Dağlarda Zor Anlar – Sındı – Mersincik Yürüyüşü

sindi-mersincik-28

Güneş ışığı almayan yerler, dereler böyle yerlerde yürünecek yerler değildir ama mecbur kaldık, başka yerden geçit yok. Tehlikeli yerler, şelaleler gibi kayalık kısmlar çıkabiliyor, burada da karşımıza çıktı. Yıkılmış ağaçlar vardı, onlara tutunmak, basmak aşağıya düşmek demek, anında un ufak oluyorlar. Bu doğada 4 saate yakın mücadele ederken başımı da unuttum. Birşey olacak olsa bu harekete olurdu diye düşündüm birkaç kez.

sindi-mersincik-29

İnanılmaz bir doğa, bütn bunlara değer mi, ne işiniz vardı diyenler olacak ama içerden gelen birşey. Yine o doğaya koşa koşa gideceğim. Kutuplara gidip donan insanlara akıl sır erdiremezdik, onları oralara çeken şey gibi bir şey. Bu gizemli doğada olmak çok farklı bir duygu.

sindi-mersincik-30

Dağlar ve bu gibi yerler artık çok tehlikeli, zehirli yılanlar, farkedilmeleri çok zor, fotoğrafını çektiğim yılan derede karanlık bir yerdeydi. Serin yerler, uyuşuk oluyorlar, yarım metre ileride hareket etmese göremezdim. Bizi kurtarmaya gelen Sedat arkadaşım da yolda üç kez yılanla karşılaşmış, ikisi zehirliymiş, birisi kara yılanmış. Bu tepelerde hiç kartala rastlamadım, kartallar doğada bu gibi sürüngenleri yakalayarak dengeyi sağlıyorlar, bu yıl yılan çok olacak gibi.

sindi-mersincik-31

İndiğimiz vadi görülüyor, buradan toprak bir yola indik. Kolay kolay denenmeyecek, herkesin inemeyeceği  bir dereden inmiştik. En ilerideki yüksek kayalıklardan geldik. Yola çıkmaya yakın Sedat arkadaşımla telefon irtibatı sağlandı, biz indik dedim, o da o an çıkmış, tabii bu beni üzdü. Telefon görüşmemizde birkaç kez o da yolu şaşırmış ama tekrar dönerek bulmuş, dikkat ediyorum deyince eyvah dedim biz indik o oralarda kalmasa. Küçük bir hatada kaybolacağınız bir patika.  Arkadaşıma hazır olalım, birşey olursa bu kez biz ona koşacağız, Lambalarımız, gerekli malzemeler yanımızda hazır.

sindi-mersincik-32

Son telefon edişimde Ekrem arkadaşım hocam ses yakınlardan geldi deyince şaşırdım, maşallah ne kadar çabuk gelmişti. Kıyıya doğru yürüdük hemen, giderken arkadaşıma yanlış duymuşsundur, orada yol yoktur diyordum ama Sedat arkadaşım arabanın yanındaki bitkilerin arasından çıkınca çok mutlu olduk. Bu günün en kazançlı olayı da böyle insanların hala olduğunu bilmek oldu. O insana bir güç veriyor bu acımasız dünyada. Sedat arkadaşımın bu yaptığını unutmam mümkün değil, böyle bir durumda bizler de her durumda yardıma koşacağız. Arabaya binerek Sındı köyüne doğru yola çıktık. Yol bayağı sarsıntılıydı, dağdan indiğimizde istifra edesim gelmişti, o biraz beni korkuttu ama Sedat arkadaşımı beklerken birkaç parça birşey yiyince geçti. Eşimin yaptığı sarmaları hiç açmadan eve getirdim.

sindi-mersincik-33

Yolda durarak Sedat arkadaşımla durum değerlendirmesi yaptık, indiğimiz tepeler karşımızdaydı. Ve o zaman anladım ki yol tarifinde Sedat arkadaşımın yönüyle bizimki farklıydı. Bu gibi durumlarda bir işaret belirtmekte fayda var.

sindi-mersincik-34

Mersincik yolu çok sık bir sandal ormanının içinden geçiyor, eşsiz bir doğa var buralarda. Çok değişik duygularla dolu bir gün geçti, koktuk, endişe ettik, umutsuzluğa kapıldık ama şunu da gördük; her durumda dağlardan inecek bir yol vardır. Umutsuzluğa yer vermemek lazım, biz yürüyüşlerimize yine iki kişi devam edeceğiz, nelerle karşılaşacağımızın bilmecesiyle, gizemli bir doğada.

Dağlarda Zor Anlar – Sındı – Mersincik Yürüyüşü” için 9 yorum

  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 01:29
    Permalink

    Bu parkuru rehbersiz yürüdüğünüze çok şaşırdım.Sındıdan eski muhtar Mustafa Durdu, Talat Usul gibi bu dağları iyi bilen Sındılılar rehberliğinde herkesin elinde tahra Merdivenliye ve oradan da Mersinciğe 6 saatte geldik. Dereye indikten sonra Garadayının defne taşıma tel rayları çok yaratıcı taşıma tekniği olmakla beraber bize de tırmanma ve iniş için çok yardımcı oldu. Bitane çok büyük yaban geyiği boynuzu bulmuştuk. Ama ikinci yürüyüş yolu öğrenince 5 saat bile sürmedi.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 10:08
    Permalink

    hocam öncelikle geçmiş olsun, güncenizi okurken orada olasım geldi.keşif yürüyüşlerinin keyfini bilirim.Doğayla başbaşasınızdır ve her an yeni bir şeyle karşılaşmanın heyacanı içindesinizdir.hele o şeyi gören bir kaç kişiden biriyseniz.kaybolmak bu işin doğasında var.İşin tuzu biberi.işaretlenmiş, kaçıncı defa yürüdüğünüz bir parkuru tekrar yürümekte birşey ama bu deyil.geçen hafta yürüdüğüm özel parkurda dağ keçilerini görüp izleyince bir çift kekliğin uzunca bir süre yürüyüşünü izleyince ne kadar şanslı olduğumu anladım.Bir çok yürüyüşünüzü unutacaksınız ama bunu hep hatırlayacaksınız.nice yürüyüşlere.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 10:27
    Permalink

    hocam geçmiş olsun.tehlike atlatmışsın.selamlar

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 11:42
    Permalink

    Hocam geçmiş olsun.Sizi saygıyla selamlıyor ve doğa aşkını hiç kaybetmemenizi diliyorum.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 21:56
    Permalink

    Muzaffer Bey,aman dikkat..Sağlık her şeyin başı.Bu güzellikleri sizden okumak güzel ama siz daha değerlisiniz.Selamlar.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 22:34
    Permalink

    İtiraf etmeliyim ki böyle bir şey olacağını tahmin ederek sizin için endişe ediyordum. Geçmiş olsun. Yol kaybetmelerini önlemek için minik el GPS ‘lerinden kullanabilirsiniz. Gittiğiniz rotayı işaretliyor, geri dönmek isteyince o işaretleri takip ederek çıktığınız noktaya rahatlıkla dönebiliyorsunuz. Mutlaka biliyor veya kullanıyorsunuzdur ama ben yine de sizlerden heveslenecek olanlardan bilmeyenler varsa onlar için yazdım. Tekrar geçmiş olsun.

    Yanıtla
  • 17 Nisan 2014 tarihinde, saat 01:23
    Permalink

    süpersin hocam bu gün seslendim duymadın ben müdürümdeydim. geçmiş olsun birde yakadan gidelim.

    Yanıtla
  • 17 Nisan 2014 tarihinde, saat 20:35
    Permalink

    Muzaffer bey çok geçmiş olsun.

    Yanıtla
  • 31 Mayıs 2014 tarihinde, saat 19:43
    Permalink

    Sn.Muzaffer Özgen,

    Siz beni tanımıyorsunuz ama ben sizi internet sitenizde Datça ile ilgili yazdıklarınızdan ve çektiğiniz fotoğraflarınızdan tanıyor, çalışmalarınızı ilgi ve beğeni ile takip ediyorum. Ben ve eşim de İstanbul’a onca uzaklığına rağmen tatillerimizin olmazsa olmaz yeri Datça’nın sevdalısıyız. Doğa yürüyüşüne de meraklı olmamıza karşın gelişlerimiz yaz sıcaklarına denk geldiğinden sadece bol bol yüzebiliyor ve taşıdığımız bisikletlerimizle sabah serinliğini kaçırmadan Ovabükü-Hayıtbükü arasındaki asfalt yolda bir kaç kez gidip gelebiliyoruz topu topu. Sonrasında hemen deniz ve kaldığımız motelde (Melinda) keyifli bir kahvaltı.
    Daha fazlasını yapmak istermiydiniz diye sorsanız, hiç duraksamadan hem de nasıl derdim. Bu gelişimizde arabamın üstüne bir de kano koyup, Mersincik’e kadar arabamla indikten sonra sizin fotoğrafladığınız o muhteşem ıssız koylarda gezmek istiyorum. Ama yapabilir miyim bilmiyorum. Biraz kalabalık olacağız bu kez. İnsan grupla tatil amaçlı gelince kışın kendi başına tasarladığı pek çok şey hayal olarak kalabiliyor. Hele bir de yol yordam bilmeyince daha da zor oluyor her istediğini yapabilmek. Gelişlerimizde Sındı’ya da uğruyor, Ömer Bey’den (mutlaka tanırsınız Kooperatif Başkanı) nurlu bademlerimizi almadan dönmüyoruz. Sonrasında alıyor bir Datça özlemi işte sizin çok iyi anlayacağınız gibi bütün kış dinmeyen..!
    Yazımın başında da dediğim gibi internet sitenizde Datça ile ilgili yazıklarınızı ilgi ile izliyorum, 13 nisan günü geçirdiğiniz kazayı da bu sayede öğrendim. Kazadan bugün haberim oldu ve hemen bu satırları yazmamın sebebi de öğrenmekte geç kalmış olsam da “geçmişolsun” demektir.
    Aman ne olur kendinize çok dikkat edin de bir daha olmasın olur mu? O güzel satırlarınızı ve fotoğraflarınızı bizimle paylaşmayı hep sürdürün…
    Size sağlıklı mutlu keyifli nice Datça günleri, doğa yürüyüşleri diliyorum. Çok çok geçmişolsun!

    Hakan Kıyat

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir