Betçe’de Pazar Gezmesi

betçe pazar gezisi

Burada bizi ev sahibi Kamuran Işıldak ve ot toplamada rehberlik edecek olan Fatma Aydoğan, Ümit Bakış karşıladılar. Geçen yıl nisan’dı sanırım burada Betçe Sanat Merkezi’nin pikniği vardı, çok güzel bir zaman yaşamıştık, ardından bardaktan boşanırcasına yağan yağmur  çok güzeldi, unutulmayacak bir gün, hep aklımda. Bugün burada daha başka arkadaşları da görebilirdik ama mevlüt nedeniyle gelemeyenler oldu, buralarda bunlar önemli. Ölümler, asker uğurlamalar, düğünler onları bir araya getirir, o gün işleri bırakıp destek olurlar.

Yeşil badem ağaçlarının arasında çok güzel bir yer, arkadaşlar masayı donatmışlardı, gelen arkadaşların yaptıkları da vardı. Bizleri çok güzel ağırladılar. Otlarla yapılan salata, ekşi maya fırın ekmeği, zeytin en ilgimizi çeken yiyecekler oldu.

yazılılar

Ümit arkadaş etkinliğe katılan Yazıköy’lü kadınları misafirlerle tanıştırdı, ” Özcan hanım, Fatma anne, Ben Anadolu’yum oyununu oynayan tiyatro grubumuzdan arkadaşlarımız, Semra hanım çaylarımızı demleyen bize yardımcı olan buranın sahibi, taş fırın ekmekleri yapan arkadaşımız, Nazlı hanım seçimlerde muhtar adaylarından. ” gibisinden.

Datça Kent Konseyi Kültür Sanat Bilim Grubu’ndan gazeteci, yazar Ayşe Gülay Hakyemez etkinliğin organizasyonunu yapan kişi. ” Yazı köyü’nün kültür sanat etkinlikleri hakkında bilgi almak için buradayız. Datça merkezin köylerle kültür sanat köprüsünü kurmak istiyoruz. Burada olmaktan çok mutluyuz ” dedi.

yazı köyü doğasında

Bir ara arkadaşlar klasik türk müziğinden birkaç şarkıyı seslendirdi, Ayşe Gülay ve Mine Soral arkadaşlarımıza diğer arkadaşlar eşlik ederek bu güzel doğada çok güzel bir an yaşattılar. Müziğimizi unutmuşuz veya böyle bir ortamda mikrofonsuz seslendirince daha etkili oldu.

Bu güzel kahvaltı ve sohbet ortamından sonra Fatma Aydoğan’ın önderliğinde ot toplamaya çıkıldı, ilgi duyan arkadaşlar bizlere katıldı. Yazıköy doğasında çok güzel bir gezi oldu.

baharın yemeklik otları

Fatma ana diyoruz biz ona, bayağı yakışıyor, nur içinde yatsın annemin adı da Fatma’ydı. Fatmana diye takılırdım, içinde bulunduğumuz zamanın kıymetini bilmek lazım. Herşey hızla akıp gidiyor, doğa, insanlar, anılarımızın yerleri bir bir yitip giderken, her bir içten bakış, içten bir gülüş ne kıymetli. Bunları unutan pek çok insan var günümüzde. Fatma ana  otlar hakkında bilgi verirken, ekşi kulakları anlattığı anlar. Arkadaşlar buldukları otları gelip gösterdiler. Ilık, rüzgarsız bir hava vardı bu düzlüklerde.

datça doğasında fotoğraf çekme

Fotoğrafçı arkadaşlarımız Mustafa Özkan ve Mine Soral bitkileri fotoğrafladılar. Mine Soral  Botanik Illustration çalışmaları yapan bir arkadaşımız yurt içinde ve dışında çalışmaları sergileniyor, Datçamızda da sergileri oldu. Onun için doğadaki her ayrıntı önemli. İlgimizi çeken çevreye yayılmış sıklemen grupları oldu, çok güzel görünüyorlardı. Datça doğasında ormanlarda, makilik nemli ortamlarda sıklemenlere rastlarız, hatırladığım kadarıyla kasım ayında açmaya başlarlar, bu mevsimde açmış sıklemen görmedim. yaprakları ve çiçek renkleri biraz farklıydı. Değişik cinste orkideler bu günlerde kendini gösteriyor.

datça baharı

Bir badem tarlası olduğu gibi papatyalarla kaplıydı, bu yıl bu gibi manzaraları yeni yeni görüyoruz. papatyaların arasına uzanıp bu anların tadını kısa bir an için de olsa çıkardım. Aldığımız her bir nefes, temiz bir hava günümüz dünyasında büyük bir nimet. Bu arada Yazıköy bahçeleri arasında hiç bir engelle karşılaşmadan yürüdük, kimse kafasını çevirip çağla var mı diye bakmadı. Buralar büyük kentlerden gelen yabancıların olsaydı önümüze taş duvarlar, tel örgüler çıkardı, öyle görmüşler, mülkiyet kavramları burada böyle. Kiimse kimsenin malına el uzatmaz, herkes birbirinişn tarlasından rahatça geçer gider. Geçen gün çevrilen araziler yüzünden artık tarlama gidemiyorum diyen Kumyerli arkadaşa, satarken düşünecektiniz demiştim. Yeni gelenler kendi kentlerini kuruyor burada, bu doğa, bu serbestlik, bu güzellik, bu insanlık yudum yudum yok olurken. Demir kapılarda köpek var tabelaları.. Datça’da gezerken her zaman bu insanlara içimden yüzlerce kez teşekkür etmişimdir, onlar sayesinde böyle rahatça gezebiliyoruz diye. Ne güzel bir kültür diye.. yaban hayvanları da geçer bu tarlalardan, insanlar da…

Köyler mahalle olunca üretim mi kalır, bakın her şey dışarıdan gelmeye başladı, o güzel köyler nerede,  arazileri, otlakları. Şimdiden bazı şeyler duyuyoruz gelip horoz sesinden, köpek havlamasından , gübre kokusundan rahatsız olanları. Bu günleri, bu doğada elimize geçen bu güzel fırsatları doya doya yaşamaya çalışıyorum o yüzden. Ben artık şuna inanıyorum Datça’yı sevenlerinden korumalı…

Bu güzel anlarda bizimle olan, katkısı bulunan herkese çok teşekkürler..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir