Dağlarda Zor Anlar – Sındı – Mersincik Yürüyüşü

sindi-mersincik-21

Fotoğraflar içinde olduğumuz doğa hakkında bir fikir veriyor.

sindi-mersincik-22

Bir ara inci gibi Mersincik koyu göründü, birkaç fotoğraf çektim. Bu anlarda fotoğraf çekecek, makinamı çantasından çıkaracak bir an bulamadım. Hatta bir ara sinirlendim, çantayı atasım geldi, bana öyle çok engel oldu ki, sapı da koptu. Sık ormanda dikenli sarmaşıklara takılıp durdu.

sindi-mersincik-23

Dediğim gibi hava çok güzeldi, koy da inci gibi görünüyordu.

sindi-mersincik-24

Aşağımızda çam ve sandal ormanlarıyla kaplı vadiler vardı, bu ağaçların arası da ağ gibi dikenli sarmaşıklarla dolu oluyor. Biraz sonra o vadilerden birinden inecektik, ellerim, kollarım, o sarmaşıklarla parçalandı,  sabah uyandığımda ellerimi yıkarken bayağı acı verdi.

sindi-mersincik-25

Burada bir noktayı belirtmek istiyorum, yöremizde doğa yürüyüşleri hızla artıyor, aldığım maillerde artık grup halinde yürüyüşçüler de buralara geliyor. Bir kısmı normal, işaretlenmiş parkurlarda yürürken bir kısmı da bizim girdiğimiz yaban doğada yürümek isteyeceklerdir. Tabii dileğimiz bu yerlere rehber olmadan gelmemeleri, rehber olsa da kazalar olabiliyor. Akut ekibinin ilçemizde kurulması şart, bunun olması için bir kazanın olması mı gerekiyor. Bunun için bir toplantı yapılmış, hatta Ekrem arkadaşım o toplantıya katılmış ama sonrasında bir ses seda çıkmamış.  Birçoğumuz böyle bir ekibe destek veririz.

sindi-mersincik-26

Şimdi bizim burada yaptığımız ikinci hatayı söyleyeceğim, böyle durumlarda sizi yönlendirecek kişiyi beklerken onun belirlediği noktada kalmanız gerekir. Böyle bir film de seyretmiştim, bir koşucu çölde yolunu kaybediyor, kolayca bulunacakken kaybolduğu noktadan ayrılarak yoluna devam ediyor ve bulunması çok zor oluyor. Ben geçidi görünce hemen oraya yöneldim, bir patika yol da aşağıya doğru gidiyordu. Dik bir vadiden inmeye başlamıştık, kısa bir zaman sonra patika yol bitti ve sık bir ormanın içinde mücadelemiz başladı. Artık dönüş te mümkün değildi, gidebildiğimiz kadar gidecektik. Vadideki dereyi takip etmeye başladık, bu derenin kıyıya kadar gideceğini düşündüm , tabii bir sürpriz yapıp dik bir uçuruma çıkmazsa. Çok dik bir araziden iniyorduk, sandal ve makilerin arasında ellerimizdeki kesici aletlerle yol açmaya çalışarak, durmadan dinlenmeden. Bir filmin içindeki aktörler gibiydik, kan revan içinde, sarmaşıkları kesmek, bazen görmek zor oluyor. Tam geçtim derken bir tanesi boğazınıza dikenleriyle sarılıp hoop nereye dur bakayım diyor. Tabii o an bir küfür de yiyor. Aslında doğada hiçbir şeye kzımaya hakkımız yoktu ve bunun bilincindeydik. Buraya gelen bizlerdik.

sindi-mersincik-27

Vadiden inerken, Sedat arkadaşıma sen gelme biz iniyoruz diyecektim. Düdük çaldık, seslendik ama hiç ses yok. Şunu da anladım; böyle vadilerde sesle irtibat kurmak imkansız. sarmaşıklarla kaplı vahşi doğa, amazon ormanlarında yürümek gibi.

Dağlarda Zor Anlar – Sındı – Mersincik Yürüyüşü” için 9 yorum

  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 01:29
    Permalink

    Bu parkuru rehbersiz yürüdüğünüze çok şaşırdım.Sındıdan eski muhtar Mustafa Durdu, Talat Usul gibi bu dağları iyi bilen Sındılılar rehberliğinde herkesin elinde tahra Merdivenliye ve oradan da Mersinciğe 6 saatte geldik. Dereye indikten sonra Garadayının defne taşıma tel rayları çok yaratıcı taşıma tekniği olmakla beraber bize de tırmanma ve iniş için çok yardımcı oldu. Bitane çok büyük yaban geyiği boynuzu bulmuştuk. Ama ikinci yürüyüş yolu öğrenince 5 saat bile sürmedi.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 10:08
    Permalink

    hocam öncelikle geçmiş olsun, güncenizi okurken orada olasım geldi.keşif yürüyüşlerinin keyfini bilirim.Doğayla başbaşasınızdır ve her an yeni bir şeyle karşılaşmanın heyacanı içindesinizdir.hele o şeyi gören bir kaç kişiden biriyseniz.kaybolmak bu işin doğasında var.İşin tuzu biberi.işaretlenmiş, kaçıncı defa yürüdüğünüz bir parkuru tekrar yürümekte birşey ama bu deyil.geçen hafta yürüdüğüm özel parkurda dağ keçilerini görüp izleyince bir çift kekliğin uzunca bir süre yürüyüşünü izleyince ne kadar şanslı olduğumu anladım.Bir çok yürüyüşünüzü unutacaksınız ama bunu hep hatırlayacaksınız.nice yürüyüşlere.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 10:27
    Permalink

    hocam geçmiş olsun.tehlike atlatmışsın.selamlar

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 11:42
    Permalink

    Hocam geçmiş olsun.Sizi saygıyla selamlıyor ve doğa aşkını hiç kaybetmemenizi diliyorum.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 21:56
    Permalink

    Muzaffer Bey,aman dikkat..Sağlık her şeyin başı.Bu güzellikleri sizden okumak güzel ama siz daha değerlisiniz.Selamlar.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 22:34
    Permalink

    İtiraf etmeliyim ki böyle bir şey olacağını tahmin ederek sizin için endişe ediyordum. Geçmiş olsun. Yol kaybetmelerini önlemek için minik el GPS ‘lerinden kullanabilirsiniz. Gittiğiniz rotayı işaretliyor, geri dönmek isteyince o işaretleri takip ederek çıktığınız noktaya rahatlıkla dönebiliyorsunuz. Mutlaka biliyor veya kullanıyorsunuzdur ama ben yine de sizlerden heveslenecek olanlardan bilmeyenler varsa onlar için yazdım. Tekrar geçmiş olsun.

    Yanıtla
  • 17 Nisan 2014 tarihinde, saat 01:23
    Permalink

    süpersin hocam bu gün seslendim duymadın ben müdürümdeydim. geçmiş olsun birde yakadan gidelim.

    Yanıtla
  • 17 Nisan 2014 tarihinde, saat 20:35
    Permalink

    Muzaffer bey çok geçmiş olsun.

    Yanıtla
  • 31 Mayıs 2014 tarihinde, saat 19:43
    Permalink

    Sn.Muzaffer Özgen,

    Siz beni tanımıyorsunuz ama ben sizi internet sitenizde Datça ile ilgili yazdıklarınızdan ve çektiğiniz fotoğraflarınızdan tanıyor, çalışmalarınızı ilgi ve beğeni ile takip ediyorum. Ben ve eşim de İstanbul’a onca uzaklığına rağmen tatillerimizin olmazsa olmaz yeri Datça’nın sevdalısıyız. Doğa yürüyüşüne de meraklı olmamıza karşın gelişlerimiz yaz sıcaklarına denk geldiğinden sadece bol bol yüzebiliyor ve taşıdığımız bisikletlerimizle sabah serinliğini kaçırmadan Ovabükü-Hayıtbükü arasındaki asfalt yolda bir kaç kez gidip gelebiliyoruz topu topu. Sonrasında hemen deniz ve kaldığımız motelde (Melinda) keyifli bir kahvaltı.
    Daha fazlasını yapmak istermiydiniz diye sorsanız, hiç duraksamadan hem de nasıl derdim. Bu gelişimizde arabamın üstüne bir de kano koyup, Mersincik’e kadar arabamla indikten sonra sizin fotoğrafladığınız o muhteşem ıssız koylarda gezmek istiyorum. Ama yapabilir miyim bilmiyorum. Biraz kalabalık olacağız bu kez. İnsan grupla tatil amaçlı gelince kışın kendi başına tasarladığı pek çok şey hayal olarak kalabiliyor. Hele bir de yol yordam bilmeyince daha da zor oluyor her istediğini yapabilmek. Gelişlerimizde Sındı’ya da uğruyor, Ömer Bey’den (mutlaka tanırsınız Kooperatif Başkanı) nurlu bademlerimizi almadan dönmüyoruz. Sonrasında alıyor bir Datça özlemi işte sizin çok iyi anlayacağınız gibi bütün kış dinmeyen..!
    Yazımın başında da dediğim gibi internet sitenizde Datça ile ilgili yazıklarınızı ilgi ile izliyorum, 13 nisan günü geçirdiğiniz kazayı da bu sayede öğrendim. Kazadan bugün haberim oldu ve hemen bu satırları yazmamın sebebi de öğrenmekte geç kalmış olsam da “geçmişolsun” demektir.
    Aman ne olur kendinize çok dikkat edin de bir daha olmasın olur mu? O güzel satırlarınızı ve fotoğraflarınızı bizimle paylaşmayı hep sürdürün…
    Size sağlıklı mutlu keyifli nice Datça günleri, doğa yürüyüşleri diliyorum. Çok çok geçmişolsun!

    Hakan Kıyat

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir