8 Mart ve Bahar

8 -mart-bahar-18

Salise Tosun bundan sonra yaşam bizim için zor olacak diyor.  ” Eskiden bizim çocukluğumuzda badem yoktu, Palamutbükü komple Palamut ağacıyla kaplıydı, pelitlerini çıkarıp gemiyle gönderirdik. Bir zaman incir, tütün işleri oldu. Şimdi bademcilik te eskisi gibi değil ”  ” Sosyal yaşamımız yok ” diyor Salise hanım, ” Fırsat bulup ta birşey yapamıyoruz.” Datça merkezine ihtiyaç duyunca gidiyorlarmış.

8 -mart-bahar-11

Kadınlar konusu açılınca ” Televizyonlara yansımayan çok şeyler var. Kadınlar ölüp duru, kadınlar suçlanıyor, 2. sınıf vatandaş muamelesi görüyor. Dünyayı bilmiyom da Türkiye genelinde erkekler için bir eğitim olması gerekiyor. Bizim buralarda şiddet olayı pek olmaz, bu yörede hiçbir kadın kendini ezdirmez, erkekler burada kadını ezemez, kadınlar haklarını korur ” diyor kararlı bir sesle. O yörelerde kadınları öyle cahil bırakmışlar ki evde hep erkeğin dediği oluyor, erkekler kadınları bastırmışlar, kadınlar çaresiz diye devam etti.

Salise hanımın dediği gibi Datçamızın birçok yerinde kadın ve erkek birlikte karar verir çoğu kez, çoğu zaman buna şahit oldum, Betçe taraflarında kadınlar daha özgürler, yaşamın içinde eşleriyle birlikte hareket ediyorlar.

8 -mart-bahar-19

Yolun karşısında Gül Aras badem toplamaktan geliyordu, bu yıl bademler zayıf, en çok toplayan 2-3 kilo bademle geliyor. Gül hanımla sohbetimizde yaşamından memnun olduğunu belirtti, ne isterdiniz bir kadın olarak dediğimde, sağlıktan başka bir şey istemem, yaşamımdan memnunum dedi.

8 -mart-bahar-13

Şener Ören çağla çuvalını dükkanına indirken, ben oradayken telofonlar hiç susmadı, çağla isteyenler çeşitli yerlerden arayıp duruyorlardı. Kumyer’de Fatma Karacan evinde ekmek yapıyordu, onları izledim, sohbet ettim. Ekşi maya furun ekmeği, hakikaten çok ustaca yapılmış ekmekler, bir tane eve getirdim. Fatma hanım şeker hastası, ayakta fazla durmaması lazımmış ama mecbur diyor, evin geçimine katkı için çalışması gerekiyor. Onbir yaşından bu yana yaşamı çalışmakla geçmiş, emekçi kadınlardan, işten güçten sosyal yaşama vakit bulamıyor.”  Arkadaşlarım güne falan gider benim vaktim olmaz, zeytin toplamaya gittiğimde bile ekmek yaptım. ” diyor. Fatma hanımın çocukluğu da zor geçmiş, Cumalı okulunda öğlenciymiş sabah babası çifte götürürmüş, öğleden sonra yağmurda, çamurda okula gitmiş, ” ağlardım diyor giderken. Bir gün iş yapmasam kendimi huzursuz hissediyorum derken elden ayaktan kesilmekten duyduğu korkuyu belirtiyor.

8 -mart-bahar-1

Yanındaki arkadaşı Berrin Kavas Palamutbükü’nden ona yardıma gelmiş, ” Biz kardeş gibiyiz , benim fırınım yok kendi ekmeğimi yapıyorum hem de yardım ediyorum ” dedi. Berrin hanım badem, zeytinle geçimi sağlamak zor, yardımcı işler gerekiyor diyor. Berrin hanımın değindiği konulardan biri de üretimin eskisi gibi olmaması, tüketici olmak, ” Eskiden ambarlarımız dolu olurdu, son yıllarda kendileri üretmiyor, marketlerden alıyorlar, lezzetleri de yok, şehirler köylere özenirken köyler şehire özeniyor” diyor.

Fatma ve Berrin hanımların birer çocukları var, kendileri çok çocuklu ailede büyümüşler.

 

8 -mart-bahar-2

Ören ticaretten bir çuval çağla alan arkadaşla tanışıyorum, Milas’tan gelmişler. Ayhan Tugay pehlivanmış, gençlik fotoğrafıyla poz veriyor. Yanında Okay ve Gülgün Tugay. Bu arada çağlalar gelmeye devam ediyor,  bir bayanın torbasında çağla yerine portakal vardı, Şener bey hemen bir tanesinin tadına baktı, yüzünün buruşmasından biraz ekşi olduğunu düşündüm.

8 Mart ve Bahar” için 2 yorum

  • 12 Mart 2015 tarihinde, saat 20:47
    Permalink

    Muzaffer hocam huzuru bulmak istediğimde datça detay’a giriyorum.Gözünüze,eliniz,ayaklarınıza saglık.

    Yanıtla
    • 12 Mart 2015 tarihinde, saat 21:02
      Permalink

      Çok teşekkürler, bu günlerde oldukça ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri huzur, web sitemde biraz da olsa bunu sizlere yaşatabilmek mutluluk verici.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir