibi göremeyiz.

Ve yolun en önemli kısmını geçmenin rahatlığıyla kısa bir mola veriyoruz. Karşılara bakarak ne kadar yürümüşüz dediğimiz oluyor.

Datça Doğasında – Bitmeyen Sevdam” için 3 yorum

  • 9 Mart 2017 tarihinde, saat 00:30
    Permalink

    COK GUZEL. BENDE DATCA HAYRANIYIM. HER SENE CALIFORNIA DAN GELIP TATILIMI DATCA DA KOLEJ LI ARKADASLARIMLA GECIRIYORUM….

    Yanıtla
  • 9 Mart 2017 tarihinde, saat 02:22
    Permalink

    Muzaffer hocam,emeğine sağlık.seninle tanışmış ve beraberce bir hafta datca da treking yapmak onuruna sahip olduğum için gurur duyuyorum.İnşanlah tekrar birlikte datca da veya başka bir yerde bir treking etkinliğinde daha beraber oluruz.ben yalova da hemen her hafta sonu bir treking etkinliğine katılıyorum.yalova bursa kocaeli iznik ,çanakkale bölgesinde de çok güzel treking parkurları var.Sizin gibi doğa severlerin sayesinde,gençlere doğayı sevdirmeleri,doğayı korumanın insanı koruma anlamına geleceğini anlatmak ,inandırmak mümkün olacaktır.Ne yazıkki likya yolunda yaptığım bir kaç parkur treking gezisinde , bu kadim ve tarihi ,değeri asla paha biçilemez cennet doğa köşelerinin insanlar tarafından acımasızca kirletildiğine şahit olarak üzülmekteyim.doğayı korumak,bir kültür ve eğitim meselesidir,asla polisiye tedbirlerle doğayı tam olarak koruyamazssınız.Bu nedenle siz ve sizin gibi doğa severleri ben şahsen gençlerimiz için röl model olarak görüyorum.başarılarınızın devamını diler,güzel paylaşımınız için teşekkür ederim.

    Yanıtla
  • 10 Mart 2017 tarihinde, saat 01:09
    Permalink

    Sizlerin büyük bir eforla zorlu derelerden,tepelerden geçip, dağlarda ormanlarda, elbette keyifle alarak yaptığınız gezi yazılarını böyle gecenin bir yarısı bile olsa bir solukta okuyuveriyorum. Ama biliyorum ki o geziler öyle kolay olmuyor.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir