Knidos Akademi, Knidos, Palamutbükü

knidos-palamutbuku-19

Birçok şey ortaya çıkarılmış, daha önce buralarda derin çukurlar vardı, Amerikalı İris Love zamanında gelişi güzel yapılan kazılarda açılan çukurlar, çukurlardan çıkarılan toprak ve taşlar da küçük limana atılmış. Şimdi Ertekin hocanın çalışmalarını daha öneki kazılarla karşılaştırınca aradaki farkı görüyorum, bir yeri alıp ortaya çıkarıyor. Kanalizasyon kanalı gibi yerler, dor nizamı sütunlar falan yeni çıkmış. Kazılar bu şekilde devam ederse Knidos’u gezenler daha heyacan duyacaklar.

knidos-palamutbuku-20

Bu yıl ilgimi çeken şeylerden birisi Knidos sahillerinde gördüğüm insanlar, günşlenenler, denize girenler, tarihi yerleri gezenler. Hoş görüntülerdi.  Ören yerini gezerken akrabalarımın kızı Gonca’yı gördük, biz ılgın ağaçlarının altında yerimizi alırken Gonca Knidos’u gezmeye çıkmıştı. Bu akrabalık durumundan bahsedeyim biraz, Annemin teyzesinin kızının kızı Hülya, Datça’ya tatil için, eşi, çocukları ve arkadaşlarıyla geldi, Gonca kızı oluyor. Hülya’nın annesi Leyla ablam, aslında benim öz ablam gibi, elinde büyüdüm, 5-6 yaşlarındayken Denizli’ye gittiğimizde bana ağaçlardan cırcır (Ağustos böceği) böceği tutardı, onu hiç unutmadım. Daha sonraki yıllarda babamın işi nedeniyle Denizli’ye yerleştik, Denizli Lisesini bitidim, yüksek okuldan mezun olana kadar orada yaşadık. Ta kii 1976 depreminde evler zarar görünce birkaç ay çadırlarda kaldık, çadırlarda derken mahallelinin kendi imkanlarıyla naylondan yaptığı çadır gibi yerlerde. Maalesef Kızılay’ın faydasını görememiştik, mahalleden kimse çadır bulamadı. Bir ayı geçkin o artamdaydık, sağlık sorunları başgösterdi ve baba memleketi İzmir’e tekrar geldik.

İşte Denizli’deki o yıllarda hemen karşımızdaki kerpiç evde yaşayan Leyla ablam ( Annemin teyzesinin kızı, bütün evler kerpiçti), benim öz ablam oldu, eşi Niyazi abim de öz ağbim. Her derdimize koştular, okuldan her gelişimde Leyla abla çay hazır mı diye sorardım, çoğu zaman hazır olurdu, hazır değilse hemen yapılırdı. Televizyonun olmadığı yıllar, gece birgün onlarda, birgün bizde, ne sohbetler edilirdi. O günleri çok özlüyorum, maddi olarak fakirdik ama manevi yönden çok zengindik. Leyla ablam ve Niyazi ağbim biz onları zaman zaman unutsak ta onlar bizi unutmazlar, arar dururlar. Bugün Knidos’a geldiğimiz Hülya biz lisedeyken daha küçüktü, doğduktan sonra kucağımızda taşıyacağız diye paylaşamıyorduk, yakınımızda gördüğümüz ilk bebekti bizim için.

knidos-palamutbuku-21

Gonca birlikte gezdiğimiz anlarda benim modelim oldu, bir insan figürü ile soğuk taşlar ısınıveriyor. Kaidenin üzerindeki fotoğraf için Facebook’ta bir arkadaş gözlüğü olmasa o zamandan kalma diyecektim demiş. Hakikaten gözlüğünü çıkar demek aklıma gelmemiş. Yuvarlak tapınaktayız, Arodit tapınağı diye de bilinir. Bu konuda konuştuğum uzmanlar bir zamanlar  burasının meşhur Knidos Afroditine ait bir tapınak olup olmadığı konusunda emin değiller. Yakınlarda bulunan bir takım küçük heykelciklere dayanılarak Afrodit tapınağı olduğu düşünülmüş.

knidos-palamutbuku-22

Akrabalarım ve arkadaşları bir müddet daha Knidos’ta kalacakları için onlardan ayrılarak Palamutbükü’ne geldik. Arabamı her zamanki gibi Limanın karşısındaki Borada otelin önüne park ettim. Ev sahibi Sevim Pilavcı, uzanmış kitap okuyordu, kedisinin keyfine diyecek yoktu. Sonra görüşmek üzere ayrıldık, karnımız bayağı acıkmıştı, arkadaşımın lokantasına uğrayıp pide yemek istiyorduk, hem böylece oradaysa öğretmen arkadaşımı görecektim. Emekli olmuş, kardeşinin lokantasına bakıyor, bu yaz bir kez geldim, kendisi yoktu.

knidos-palamutbuku-24

Saffet Toksöz, uzun zamandır görüşememiştim, sevdiğim arkadaşlarımdan, tabii bu karşılıklı oluyor. Hep gülümser durur, emekli olmadan önce okul çıkışı öğretmen evinde kağıt oynarken beni kızdırmak için çalıştığı olurdu ama ben ona kızamazdım. O yıllarda oyunlarda güler,eğlenirdik, sonra  Saffet hocam ve birkaç kişi tayin oldu gitti, o neşeli, hoşgörülü kadro bozuldu, ben de zamanla o ortamdan uzaklaştım. Palamutbükü bir başka, o bunaltıcı sıcaktan böyle serin bir yere gelmek…Burada  kendime geldim. Orada otururken kalmak için yer arayan birkaç kişi gördüm, hiç yer yoktu.

knidos-palamutbuku-25

Saffet hocamın oğlu Yiğit ufacıktı, şimdi delikanlı olmuş, babasına yardım ediyor. Sapsarı saçları vardı, oyun oynarken masamızın etrafında döner dururdu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir