Datça Doğasında – Bitmeyen Sevdam

Yolumuz üzerinde çobanlardan kaldığını düşündüğüm taş yıkıntılar var, daha sonra bu gibi yıkıntılara birkaç kez daha rastlıyoruz. Bir ara Mustafa yeşil kuyruk diye bir çalılığı gösteriyor, hemen aklıma yılan geliyor. Yeşil renkli büyük kertenkelelerden, onlar yeşil kuyruk diyorlarmış. Kendini çalının içine saklamış öyle hareketsiz duruyordu, yaklaşsam kaçacaktı biliyordum, ve öyle de oldu, ancak bu kadar çekebildim. Yırtıcı kuş olarak henüz kartala rastlamadık, bir çift kuzgun vahşi sesler çıkararak uçuşuyordu. Yılan demişken artık dikkatli olmak lazım ısınan havalarla çıkmaya başlarlar, ilk zamanlar yavaş hareket ettikleri için tehlikelidirler. Kaçamazlar, basmak gibi sonuçlar olabilir.

Ege denizinin göründüğü tepelerden ormana giriş yapacağız, geçenlerde bu kısmı yürümüştük, bu keşif yürüyüşünü sayfamda paylaşmamıştım. Yürünecek kısımları belirlediğimiz için rahatça yol alıyoruz. Çevremiz ormanlarla ve makilerle kaplı sık bir bitki örtüsüne sahip.

Bu kısmı geçtikten sonra karşımızda Merdivenli vadileri görülüyor, her taraf yemyeşil bir bitki örtüsü ile kaplı. Soldaki fotoğrafta gördüğümüz iki tepenin arasındaki vadi yürümek için ne kolay görünüyor değil mi? Birazdan oraya ineceğiz ve  nasıl bir doğada olduğumuzu daha iyi anlayacağız. Buradaki yolu Ekrem arkadaşımla geçen geldiğimizde tesadüfen bulduk, yol geçit vermez bir ormanı geçmemizi sağlıyor, yoksa bu doğayı aşmak mümkün değil.

Sandal, dağ çileği ve çam ormanlarıyla sarmaş dolaş olmuş bir orman, burada iklim hemen değişiyor, yerler sırılsıklam, müthiş bir çiğ yağmış. Buram buram terlediğimiz ortamdan birden buz dolabına girmiş gibi oluyoruz. Geçen geldiğimizde burada kırağıya rastlamıştım, hatta fotoğrafını çektim ama iyi çekememişim. Loş bir ışık var, yolun sağında, solunda birkaç metre yeri görebiliyorsunuz.

datça yaban doğasında trekking

İşte geldik zurnanın zırt dediği yere, o deyime yakışıyor, bundan sonrasını yürümüşlüğümüz yok, bilgi de alamıyoruz. Sorduğumuzda ben oraları avucumun içi bilirimden başka bir yanıt olmuyor. Sonuçta bu doğada olmak, onu kendi imkanlarımızla tanımak bizi mutlu ediyor, daha ne isteyebiliriz ki. Önümüzdeki kısa düzlüğü geçer geçmez geçit vermez bir doğanın önüne geliverdik. Tüm vadiyi kaplayan bir sandal ormanı, öyle sık ki adım atmak mümkün değil, yol açarak yürüyüşümüze devam ettik.

İlerlerde çam ağaçları görünüyordu, oraya gelirsek belki rahatlarız diyoruz ama o çamlara gelmek bir türlü olmuyor. Soldaki fotoğrafta görülen yeşil alan sandal ormanları ile kaplı, biz bu doğada yol alıyoruz. Sandalların arasında arada dağ çilekleri de görünüyor. Birkaç yerde kayalık kısmlardan geçelim dedik o da çare değil. Bir ara 20-30 m uzağımızdan dallara sürtünerek geçen bir canlının sesini duyuyoruz, ses kuvvetli ve yakınımızda. Kokumuzu alamadı büyük ihtimalle, rüzgar bize doğru esiyordu. Sonrasında bize doğru gelmeye başlayınca tabii iş ciddileşiyor, seslenmemizle ses kesildi, biraz sonra ben bir daha ses çıkarınca yalnız olmadığını anlıyoruz. Yaban doğasının en canlı olduğu yerler, çeşitli sürprizler olabilir. Geçenlerdeki merdivenli yürüyüşümüzde de benzer bir olay yaşamıştık, orada da yürüyen şey bir ara bize doğru gelmeye başlamıştı. Sonuçta bu doğada birçok canlı aynı patikaları ve yürümeye uygun yerleri kullanıyor.

Datça Doğasında – Bitmeyen Sevdam” için 3 yorum

  • 9 Mart 2017 tarihinde, saat 00:30
    Permalink

    COK GUZEL. BENDE DATCA HAYRANIYIM. HER SENE CALIFORNIA DAN GELIP TATILIMI DATCA DA KOLEJ LI ARKADASLARIMLA GECIRIYORUM….

    Yanıtla
  • 9 Mart 2017 tarihinde, saat 02:22
    Permalink

    Muzaffer hocam,emeğine sağlık.seninle tanışmış ve beraberce bir hafta datca da treking yapmak onuruna sahip olduğum için gurur duyuyorum.İnşanlah tekrar birlikte datca da veya başka bir yerde bir treking etkinliğinde daha beraber oluruz.ben yalova da hemen her hafta sonu bir treking etkinliğine katılıyorum.yalova bursa kocaeli iznik ,çanakkale bölgesinde de çok güzel treking parkurları var.Sizin gibi doğa severlerin sayesinde,gençlere doğayı sevdirmeleri,doğayı korumanın insanı koruma anlamına geleceğini anlatmak ,inandırmak mümkün olacaktır.Ne yazıkki likya yolunda yaptığım bir kaç parkur treking gezisinde , bu kadim ve tarihi ,değeri asla paha biçilemez cennet doğa köşelerinin insanlar tarafından acımasızca kirletildiğine şahit olarak üzülmekteyim.doğayı korumak,bir kültür ve eğitim meselesidir,asla polisiye tedbirlerle doğayı tam olarak koruyamazssınız.Bu nedenle siz ve sizin gibi doğa severleri ben şahsen gençlerimiz için röl model olarak görüyorum.başarılarınızın devamını diler,güzel paylaşımınız için teşekkür ederim.

    Yanıtla
  • 10 Mart 2017 tarihinde, saat 01:09
    Permalink

    Sizlerin büyük bir eforla zorlu derelerden,tepelerden geçip, dağlarda ormanlarda, elbette keyifle alarak yaptığınız gezi yazılarını böyle gecenin bir yarısı bile olsa bir solukta okuyuveriyorum. Ama biliyorum ki o geziler öyle kolay olmuyor.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir