Dağlarda Zor Anlar – Sındı – Mersincik Yürüyüşü

sindi-mersincik-14

Su kaynağından doğu tarafında Merdivenli’ye inildiğini düşündüğümüz vadiye doğru birkaç deneme yaptık, yol aradık. Öyle sık bir bitki topluluğu var ki,  bugün için buradaki doğa hakkında bir bilgi sahibi olduk, devam etmeyelim dedik. Buralarda defne yaprağı toplamaya gelenlerin kaybolmamak için uzun iplerle bu ormana girdiğini birçok kez duymuştum. Su kaynağına dönünce aklıma Mersincik’e gitmek geldi, hesapta yoktu ama vakit erken dedim, yol aklımda kısa diye kalmış. Oysa web sayfamda o yürüyüş var, buraya yürüyeceğimi bilsem bir bakardım. Kaynaktan oraya giden patika yola girdik. Bu yolun başlangıcı da kaybolmuş, bir kaç denemeden sonra  yolu bulabildik, çok güzel bir patika yol. Sık sandal oprmanlarının içinden devam ediyor. Bayağı da sürüyor, ben hemen tepeye varacağız diye düşünmüştüm, aklımda öyle kalmış. Böyle yollarda yanlış yola girerseniz devam etmeyin, yolu kaybettiğiniz noktaya dönüp araştırın, mutlaka doğru yolu bulursunuz. Bunu biz hep yaparız ama birazdan anlatacağım gibi bu bilgimizi kullanmadık, zor durumlara düştük.

sindi-mersincik-15

Ve Mersincik koyunun göründüğü noktadayız, kayalık, sık maki ormanlarıyla kaplı tepeler. Bu aşılmaz araziyi sık sık kapanan bir patika yoldan geçebiliyorsunuz, geçen geldiğimizde ellerimizde tahralar vardı, onlarla yol açarak geçebilmiştik. Bugün de benim elimde küçük bir balta, arkadaşımın elinde taşıması kolay olsun diye ucunu kestiğim bir tahra vardı. Buraya kadar ne güzel bir parkur diyorduk, bir yerde yol yassı kayalık bir hal alıyor, patika yol kayboldu. Sağa doğru gitseymişiz yolu bulacakmışız ben sola doğru gittim, hatta burada Ekrem arkadaşım sağ tarafa bir bakayım demişti, ben gel gel dedim ve   aşağıya doğru indik.

sindi-mersincik-16

Çok güzel manzaralar, çok ta güzel bir hava var, tam fotoğraf çekmek için her yer çok güzel görünüyor. Geçen geldiğimde hava sisliydi koyun fotoğraflarını çekememiştim. Karşıda görünen yol Mersincik’e gelen araba yolu.

sindi-mersincik-17

Kos adası net bir biçimde karşımızda. Yolu bulmak için aşağıya doğru inerken toprağa yakın bir halde tuzak gibi uzanmış dikenli sarmaşıklar ayağıma takıldı, ne olduğunu anlayamadan yarım metre yükseklikten birden havada uçtum. Yere düştüğüm anda alnımın sol tarafı yerdeki kayaya çarptı, eyvah dedim içimden, herşey öyle hızlı oldu ki, Ekrem arkadaşım hemen hızla yanıma geldi, o telaşla o da dizini vurmuş. Alnım şişti, sol tarafımda da bir uyuşukluk başladı. Arkadaşım geldi kalkmama yardım etti, elimdeki balta ortalarda yoktu, onu aradık, 15 m ileriye fırlamıştı düşme anında. Kötü birşey olsa buradan hastaneye gitmek imkansız gibi. Tabii kafanızda neler olduğunu bilemiyorsunuz, bu telaş içinde yolu da bulamıyoruz, tehlikeli bir durum olursa hiç değilse yolda olayım diyordum. Birkaç denemeden sonra yolu bulamayınca  aklıma Sındı köyünden arkadaşım Sedat uysal geldi, o bu yolu bilir, bu yıl içinde arkadaşlarıyla yürümüşlerdi. Telefon ettim, telefon çekiyordu, yolu bulamıyoruz, düştüm başımı da kayaya çarptım diyerek durumu açıkladım. Sedat arkadaşım yassı kayalardan sola doğru gideceksiniz, uçurumun kenarından yol devam eder deyinde. O taraflara doğru yürüdük, tabii başta da dediğim gibi yolu kaybettiğimiz yassı kayalardan çok uzaklaşmıştık, çok tepelerdeydi ve çok sık makilikti. Oraya çıkmak yerine çapraz yürüyüşlerle yolu aradım, orada yol olsaydı bu mutlaka sonuç verirdi. Tabii çok sonra  aşağıya inip Sedat arkadaşımla konuştuğumuzda onun sol diye tarif ettiği yerin  bizim sağımızda olduğunu anladım, ters yöne gidip durmuştuk..

sindi-mersincik-18

Her denediğimiz yol yüzlerce metrelik uçurumlara çıkıyordu, yoksa her türlü arazide yol alabilen kişileriz, geçit yok. Şaşkınız da tarif edilen noktayı tek tek araştırdık, sonuç hep uçurum.

sindi-mersincik-19

Saat 15.00 geçmişti, zaman daralıyordu, mola vermeden sabahtan bu yana yürüyorduk. Hele bu kısımda bir yukarı bir aşağı gidip gelmiştik, herhalde çok az insanın dayanabileceği bir efor sarfediyorduk. Yukarılara tırmanışlarda derin nefes alırken arkadaşımın da nefes alışlarını duyuyordum. Artık bir kez daha Sedat arkadaşımı aradım, Sedat dedim biz yolu bulamıyoruz, burada kaldık. Tamam dedi hemen siz bekleyin ben hemen yanınıza geliyorum. İnanamadım önce, çok az insanın yapacağı birşey günümüzde. İşini gücünü bırakıp, arabasıyla 15 km yi bulan bozuk yolu aşıp dağa tırmanacak. Bir zaman sonra yoldan gelen arabayı gördük, neredesiniz diye telefon etti, tam karşındaki kayalıktayız dedim, dürbünümü alayım derken telefon kesildi. Ben ne yalan söyleyeyim buralara çıksa bile bu bitki topluluğunun içinde, bu geniş alanda bizi kolayca bulabileceğine aklım almıyordu.

sindi-mersincik-20

Arkadaşıma yassı kayaların o tarafa doğru çıkalım, bizi daha kolay bulabilir dedim ve yukarılara doğru kareket ettik. Sedat arkadaşın gelmesi bize bir moral vermişti, yukarılara doğru çıkarken bir geçit gördüm, arkadaşımın dediğine göre yolu ilk arayışımızda buraya gelmişiz ama aşağısı uçurum diye vaz geçmişiz.

Dağlarda Zor Anlar – Sındı – Mersincik Yürüyüşü” için 9 yorum

  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 01:29
    Permalink

    Bu parkuru rehbersiz yürüdüğünüze çok şaşırdım.Sındıdan eski muhtar Mustafa Durdu, Talat Usul gibi bu dağları iyi bilen Sındılılar rehberliğinde herkesin elinde tahra Merdivenliye ve oradan da Mersinciğe 6 saatte geldik. Dereye indikten sonra Garadayının defne taşıma tel rayları çok yaratıcı taşıma tekniği olmakla beraber bize de tırmanma ve iniş için çok yardımcı oldu. Bitane çok büyük yaban geyiği boynuzu bulmuştuk. Ama ikinci yürüyüş yolu öğrenince 5 saat bile sürmedi.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 10:08
    Permalink

    hocam öncelikle geçmiş olsun, güncenizi okurken orada olasım geldi.keşif yürüyüşlerinin keyfini bilirim.Doğayla başbaşasınızdır ve her an yeni bir şeyle karşılaşmanın heyacanı içindesinizdir.hele o şeyi gören bir kaç kişiden biriyseniz.kaybolmak bu işin doğasında var.İşin tuzu biberi.işaretlenmiş, kaçıncı defa yürüdüğünüz bir parkuru tekrar yürümekte birşey ama bu deyil.geçen hafta yürüdüğüm özel parkurda dağ keçilerini görüp izleyince bir çift kekliğin uzunca bir süre yürüyüşünü izleyince ne kadar şanslı olduğumu anladım.Bir çok yürüyüşünüzü unutacaksınız ama bunu hep hatırlayacaksınız.nice yürüyüşlere.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 10:27
    Permalink

    hocam geçmiş olsun.tehlike atlatmışsın.selamlar

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 11:42
    Permalink

    Hocam geçmiş olsun.Sizi saygıyla selamlıyor ve doğa aşkını hiç kaybetmemenizi diliyorum.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 21:56
    Permalink

    Muzaffer Bey,aman dikkat..Sağlık her şeyin başı.Bu güzellikleri sizden okumak güzel ama siz daha değerlisiniz.Selamlar.

    Yanıtla
  • 15 Nisan 2014 tarihinde, saat 22:34
    Permalink

    İtiraf etmeliyim ki böyle bir şey olacağını tahmin ederek sizin için endişe ediyordum. Geçmiş olsun. Yol kaybetmelerini önlemek için minik el GPS ‘lerinden kullanabilirsiniz. Gittiğiniz rotayı işaretliyor, geri dönmek isteyince o işaretleri takip ederek çıktığınız noktaya rahatlıkla dönebiliyorsunuz. Mutlaka biliyor veya kullanıyorsunuzdur ama ben yine de sizlerden heveslenecek olanlardan bilmeyenler varsa onlar için yazdım. Tekrar geçmiş olsun.

    Yanıtla
  • 17 Nisan 2014 tarihinde, saat 01:23
    Permalink

    süpersin hocam bu gün seslendim duymadın ben müdürümdeydim. geçmiş olsun birde yakadan gidelim.

    Yanıtla
  • 17 Nisan 2014 tarihinde, saat 20:35
    Permalink

    Muzaffer bey çok geçmiş olsun.

    Yanıtla
  • 31 Mayıs 2014 tarihinde, saat 19:43
    Permalink

    Sn.Muzaffer Özgen,

    Siz beni tanımıyorsunuz ama ben sizi internet sitenizde Datça ile ilgili yazdıklarınızdan ve çektiğiniz fotoğraflarınızdan tanıyor, çalışmalarınızı ilgi ve beğeni ile takip ediyorum. Ben ve eşim de İstanbul’a onca uzaklığına rağmen tatillerimizin olmazsa olmaz yeri Datça’nın sevdalısıyız. Doğa yürüyüşüne de meraklı olmamıza karşın gelişlerimiz yaz sıcaklarına denk geldiğinden sadece bol bol yüzebiliyor ve taşıdığımız bisikletlerimizle sabah serinliğini kaçırmadan Ovabükü-Hayıtbükü arasındaki asfalt yolda bir kaç kez gidip gelebiliyoruz topu topu. Sonrasında hemen deniz ve kaldığımız motelde (Melinda) keyifli bir kahvaltı.
    Daha fazlasını yapmak istermiydiniz diye sorsanız, hiç duraksamadan hem de nasıl derdim. Bu gelişimizde arabamın üstüne bir de kano koyup, Mersincik’e kadar arabamla indikten sonra sizin fotoğrafladığınız o muhteşem ıssız koylarda gezmek istiyorum. Ama yapabilir miyim bilmiyorum. Biraz kalabalık olacağız bu kez. İnsan grupla tatil amaçlı gelince kışın kendi başına tasarladığı pek çok şey hayal olarak kalabiliyor. Hele bir de yol yordam bilmeyince daha da zor oluyor her istediğini yapabilmek. Gelişlerimizde Sındı’ya da uğruyor, Ömer Bey’den (mutlaka tanırsınız Kooperatif Başkanı) nurlu bademlerimizi almadan dönmüyoruz. Sonrasında alıyor bir Datça özlemi işte sizin çok iyi anlayacağınız gibi bütün kış dinmeyen..!
    Yazımın başında da dediğim gibi internet sitenizde Datça ile ilgili yazıklarınızı ilgi ile izliyorum, 13 nisan günü geçirdiğiniz kazayı da bu sayede öğrendim. Kazadan bugün haberim oldu ve hemen bu satırları yazmamın sebebi de öğrenmekte geç kalmış olsam da “geçmişolsun” demektir.
    Aman ne olur kendinize çok dikkat edin de bir daha olmasın olur mu? O güzel satırlarınızı ve fotoğraflarınızı bizimle paylaşmayı hep sürdürün…
    Size sağlıklı mutlu keyifli nice Datça günleri, doğa yürüyüşleri diliyorum. Çok çok geçmişolsun!

    Hakan Kıyat

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir