Biraz Kış Biraz Bahar

4 Ocak pazar günü arkadaşımla Betçe’deydik, Biraz Kış, Biraz Bahar dedim yazımın başlığına, öyle karışık bir gün oldu. Yaşam da öyle değil mi, bir bakıyorsunuz bahar, bir bakıyorsunuz kış, kısa bir zaman içinde diğerine geçiş oluveriyor, ben baharınız uzun sürsün dileklerimle pazar günü yaşadıklarımı özetlemeye çalışacağım.

Geçen pazar günü Ege’nin en güzel kıyılarında arkadaşlarla yürümüştük, ertesi günü başlayan yağmurlu havalar hafta sonuna kadar devam etti, doğaya çıkmayı özler olduk. Bu arada kötü havalarla ilgili haberleri günler öncesinden hemen hemen her gün duyduk; kara kış geliyor gibisinden. İşte bu karakış kapımıza gelmeden bir pazar gezmesi iyi olacaktı ama hava tahminlerinde pazar günü yağmurlu gözüküyordu, sabah havayı merak ederekten uyandık ve pencerelerimize kadar gelen güneş ışığıyla biraz şaşırdık, memnun da olduk ama bu görüntüye aldanmamak gerektiğini tahmin edebiliyordum.  Öğlen saatlerinde de düşündüğüm gibi oldu, hava kapandı, gökyüzünü kara bulutlar kapladı. Öğleden sonramız Yazıköy’de geçti, Knidos fenerinde 53 yılı geçen Birol Bora ile sohbet etme imkanı bulduk.

Artık bu teknoloji dünyasında herşey öyle hızlı yaşanıyor ki, duygularımızı dinlemeye, düşünmeye zaman olmuyor. Herşey hızla tüketiliyor, hızla zaman tünelinde yol alıyoruz. Haberler dünyanın bir ucundan diğer ucuna anında yayılıyor, artık hiçbir şey bizi şaşırtmıyor, heyacanlandırmıyor. Üzüntüler kısa sürüyor, bir acılı haberin arkasından diğeri geliveriyor. Sevinçler de aynı, bir gün içinde birçok değişik duyguyu yaşıyoruz. Bu karakış haberleri geldiğinde çocukluğumuzda yaşadığımız kışlar aklıma geldi, bir sabah uyanmışız her taraf bembeyaz, o anki mutluluğumuzu, sevincimizi, şaşkınlığımızı,  anlatmak mümkün mü? Denize açılırdık gözümüz hep bulutlarda, denizdeki değişimlerde, şimdi günler öncesinden saat, saat herşeyden haberimiz oluyor. Yürüyüşçülerin elinde navigasyon cihazları yürüyorlar, ben doğada yönümü kendim bulmak isterim, arada bir şaşırmak ta iyi bir şey bana göre. Doğayla olan bağımızı doğanın içindeyken bile sürdüremediğimizi gördüm, ben hala bir kızılderili ruhuna sahibim, doğaya, yaşama o gözle bakmak isterim, tabii mümkün olabildiğince.

palamutbükü kurma dağı

Havanın bozulacağını tahmin ediyordum, bu yüzden hiçbir yere sapmadan Palamutbükü’ne geldik, çantalarımızı yüklenerek Palamutbükü’nün batı ucundaki Kurma dağına tırmanmaya başladık. Aralık ayında yapmurlu bir günde de buraya çıkmıştık, oldukça ilginç fotoğraflar çekmiştik. Bugün dağa çıkarken hava pırıl pırıl güneşliydi ve oldukça da ılıktı.
çiğdem

Dağın zirvesine doğru giderken sıkça çiğdem benzeri çiçeklere rastladık, yeşillerin içinde mor çiçekler hemen dikkati çekiyordu. Mor yapraklar ve ortada sarı renkli tepecik, sarı ve mor zıt renkler, arıları, böcekleri çekmek için mi nedir bu. Arılar polenli ayaklarıyla bu tepeciğe konarak görevlerini yapacak.

palamutbükü manzarası

Doğu tarafımızda Palamutbükü manzarası belirmeye başlıyor, limanın mendirek taşları önce.

palamutbükü limanı

Tırmandıkça Palamutbükü bütün güzelliğiyle karşımızda, Facebook’ta paylaştığım fotoğraf binlerce kişiye ulaştı.

bulut ve dağ

Batı ve kuzeybatı tarafından bulutlar belirdi, zaman zaman hareketlerini takip ediyorum. Kış havası hiç belli olmaz, Datça için de bu böyledir, çoğu yerde yaşanan kışlar gibi olmasa da kış kıştır.

palamutbükü'nde yerleşim

Ova tarafı, insanın içini acıtan görüntüler, turizm güzel bir şey ama yan etkileri de oluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir